Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Altın fiyatlarında bu hafta bir kıpırdanma yaşandı. Uluslararası piyasalarda salı

günü yüzde iki oranında değer kaybeden altın daha sonra toparlandı. Ancak Türk

Lirası’nın dolara karşı değer kazanması ile birlikte bizde altın fiyatlarının aşağıya

yöneliş eğilimi devam etti. Altın fiyatlarının oluşumunda yapısal iki özelliğin öne çıktığını hemen belirtelim. Birincisi, altın halen pahalı bir yatırım aracı. Üzerindeki prim oldukça yüksek. Kriz sırasında en emin yatırım aracı olması nedeniyle artan talep altını çok pahalı bir mal haline getirdi. Bu fiili durum altına yatırılan fonların

alternatif yatırım araçlarına kayma olasılığını artırıyor. İkincisi, altına hedge fonlar ve

benzeri bazı kurumsal yatırımcılar yüksek miktarda para yatırdılar. Bunların şimdiki

sorunu çıkış stratejisi. Diğer bir deyişle diğer yatırım alanlarına kayma zamanını en iyi şekilde tahmin etmek. Altına yatırım yapmış kurumların risk iştahı arttıkça ve

başka alanlarda kâr olanaklarını gördükçe altından çıkmalarını doğal karşılamak gerekiyor. Halen dünyanın ekonomik durumu pek parlak değil. ABD Merkez Bankası Başkanı’nın da altını çizdiği gibi “olağandışı belirsizlik” sistemin özünü oluşturuyor.

Kısa sürede belirsizliğin azalacağını da kimse beklemiyor. Bu da kurumsal

yatırımcıları ani hareketlerden alıkoyuyor. Çıkışlarını frenleyerek yavaş

yavaş yapmalarına neden oluyor. Arz ve talep koşullarına hassas bir mal olan altın ile ilgili bir başka önemli yapısal özellik de Hindistan’dan kaynaklanıyor. Hintliler altına çok düşkünler. Dünyadaki altın talebini etkileyecek güçte altın alış satışı bu ülkede yapılıyor. Salı günü altın fiyatları düşünce ve de buna Rupee’nin dolara kıyasla değer kaybı eklenince Hintliler altın alımına başlamışlar, dünya fiyatlarını da

yukarı çekmişler. Tüm bu faktörleri ve gelişmeleri dikkate aldığımızda altın fiyatının orta dönemde aşağıya doğru yöneleceğini beklemek gerekir. Kanımca bu iniş ani ya da şok bir biçimde olmayacak. Zaman içinde ve yavaş yavaş gerçekleşecek.

Bu işin uzmanları yıl sonunda altının dolara göre ons fiyatının 1000 dolar civarında oluşmasını bekliyor. Ben de onlara katılıyorum.

Merkez’den ihracatçılara sarı ışık

Mevduat munzam karşılıkları para politikasının uzun yıllardır kullanageldiği bir araçtır. Amacı bankaların topladıkları mevduatın bir bölümünün merkez bankasına

yatırılmasını sağlayarak, paranın devir hızını azaltmak ve paranın maliyetini artırarak istenilen bazı parasal hedeflere ulaşmaktır. Ne var ki zamanımızda

modası geçmiş bir araçtır. Yavaş işler. Sonuçları hemen değil belirli bir zaman

geçtikten sonra alınabilir. Gerek yeni para politikası araçlarının ortaya çıkması,

gerekse finans kesiminin maliyetini suni olarak yükselten bir enstrüman olması

nedenleriyle çağdaş merkez bankaları bu araca pek başvurmak istemezler.

Dün sabah Merkez Bankası çıkış stratejisi çerçevesinde, son dönemde gözlemlenen kredi gelişmeleri de dikkate alınarak, yabancı para zorunlu karşılık oranını, 0.5 puan artırılarak yüzde 9.5’den yüzde 10’a yükselttiğini açıkladı. Yabancı

para zorunlu karşılık oranında yapılan bu artışla piyasadan yaklaşık 719.6 milyon ABD doları döviz likiditesi çekileceğini de belirtti. Bu önlemin kısa vadede ne

döviz talebini azaltmada ne de döviz kredilerini kısıtlamada fazla bir etkisinin olacağını bekliyorum. Buna gereksinim duyulduğunu da düşünmüyorum.

Bunun yerine açık piyasa işlemleri ile bu kadar döviz çok daha kısa sürede piyasadan çekilebilirdi. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın çıkış stratejisinde

söz ettiği bu adımını, zamanlamasını iyi ayarlayarak ihracatçıların isteklerine sarı

ışık yaktığı şeklinde yorumluyorum. Bu önlemin, döviz kuru üzerinde pek etkili

olmayacağına inanmakla birlikte, Bankanın ihracatçılara olan ilgisini ve sempatisini

yansıtmak için alındığını sanıyorum.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar