Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İnternetten ve sosyal medya üzerinden 6-7 yıl önce yazdığımız sorunları yeniden tekrarlıyor olmamızın en büyük nedeni kamu otoriteleri değil mi? Dijital çağa uygun düzenleme yapmak için illa bir densizin sosyal medyada saçma sapan paylaşım yapması mı gerekiyordu? Hiçbir şekilde Türkiye’yi muhatap almayan sosyal medya platformlarının Avrupa’da 3-5 milyonluk ülkelerle kurdukları diyalogları neden bizimle tesis etmediklerinin de elbette sorgulanması gerekiyor.

Artık sosyal medya platformlarıyla yeniden gündeme gelen Tükiye’nin dijital çağ sorunlarına daha kapsamlı çözümler bulunması şart. Mevzu sadece sosyal medya ile sınırlı kalmayıp, internetteki tüm mecraların kamuda denetim ve kontrolunü yapacak gerçek anlamda muhatapları olmalı. Regülasyon tarafında hesap verecek kurumların altyapılarıyla oluşturulmasında da geç kalındı.

Mesela Ticaret ve Ulaştırma Bakanlıkları online alışveriş tarafının belli kısımlarından sorumlu. Ama online alışveriş tarafı hızla büyümesine rağmen ilgili kurumlar bu büyümeye uygun olarak gelişmeleri yönetemiyorlar. İthal ürünlerin tanıtım broşürlerinde artık Türkçe neredeyse yok. Kim denetliyor? Kargo sektörü dökülüyor. Sosyal medya eleştirilerine biraz da “Devletin kontrolünde olan dijital platformlar ve ilgili sektörler nasıl yönetiliyor?” açısından bakmak lazım.

Belli sektörlerde regülasyon, düzenleme denilince Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) gibi adresler akla geliyor, ama yetkili olan bu kurumlar bile maalesef dijital sorunların çözümünde beklenen adımları atamıyor. Kısacası devlet olarak eksikliklerimiz var.

YouTube, Google, Facebook, Twitter, Instagram gibi platformlara yönelik tartışmalar, internet üzerinden yapılan ticaretler artık hep gündemimizde olacak. Bir yıl önce Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) Booking.com ile yaşadığı sorunları tartışmıştık. Her tartışma da maalesef yasaklamalarla gündeme geldi. Halbuki yasaklar değil, yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. Kamu bu açıdan görevini yaparsa sorunlar önemli oranda azalacaktır.

Geçen yıl Avrupa Birliği (AB) 3-4 yıl süren uzun uğraşlardan sonra dijital platformlara yönelik düzenlemeler yapabildi. Dijital çağa uygun modern telif hakkı kuralları getirildi. Bu işin sadece bir boyutu. Henüz içeriklere yönelik yasal düzenlemeler ve bilgilerin (verilerin) nasıl değerlendirileceğine dair ülkeleri rahatlatacak gelişmeler eksik. Türkiye’nin de en büyük eksiği verilerin saklanması ve işlenmesi hususu.

Türkiye olarak dijital düzenlemeler yapmakta biraz yavaş hareket ettiğimiz yaşanan sorunlarla ortada. İnternet ve dijital platformlara yönelik düzenlemeler oluruna bırakıldı. Medya boyutundan bakıldığında benzer acı bir tablo ortada. Televizyonlara her türlü yasal düzenlemeler, vergilendirmeler, RTÜK cezaları uygulanırken YouTube başıboş. İçerikleri, izlenme oranları, like’ları, dislikeları her türlü manipülasyona açık. Kaide, kural, telif hakkı detaylarını YouTube kendine göre belirliyor. Youtube gibi platformlarda ilgili şirketin kuralları geçerli, Türkiye’nin değil.

Google gibi arama motorları, internet platformları Türkiye’nin ürettiği içeriklerle Türk vatandaşlarından para kazanıyor. Haberler, yazılar, fotoğraflar sanki Google’ın eseriymiş gibi muamele görüyor. Fikri mülkiyet haklarına aykırı içeriklere ise kendi ticari kurallarına göre ve gelirlerini nasıl muhafaza edeceklerine göre yaklaşım sergileniyor. İçerik sağlayanlara da kendi kurallarına göre ödeme yapıyor.

Devlet tarafından ne zaman internet veya sosyal platformlarla ilgili bir düzenleme yapılmak istense birileri “özgürlükler kısıtlanıyor” tepkisi gösteriyor. Halbuki bu platformlar devletlerin, toplumların özgürlüğünü, varlığını tehdit ederek dünyadaki dijital kabadayıları güçlendiriyor. Türkiye’nin mutlak dijital çağa uygun yasal düzenlemeler yapması gerekiyor. Türkiye’nin vergi ve ücretlendirme taleplerine bu dijital platformların tehditle karşılık verdikleri, muhatap kabul etmedikleri dönemler oldu. O zaman gerekli adımlar atılmış olsaydı, bugünler daha farklı olabilirdi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın açıklamalarından Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye yönelik “Seyahat Uyarısı” Temmuz’da kalkmayacak gibi görünüyor. İki bakanın açıklamaların dinledim, arka planda konunun takipçilerine sordum. İki hafta sonra güncellenecek ülkeler listesinde Türkiye için olumlu bir hava göremedim.

Bakan Maas da sorulara dolaylı cevap verdi. Alman vatandaşlarının uyarılar eşliğinde tatile çıkıp çıkmayacaklarına kendilerinin karar vereceğini söyledi. Olumlu sinyal vermedi. AB içindeki seyahatleri daha iyi takip edebileceklerini gerekçe göstererek Türkiye’den durumu kötü olan İspanya ve İtalya gibi ülkelere yönelik uyarı olmamasını bu şekilde savundu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu kararın siyasi saiklerle alındığını mevkidaşının yüzüne söylemesi iyi oldu, ama neticesi olmayacak. Alman turistler galiba Ağustos'ta seyahat uyarısı olmadan Türkiye gelebilecekler.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!