Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ABD Başkanı Joe Biden ve ekibi için Türkiye ile en hızlı halledilmesi gereken konuların başında 5. nesil F-35 savaş uçağı var. Elbette etrafındaki ilişkileri ağıyla birlikte düşünmek gerekiyor. Türkiye-Rusya yakınlaşması ve S-400 hava savunma sistemi bir tarafta, terör örgütü PKK/PYD ile iş birliği yapan ABD diğer tarafta olunca her iki tarafta müttefikliği sorguluyor.

ABD ile F-35’te ortaklık için adım attığımızda, savunma sanayimize ciddi ivme katacağına dair tablolar çiziliyordu. Lockheed Martin ve Boeing arasında F-35 yarışının devam ettiği dönemde davetli olarak ABD’ye gittiğimde proje ortaklığına katılacak ülkelere ne tür fırsatlara sunulacağı albenili şekilde anlatılıyordu. Ancak iki binli yılların başındaki Türkiye savunma sanayisiyle günümüzdeki gelişmeleri artık kıyas dahi etmek mümkün değil.

Herkesin sandığının aksine Türkiye, savunmada asıl gelişmeyi zihinlerde gerçekleştirdi. Müttefik sanılan ülkelerin nasıl yarı yolda bıraktığını, Türkiye’ye yönelik terörü destekleyip, finans edenlerin arkasında hangi ülkelerin olduğunu gördü. Böyle bir keşiften sonra zaten her türlü yaklaşım ve işbirliğinin modeli de değişecektir. Bu sebeple yeni dönemde ABD-Türkiye ilişkileri yeni şartlarla ele alınacağından gelişmeler de kolay olmayacaktır.

Belki Türkiye, F-35 programındaki yerine dönebilir. Tabii S-400’leri olduğu yerde muhafaza etmemize karşılık, ABD’nin de Türkiye’nin taleplerini karşılamasıyla bağlantılı olarak ilişkilerde nereye döneceği önemli olacaktır. Özetle, ABD’nin yeni Türkiye ve yeni dünya düzenine alışmasıyla ilgili olarak sorunlar yaşayacağımız bir döneme giriyoruz.

“Türkiye’nin verileri, Türkiye’de kalmalı” sloganına alıştık. Ama henüz veri konusunda önümüzü görecek düzeye gelmiş değiliz. Evet, veriler çağımızın altın madeni konumunda. Her açıdan değerli ve korumamız gerektiğini artık konuşmak bile abes.

Bir an önce yabancı küresel dijital devlerden verilerimizi, datalarımızı koruyacak yasal düzenlemeleri hayata geçirmemiz şart. Ama bu temsilci tartışmaları henüz bunu karşılayacak gibi değil. Ayrıca 3 GSM operatörü anlaştı, verilerin korunmasında bir şeyler olacak havasının verilmesi de yanlış. Çünkü 3 GSM operatörünün hükmedeceği verilerin korunması görevi de kamunun, düzenleyici kurumların.

GSM operatörleri çeşitli defa bir araya gelerek, “Büyük anlaşma” şeklinde sunulan; Fiber altyapı, yerli baz istasyonu ULAK’a siparişi dahil birçok hususta anlaşmalara imza attıklarını biliyoruz. Bunların hiçbirisinde başarı elde edilemedi. Çünkü siyasi baskılarla, işin ruhuna aykırı olarak yapılan bu anlaşmalar, arka planda bazı yasal düzenlemeleri hiçe sayan, şirketlerin var oluş amaçlarına zarar veren yaklaşım anlamına geliyordu. Nitekim sonuçları da olmadı.

ULAK baz istasyonu halen daha istenen seviyede kullanılmıyor. Yerli baz istasyonunun eli kolu bağlıyken, piyasada yabancı şirketlerin ağırlığı giderek arttı. Çünkü Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2017’de yürürlüğe sokulan, Ticaret Bakanlığı ile TOBB tarafından kontrol ve denetimi doğru düzgün yapılamayan “Yerli Malı Belgesi” düzenlemesiyle birçok yerli girişimin önünü kesilmektedir.

Düzenleyici kurumların yaklaşımları yüzünden bazı sektörlerde yerli ve milli gelişim olmuyor. Zaten her şey için “yerli/milli” ibaresi bolca kullanıldığından kelimeler de önemini yitirmeye başladı. Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) kamu tarafında örnek uygulamalarla ilerlerken, yakından takip ettiğim telekomünikasyon sektöründe ciddi sorunlar var.

Mesela 4,5G ihalesindeki yerlilik kriterlerine uyulmadı. Uyulmuyor. Uyulmayacak. O zaman bu ihaleye bu kriter neden kondu? Kim denetliyor? Yerine getirmeyen 3 GSM operatörüne neden müeyyide uygulanmıyor? Yerli ve milli teknolojilerin kullanılması hususunda ilgili kamu otoriteleri üzerlerine düşeni niçin yapmıyor? Bu yabancı sevdası ne zaman bitecek?

Netice itibariyle suni gündemlere takılıp, yasal altyapısını geliştirmediğimiz, piyasasını her açıdan kontrol edemediğimiz telekom sektöründe “3 GSM operatörü anlaştı” tarzı girişimler bir netice doğurmuyor. Bu sebeple WhatsApp tartışması üzerine Turkcell, Vodafone ve TT yöneticilerinin yerli mesajlaşma ve sosyal medya uygulamalarının kullanımına yönelik attıkları adımların da başarılı olma şansı yok. Konjonktüre uygun verilmiş bir tepki fotoğrafı olarak arşivde yerini almış oldu. Vatandaş da konjöktüre uygun olarak uygulamaları hızla indirdi, ama bunların kullanımında ve verilerin korunması anlamında endişeleri var. İndirmek başka, kullanmak başka…

Ayrıca madem bu iş bu kadar kolay oluyorduysa WhatsApp mevzusu ortaya çıkana kadar 3 GSM operatörü neredeydi? Bir kenara yazın 6 ay sonra gözden geçirelim. Bakalım yel kayadan ne almış?

Son olarak sosyal medya platformu Facebook, Türkiye’ye temsilci atamaya kararı verdiğini duyurdu. Ama ilkelerine ters bir talep olursa, temsilcisini geri çekeceği tehdidini de savurdu. Çok yakında Facebook’un “Tüzel Kişi” temsilcisini çeşitli sorunlarla, tartışmalarla uğraşırken karşımızda bulacağız. Eğer “Gerçek Kişi” temsilci atanacaksa, bu kişinin kanunen Türk vatandaşı olma şartı var. Ama yabancı şirketler ağırlıkla temsilci olarak “Tüzel Kişi” atamayı tercih ediyor. Acaba neden?

Bu “Tüzel Kişi” atama işini de bildiğimiz anlamının ötesinde tevil etmemiz gerekiyor. Çünkü bazı şirketler halen daha Türkiye’de ofis açmayı, verileri Türkiye’de tutmayı, buradan kazandıklarını burada vergilendirmeyi başka türlü değerlendiriyorlar gibi bir hissiyat var. İlgili yasadaki son değişiklikler de şirketleri temsilci atamaya zorlayan detaylar içeriyor. Önce yabancıların masaya oturması bekleniyor.

Dolayısıyla yabancı digital platformlarla ilgili asıl tartışmaların temsilci atamalarından sonra yaşanacağı söylemek mümkün. Şu ana kadar, “Köpeksiz köyde değneksiz geziyorlardı.” Fakat başıboşlukta kabahat bizdeydi. Bundan böyle yabancı şirketler, kendi kuralları, uygulamaları ve ticari menfaatleri ile Türkiye yasaları arasında uğraşacaklar. Geçiş dönemi yaşayacağız. Çünkü Türkiye'deki sosyal medya platformlarının kullanımında birçok ülkeye fark atacak ilginç uygulamalar söz konusu.

“İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” da önümüzdeki günlerde yine değişiklikler olacağını bekleyebiliriz. Türkiye’de temsilcilik açmayan yabancı ağ sağlayıcılar; Facebook, Instagram, Twitter, Periscope, YouTube, TikTok, Pinterest, LinkedIn ve Dailymotion gibi şirketleri yasayla yolu getirmede Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan ciddi gayret sarf ederken, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Kasım 2020’den itibaren cezalar kesmeye başladı. Epeyce de yol alındı. Ancak bu hususta renkli günlere henüz giriş yapmış değiliz….

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00