Elektrikte indirim yetersiz…
Ekonomik krizle birlikte elektriği olan talebin giderek azalması ya da beklenen ölçüde talebin artmamasının iki faydası oldu. Birincisi; Türkiye elektrik krizine girmedi. Eğer ekonomik kriz öncesine giderek, o dönemdeki yıllık elektrik talebine olan artışlarına bakarsak, bugün halimize şükretmemiz gerekir. Zira kışın soğuk havasında ve yazın sıcak aylarında elektriği olan talep sebebiyle kesintiler yaşamamız kaçınılmaz olacaktı. Kriz ekonomiye küçültünce Türkiye elektrik yatırımlarında ciddi bir zaman kazandı.
İkinci husus ise vatandaşın ve sanayicinin cebine yansıyan indirim rakamları. Doğal fiyatlarının endeksli olduğu petrol fiyatlarının aşağı inmesi, barajların dolu olması, elektrik piyasasının anlık alımlarla rekabetçi yapıya kavuşması elektrik fiyatları üzerinde aşağıya inmesi yönünde baskı oluşturdu. Dengeleme Ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) çerçevesinde en uygun fiyata elektrik veren santrallerden alım yapılıyor. Böylece elektriği en ucuza üretenler bu rekabetten faydalanıp DUY çerçevesinde vatandaşın ve sanayicinin yüzünü güldürecek rakamlardan satış yapıyor.
Uzun bir süredir DUY kapsamındaki işlem gören elektrik fiyatlarının aşağı indiği biliniyordu. Böylece üçer aylık periyotlarda gözden geçirilen elektrik rakamlarının tüketiciye yansıyan cephesinde neden indirime gidilmediği de tartışılıyordu. Derken Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), gereken adımı attı ve elektrik fiyatlarını, abone gruplarına göre yüzde 3,20 ile yüzde 4,49 arasında değişen oranlarda ucuzlattı.
Sevindirici haberi ise bizzat EPDK Başkanı Hasan Köktaş tarafından duyuruldu. Peki yapılan indirim oranları yeterli mi? Asıl bunu tartışmak lazım. Sanayi elektriğinin kilovat saat fiyatı 18,434 kuruştan 17,716 kuruşa, mesken elektrik fiyatı da 21,659 kuruştan 20,869 kuruşa indirildi. Ama yaptığım araştırmalar çerçevesinde edindiğim izlenime göre indirim oranlarının yüzde 5’in üzerinde olması gerekiyor.
Bakalım 3 ay sonra nasıl bir tabloyla karşılaşacağız…
Türkiye Yanıyor Erbil Sakin
Terör olayları ülkenin dört bir yanını kavururken, dün Erbil’den bir arkadaşla konuştum. Orda durum nasıl? Türkiye’de yaşananlar nasıl karşılanıyor?’ Sorularını yönelttim, şaşırtıcı cevaplar aldım. Kuzey Irak’taki üst yönetim dışındakiler Türkiye’deki vahim olaylardan ve terörün önemli kaynağının Kuzey Irak olduğundan bile habersizmiş.
Kuzey Iraklılar Türkiye’deki terörün farkında bile değillermiş. En büyük eğlenceleri ‘Dünya Kupası’nı izlemekmiş. Şimdi buyurun, bu durumu değerlendirin. Türkiye’de ise artan terör olaylarıyla birlikte birileri çıkıp yeniden durum değerlendirmesi yapma telaşında. Amerika’nın Orta Doğu Bahçesi’nde durum sakinmiş, terörün kaynağı Kandil Dağlarında istikrar hâkimmiş. Bu tabloyu nasıl yorumlayacağız.
Şimdi bir yandan pompalanmaya başlanacaktır; Terör ne istiyor? Neler eksik yapılıyor? İmralı boşaltılabilir mi? Kuzey Irak, merkezi Irak yönetiminden koparılıp, bu vesileyle Türkiye’ye monte edilebilmesi için Kandil Merkezli yeni projeler raftan indirilebilir mi? Aslında tüm bu projeler, Amerika’nın zaman zaman gündeme getirdiği planların bir parçası.
Terörist Irak’tan gelecek, ama Türkiye Irak derinliklerinde operasyon yapamayacak. Irak’ın altını üstüne getiren Amerika, terör odaklarına sessiz kalıp, Türkiye’yi bir şeylere ikna edecek. Barzani, ‘Demokratik Açılımı’ destekliyorum açıklamasını yapıp, terör kamplarını müdahaleye temkinli yaklaşacak. Bunlar ancak bir planın ürünü olabilir?
Kuzey Irak’ın enerji kaynakları için en güvenli güzergâh olan Türkiye ile yakın ilişkiler nasıl geliştirilir? Merkezi Irak yönetiminin kontrolü dışına enerji kaynakları çıkarılarak işletmeye sokulma yöntemleri neler olabilir? Terörün görünmeyen arka planında, dış dünyamızda çok daha büyük oyunlar var. İçeride ise sorunun ortak bir tanımı bile yok.
ABD İran Gazı Uyarılara Başladı
Türkiye-Irak-İran-Amerika ekseninde, son günlerde meydana gelen gelişmelerin hararetini artıracağını söylersem ne dersiniz? Mesela PKK terörünün bir ucunda ABD eksenli pazarlıklar olacağını, İran gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya açılmaması için başka gelişmelerinde ortaya çıkabileceğini iddia etsem ne dersiniz?
Hâlihazırda Türkiye’ye doğalgaz veren İran, Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesiyle de Avrupa’ya gaz satmak istiyor. Diğer taraftan Pakistan’a da gazını ulaştırabilmek için boru hattı anlaşmasına imza atmış durumda. Amerika ise İran ile yapılacak her türlü ilişkiye karşı. İran’a karşı alınan son yaptırım kararıyla Türkiye’nin önüne nasıl bir menü konacağı ise meçhul. Belki de konmaya başlandı, ama algılayan olmadı.
Ancak aynı ABD, Pakistan’ı direkt olarak İran gazını taşıyacak boru hattı için uyardı. Hatta ABD Kongre’sinin bu projeyi etkileyebilecek yeni yasalar çıkartmaya hazırlandığını, Pakistan yöneticilerin de yeni yasayı beklemeleri tavsiye edilmiş.
Pakistan ise 2015 yılında bitecek ticari bir proje olan boru hattıyla, İran’a uygulanacak yaptırımların ilgisi olmadığını savunuyor. Ama unutmayalım, Pakistan’ın başında da terör belası var…
- Tarihte ilk defa olacak: Yolcu sayısı 5 milyarı, gelir 1 trilyon doları aşacak!11 dakika önce
- SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün: Savunmada sessiz ve derinden gelen projelerimiz var1 gün önce
- Ziraat Bankası Troy'un neresinde?4 gün önce
- Çayırhan'da doğrular ve yalanlar5 gün önce
- Madencilikte geriyseniz gelişmeniz zor!1 hafta önce
- Çok tıklanıyor, ama görülmüyor, okunmuyor!1 hafta önce
- THY de TROY'u keşfetti!1 hafta önce
- Türkiye'nin F-35'e dönmesi doğru mu?2 hafta önce
- Uçak kazaları azalıyor!2 hafta önce
- Oreşnik engellenemez mi?3 hafta önce