Yüksek maaşlıların grevle imtihanı
Yazılarımda ne kadar farklı konular el alıyorsam, o denli farklı kitleleri tanıma fırsatım oluyor. Dün HP servisleri üzeri yazınca, IBM Türkiye çalışanlarından da ilginç mesajlar aldım. Konuyu araştırdım. Mevzu derya gibi maşallah. Evet tek bir şirket, az çalışan, ama yüksek maaşlı, okumuş, görmüş çocuklar 3 yıl önce hak arama yoluna düşmüşler. Teknolojiye hâkim şirketimiz IBM ise sadece teknolojiye değil, sanal ağlarla her şeye hükmettiğini düşünerek, bizim okumuş çocukları hiçe sayarak uzun süre zam yapmamış. Cıngar tam da buradan çıkmış.
IBM çalışanı, lisanslı, doktoralı çocuklar hakkımızı nasıl ararız derken, gariban kesimin malı diye zannettikleri sendikayı keşfetmişler. Ama işçi sınıfının arasına düşmeleri, hak aramaları tahmin ettikleri kadar kolay olmamış. Hatta halen daha düştükleri yerden çıkabilmiş, hak/hukuk yüzü de görebilmiş değiller.
Tam 3 yıl sendikal örgütlenme mücadelesi vermişler. İki yıl önce ‘sanal grev’ başlıkları ile gündeme gelmişler, ama fazla etkili olamamışlar. Şu günlerde ise ‘sanal grev’den ‘gerçek grev’e doğru emin adımlarla ilerliyorlar. 2010’da sendikalı olmuş, masaya oturup, anlaşamamışlar. 30 Temmuz itibariyle grev kararını uygulamak üzere 60 günlük süre başlamış durumda. Ancak bu kararın öncesi var.
IBM Türkiye Yönetimi’nin anlaşma gibi bir program gündeminde yok. Hatta grev olacağına da kanaatimce inanmıyorlar. Öte yandan çalışanlarda grev değil, anlaşmayı tercih ediyor, ama IBM yönetimi hiçbir maddeyi kabul etmemiş, görüşmeler başlamamış ve grev mecburi tercih olmuş.
Sendika grevi kararı aldığında ise IBM çalışanların internet araştırma yapıp, grev oylama hakları olduğunu öğrenmiş. Grev oylamasına gidilmiş, Tuhaf bir şekilde IBM Yönetimi de çalışanların kafasını karıştırarak greve gidilmesini desteklemiş. Ve grev kararı alınmış.
Burada ilginç iki ayrı konu var.
Birincisi; Beyaz yaka örgütlenmesine IBM çalışanları öncülük yapıyor. İletişim ağları yüksek. Umarım popüler sektörümüzün üyeleri bir mesafe kat ederler.
İkinci husus ise Türkiye bu alanda da bir başıboşluk yaşıyordu. Yabancı yatırımcı şirketler, dünyadaki çalışma şartlarını ülkemize getirmekte nazlanıyorlar. Ama üzerlerinde baskıda kurulmuyordu.
Hatta IBM çalışanları da henüz bir yol kat etmiş değiller. 8 ile 5 yıl boyunca zam alamamışlar, ama bundan sonrası da malum değil. Grev kararının sonu da meçhul. Acaba referandum paketine bunlarla ilgili bir şeyler koydular mı?
DHMİ’den Eurocontrol Tazminatı İzahatı
Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nden (DHMİ) tazminat tartışmaları konusunda gelen yoğun elektronik mesaj ve mektuplardan birisine köşemde yer verdim.
Konu şöyle; Kısa süre önce DHMİ, ‘Havacılık Tazminatı’ (Eurocontrol) adı altında personellerine ek ücret vermek için bir düzenleme yaptı. Aslında bu düzenleme belli kurallara ve şartlara göre tasarlandı. Ama memnun olan kadar, şikayet edeni de çıktı. Çünkü iş tamamen duygusal ve direkt cüzdana yansıyor. Kurallar ise biraz karmaşık gibi göründüğünden DHMİ personeli dertli.
Bu konuda söz sırası DHMİ yönetiminde,
‘Bilindiği üzere havacılık tazminatını düzenleyen yasada personelin faydalanacağı tazminat oranları, maliyetlerinin EUROCONTROL ( Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatı) tarafından karşılanma derecesine atfedilmiştir. Eurocontrol Prensipleri gereğince de sadece hava seyrüsefer hizmetlerine ilişkin maliyetler, Kullanıcılar/Havayolu Şirketleri tarafından karşılanmaktadır.
Kuruluşumuzun yapısı itibariyle, havaalanı işletmeciliği ve hava seyrüsefer hizmetlerinin ifası olmak üzere iki ana faaliyet konusu bulunmakta olup, bu çerçevede her iki hizmet alanından sadece birinde çalışan personelin yanı sıra her iki hizmet alanına yönelik olarak da görev yürüten çok sayıda ortak personelimiz (destek hizmetleri) bulunmaktadır.
Bu durumda, Kuruluşumuzun iki ana faaliyetinden biri olan “havaalanı işletmeciliği” kapsamındaki maliyetler, tamamen Eurocontrol mevzuatının kapsamadığı, dolayısıyla maliyetlerini karşılamadığı bir alandır. Her iki alana da ortak olarak destek hizmeti üreten gruba yönelik oluşan maliyetler ise Eurocontrol’ce kısmen karşılanmaktadır.
Bu konuyu, DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal ile de telefonda görüştüm. Fakat her DHMİ çalışanı şüphesiz havacılık için çalışıyor, ama iş bölümünde hangi tarafta olduğu tazminat hak etmesi anlamında önem kazanıyor. Bana kalırsa hava seyrüseferin DHMİ’de olmaması gerekir. Adı üzerinde hava meydanları işletmesi, sivil havacılık otoritesi değil.
Bu Yazıcı 2,5 Lira
Dün bu köşede yer verdiğim, “yüz liralık mala elli liralık masraf” yazıma asıl muhatabından HP’den değil, Media Saturn’den’ satış sonrası hizmetiz var’ cevabı geldi. Onlarda haklı zira bu ürünleri satan taraf olarak ortaya çıkan manzara hoş değil. Ama malın sahibi HP’den ses yok. Ama HP de haklı bir yazıcı dediğin nedir ki, bu kadar gürültü koparılıyor. Evet, HP yazıcılar 2,5 lira hem çalıyor, hem oynuyor. Varsın servisler azıcık sorunlu olsun…
- Türkiye'nin F-35'e dönmesi doğru mu?10 dakika önce
- Uçak kazaları azalıyor!2 gün önce
- Oreşnik engellenemez mi?3 gün önce
- Siber Güvenlik için önemli adım!1 hafta önce
- Eurofighter ve Bayraktar TB2 yarışı!1 hafta önce
- Uçakta istenmeyen 7 yolcu tipi…1 hafta önce
- Turkcell'i zarardan Ukrayna kurtarmış!2 hafta önce
- THY'ye Trump'ın etkisi nasıl olacak?2 hafta önce
- Yenilenebilir enerjiyle ne kadar bağımsız olabiliriz?2 hafta önce
- Türkiye Kart ve Troy2 hafta önce