Yeni kriz beklentisinin işaretleri
Ankara yeni yılda yeni bir kriz dalgası endişesi taşıyor. Özellikle Avrupa’da yaşanan ekonomik çalkantılardan Türkiye’nin asgari ölçüde etkilenmesi için önlemler alınıyor. Sadece Avrupa bağlamında değil başka bölgelerdeki ihtimal dahilinde olan küresel krizler de Ankara’yı temkinli adım atmaya sevk ediyor.
Dün Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın 49 banka müdürüyle bir araya gelmesinin en önemli sebeplerinden birisinin kredi artışları olduğu ifade ediliyor. Bu görüşmeleri yakından takip eden önemli bir bürokrattan aldığım bilgiler bu yönde. Babacan’ın cari açığın artması sebebiyle teyakkuza geçtiği bu sebeple bankacılık sektörüyle yakın diyaloğa geçip uyarıda bulunmayı arzu ettiğinin özellikle altı çiziliyor.
Türkiye’nin kendini güvene almasının ilk işaretini önce Merkez Bankası verdi. Babacan da hem bu adımların arkasında olduklarını hem de bankaların yabancı kaynaklı kredilerinin kullanımı konusunda neden teyakkuzda olunması gerektiğini izah ettiği belirtiliyor. Ankara’daki toplantının asıl sebebi 2011’e yönelik negatif bakış açısı.
Bakan Babacan’ı ve Merkez Bankası’nı haklı çıkarabilecek bir uyarı da yurtdışından. İstanbul, Avrupa’nın kredi durumu kırılgan kentleri arasındaymış. Küresel kredi krizini tahmin eden iktisatçılardan, Amerikalı analiz uzmanı Meredith Whitney göre emlak sorununun ardından, en önemli konuların başında kent harcamaları geliyor. Ve İstanbul Avrupa’nın kredi durumu kırılgan şehirleri arasında gösteriliyor.
‘Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan kusursuz konumu, ciddi zayıflıklarını gideremiyor.’ Uyarısı yapılan İstanbul için kısa süre benzer değerlendirmeleri Türkiye’nin önde gelen bir işadamı yaptığında pek dikkate almamıştım. İnşaat sektörünü de çok yakından takip eden hatta bazı derneklerde başkanlık görevleri de yapan bu işadamı özellikle çok katlı yapılan çeşitli statüdeki binaların yakın zaman içinde çöp olacağına, TOKİ konutlarına benzer geleceğin beklediğine dikkat çekmişti.
İçerden ve dışardan yapılan uyarılar aynı yerde kesişiyor. Şehrin yoğun yatırım talebi, yüksek bütçe açıkları ve biriken borçlar sıkıntı olabilir. Uyarının özeti bu.
2011 UFO’larla renklenecek
Dünyada dışında başka canlıların varlığı yıllardır tartışılıyor. Ayrıca her habere de merakla kulak kabartılıyor. Ben de Amerika’ya yaptığım ve hayatımda önemli bir kilometre taşı olan NASA ziyareti sebebiyle Tanımlanmayan Uçan Cisimlere (UFO) inananlardan birisiyim. Tek gerekçem ise NASA’de beraber yemek yediğim ve uzaya beş defa gitmiş olan bir astronot.
Nedenini elbette merak ediyorsunuzdur. Fakat astronottan aldığım net bir cevap yok, ama belki görevi icabı net değildi. Ancak verdiği cevap ilginçti: ‘Uzaya gittiğinizde dünya evrendeki küçük noktalardan birisi durumunda kalıyor. Diğer noktalara gidemiyorsunuz diye oralarda başka canlıların ve yaşamların olmadığını iddia edemezsiniz. Bence evrende başka canlılar var.’ Astronotun bana verdiği cevap bu kadardı. ‘Somut yaşadığınız bir olay var mı?’ soruma ise cevap alamadım.
Yeni Zelanda Savunma Gücü de bu yaklaşımı destekler nitelikte olan ve son 60 yıldır gizli tutulan UFO belgelerini açıklamış. Gizliliği kaldırılan belgelerde, UFO ve onları kullanan dünya dışı varlıkların neye benzediğine dair oldukça net ifadelerin olduğu belirtiliyormuş. Galiba 2011 çok renkli geçecek. Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’nden Haktan Akdoğan’a gün doğacak. Belki de ayak numarası 440 olan uzaylıları bizimle o tanıştıracak.
Yazın Atatürk’te kar etkisi olacak
Avrupa’yı etkisi altına alan soğuk hava sebebiyle meydanlarda yaşanan sıkıntıları görüyoruz. Uçaklar kalkmıyor, terminallerde günlerce zaman geçiren insanların tepkilerine de şahit oluyoruz. Hafta sonu Budapeşte’de yoğun yağan kar sebebiyle 5 saatlik bir rötarı bizzat yaşadım. Viyana Havalimanı’nda benzer hava şartları olmasına rağmen rötar sorunu yaşanmazken, Budapeşte meydanın iyi idare edilememesi, geç müdahaleler ve ağırdan alma gibi problemler nedeniyle rötar yaşadığımızı bizzat bu meydandaki görevliler ifade etti. Soğuk havalar, hava muhalefetleri bir yere kadar gerekçe oluyor. Sonrası bilgiye ve beceriye kalıyor. Bu güzel havalarda Avrupa’daki rötarlara, beceriksizliklere gülen hatta alaya alanları, bu yaz Atatürk Havalimanı’nda yaşanacak rötarlara, sıkıntılara davet ediyorum.
Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ), Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ve en önemli oyuncu Türk Hava Yolları’nı (THY) bu yaz Atatürk’te Londra’ya yağan kardan daha büyük bir tehlike bekliyor. Bu satırları kesip saklayın, haziranda ne demek istediğimi göreceksiniz.
Çünkü sadece THY’nin yüzde 15’lik büyümesi bile Atatürk için yeterince kapasite sorunu demek. THY’nin uçtuğu ülkelerin bayrak taşıyıcı havayollarının ikili anlaşmalar çerçevesinde talep edecekleri yeni uçuşlar, frekans artışları ve isteyecekleri slotlar ciddi mesele olacaktır.…
İstanbul’a üçüncü meydan tartışmasının yerine bu yazı nasıl geçireceğimiz mevzusu daha önemli.
- PETKİM Master Plan sürecine dayanabilecek mi?21 dakika önce
- Tarihte ilk defa olacak: Yolcu sayısı 5 milyarı, gelir 1 trilyon doları aşacak!1 gün önce
- SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün: Savunmada sessiz ve derinden gelen projelerimiz var2 gün önce
- Ziraat Bankası Troy'un neresinde?5 gün önce
- Çayırhan'da doğrular ve yalanlar6 gün önce
- Madencilikte geriyseniz gelişmeniz zor!1 hafta önce
- Çok tıklanıyor, ama görülmüyor, okunmuyor!1 hafta önce
- THY de TROY'u keşfetti!2 hafta önce
- Türkiye'nin F-35'e dönmesi doğru mu?2 hafta önce
- Uçak kazaları azalıyor!3 hafta önce