Teoman'ın 'fasa fiso' dedikleri hayatının özeti
ÇOCUK kalbindeki boşluk, yetişkinliğinde bir şekilde başına bela oluyor. Teoman kendi hayatını yazdığı ‘Fasa Fiso’ kitabında, 2 yaşındayken kaybettiği babasının ardından yaşadıklarını da anlatıyor. Bu kısmı eğlenceli bir dille kaleme alsa da okuyanlar o derin yaraya dokunabiliyor.
İlerleyen yıllarda, tüm imkânsızlıklara, tüm tembelliğine ve tüm negatifliklerine rağmen Teoman çok istediği gibi ‘rock star’ oluyor olmasına ama içindeki boşluk ne yaparsa yapsın dolmuyor. Hiçbir şey ona yetmiyor. Hep mutsuz, hep depresif, hep kavgacı, hep kusur bulucu…
‘Fasa Fiso’ tüm eksikliğine rağmen samimi bir biyografi. Eksiklik diyorum çünkü çocukluğunda derisinin ne kadar problemli olduğunu bile anlatan Teoman’ın kendi çocuğuna ve onunla ilişkisine dair tek satır yok…
***********
CEM KARACA VE ERKİN KORAY’A YAPILAN SAYGISIZLIK
HEMINGWAY’E göre yazmak, insanın kendini acıtan şeylerin sonuna kadar üzerine gitmesi. Yazabilmek için de cesur olmak gerekir. Kendi gördüğün bir yana, başkalarının sana nasıl baktığını da görmelisin.
Biri benim hâlâ aklımda…
1999’u 2000’e bağlayan gece Taksim’de büyük bir konser düzenleniyor. Konserde 2 dev müzik adamı Cem Karaca ve Erkin Koray’dan sonra Teoman sahneye çıkıyor.
Teoman konser sonrası bir röportaj veriyor. Koray ve Karaca’yla aynı sahnede olmanın nasıl bir duygu olduğunu soran gazeteciye şunları söylüyor: “Onların performansını seyredemedim. O gece bir partideydim, konsere de içim kan ağlayarak çıktım açıkçası, çünkü parti çok iyiydi.”
Hem o gece orada bulunan dinleyicilere hem de 2 büyük ustaya yaptığı bu affedilmez saygısızlığı kendi içinde haklılaştırıyor elbet. Teoman bir TV programında konserle ilgili “Biz kiminle olsa çalarız, fark etmez Teoman’la çalmamız. Biz Ajda Pekkan’la da çalarız” diyen Koray ve Karaca’dan kendince intikam alıyor.
Oysa ki Karaca ve Koray, müzikte henüz birkaç yılını dolduran Teoman’ın “Afişte benim ismim onlardan büyük yazılacak” diye şart koşmasını ve afişe ilk olarak kendi ismini yazdırma ısrarını dile dökmeden o röportajla Teoman’a mini bir ayar veriyor ama bunu kimse anlamıyor; Teoman dahil… Afişte Teoman’ın ismi üste yazılıyor ama bu olay hiç unutulmuyor.
Not: Kitapta bu hesaplaşma yok ama yıllar sonra Cem Karaca’yla kurduğu güzel dostluğa dair notlar var.
- Şato mu, daire mi?2 yıl önce
- Sesi harika, enerjisi yüksek3 yıl önce
- Bodrum'da kazıklanma mevzusu5 yıl önce
- Kendi OHAL'imden sonra Bodrum'da bir hafta5 yıl önce
- Bodrum'da kazıklanma mevzusu5 yıl önce
- Babalar Günü kutlu olsun ama hepsinin değil5 yıl önce
- Sezen de konduramadı5 yıl önce
- Siz normalleşin ben anormalliğe biraz daha devam5 yıl önce
- Nilüfer'in tuzu kuru mevzusu, cinayetler ve günahlar5 yıl önce
- Boğaz'a yunus gelmiş diyorlar, yok artık!5 yıl önce