Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 

Sosyal medyada herkes çok mutlu, sanki yeni moda mutluluk, huzur, özgüven ve kişisel gelişim. Tanıdığım herkes sanal alemde gurme, gezenti ve filozof olmuş üstelik de paylaşımlara bakılırsa maaşlara da zam üstüne zam yapılmış ki millet evde oturmadan mütemadiyen geziyor.

Günümüzde insanlar birbirleriyle daha önceki dönemlere göre daha fazla iletişim halinde olsalar da aslında çok daha yalnızlar. Sanal alemde ağlarımız ve tanıdıklarımız artarken, hayatımızda gerçek anlamda var olan insanlar aslında azalmakta.

En kötüsü de insanların mutsuzluklarını konuşamıyor olması. Akıl ve beden sağlığı konularında kusursuz olmakla ilgili saplantımız var, ama toplum olarak hepimizin terapiye de ihtiyacı var. Neden yanı başımızda olan mutsuzluğu görmezden geliyoruz?

Türkiye’de 2014-2017 yılları arasında 9 bin 479 kişi intihar etti. İntihar edenlerin yüzde 75’i erkek, en fazla intihar vakası görülen yaş aralığı 20-24. Büyükşehirlerimizde daha fazla intihar vakası görülüyor, İstanbul bu konuda ilk sırada. İntihar ve depresyon sadece Türkiye’de artış gösteren bir sorun değil, hatta Forbes dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre dünyada her yıl 1 milyon kişi yaşamını sonlandırıyor.

Sosyal lekelenmeden korktukları için pek çok kişi akıl sağlığı ile ilgili sıkıntılı bir durum yaşadığını kabul etmemekte ve problemleriyle bu yüzden de yüzleşmemekte. Dünyada ruh sağlığı ile ilgi sıkıntı yaşayan 450 milyon insanın yüzde 60’ı herhangi bir destek almazken, gelişmekte olan ülkelerde bu rakam yüzde 90’ı bulmaktaymış. Ekonomilerimiz ve toplumumuz için bu kadar önemli bir konunun kamu sağlığı harcamalarında en üst sıralarda olması gerekirken maalesef çoğu zaman adı bile geçmiyor.

Mutsuzluk, depresyon, ruh sağlığı ve davranış bozuklukları ayıp ve sosyal lekelenme yaratacak durumlar değildir. Bu konulara yeterince değer vermeyip, konuşmamak ve toplumuzdaki bireyleri daha sağlıklı hale getirmemek ayıptır. Sağlık sadece beden sağlığından oluşmaz, lütfen etrafımızdaki mutsuzluğa daha duyarlı olalım.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!