KÜÇÜK HANIM AJDA
İkilinin fotoğraflarına bakarken Ajda'nın bu uyarısında ne kadar haklı olduğunu düşündüm...
Hani biraz sıksalar 30 yaşındaki Ayşe, 63 yaşındaki Süperstar'a "Ajda kardeş" dese yeridir...
Zaten eminim Ayşe ikinci albümü çıkarken bir kez daha yan yana poz verirlerse Ajda onun kızı gibi kalacaktır...
Şu ahir ömrümde bir Star Wars'un 900'lü yaşlarını süren efsane karakteri 'Efendi Yoda'nın gençliğinde neye benzediğini merak ediyorum, bir de Ajda Pekkan'ın yaşlanınca nasıl görüneceğini...
Fotoğraflara bakarken Ajda'nın arkadaşı olmanın da sinir bozucu bir şey olduğunu düşündüm...
Düşünsenize, yıllar geçiyor, sizin yüzünüz kırışıyor, deriniz sarkıyor, siyatikleriniz azıyor; ilkokula beraber gittiğiniz, lise de beraber okul kırdığınız arkadaşınız 18'lik bir genç kız gibi karşınızda duruyor!
Ya da Ajda'nın sevgilisi olmak nasıl bir travmadır acaba?
Sizin saçınız dökülüyor, göbeğiniz çıkıyor, beliniz bükülüyor, çişinizi tutamıyorsunuz, mutfaktan banyoya arada molalar vererek yarım saatte yürüyorsunuz; sevgiliniz sahnede taş gibi bacaklarla 5 bin kişiyle dans ediyor...
Ajda Pekkan olmak zor ama bana kalırsa geçen yıllarla birlikte Ajda'nın etrafında olmak daha da zor!
Bu formül adamı gülmekten öldürür
Önüm arkam sağım solum senaryo...
Bu hafta sonu okuduğum gazetelerde röportajlar 'senaryo' lafından geçilmiyordu.
Vavien filmine şapka çıkardığımız Engin Günaydın, "Bir ülke kendi sinemasını yaratmak istiyorsa senaristlerin hikâyelerini dinlemeli" diyordu.
Yaprak Dökümü dizisinde Ali Rıza Bey'in ailesinin başına olmadık kötülükleri getirten, Aşk-ı Memnu'da karakterlerin arasına yastık koymadan entrika üstüne entrika çeviren senaristler Melek Garipoğlu ile Ece Yörenç de iddialı konuşmuştu: "Kötü senaryoyu iyi oyuncular da iyi yönetmen de adam edemez..."
Yeşilçam'da oyuncusundan yönetmenine ağzını açan Türkiye'de iyi senaryonun azlığından dem vuruyor...
Dramaları bilmem ama İngiliz beyin nöronları biyolojisi (eminim Türkçe'de daha iyi bir anlatımı vardır ama ben bir bilim özürlüyüm, kusura bakmayın) konusunda doktora sahibi bir bilim insanı olan Helen Pilcher yememiş içmemiş iyi bir komedi filmi nasıl yazılırı araştırmış. Ve mükemmel komedi filmi için bir formül bulmuş...
Aha da o sihirli formül: 'c= (rxd+v)f÷a+s'
Farkındayım böyle yazınca üniversite sınav sorusu gibi duruyor... Ama Pilcher'e göre formülü uyguladınız mı vatandaşı gülmekten yerlere yatırmamanız işten bile değil.
Neyse, formülün açılımı şu: (Bu kıyağımı da unutmayın!)
Başarılı bir komedi (c) eşittir...
Önce kolay akılda kalan, hemen tanınan bir ana karakter yarat (r)
Bu karakteri büyük karışıklıklarla yüz yüze getir (d)
Bu ikisini harmanlarken senaryona biraz zekâ pırıltıları ekle (v)
Hepsinin üstüne bir de bazı karakterlerini gözden düşür (f)
Sonra da bunların hepsini büyük entrikalarla böl (a)
Ortaya çıkan sonuca en yüksek ve en alt statülerden küçük karakterler ekle (s)
Hepsi bu kadar...
Bilim yalan söylemez. Şimdi oturun masanın başına, kendi komedi filminizi yazın...
Kolay gelsin!