Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Yıllarca diktatörler tarafından yönetilen Arjantin’de Eduardo Sequeira ve Debora Maidana çiftinin bebeklerine ‘Covid’ adını verdiğini okuduğumda Buenos Aires’ten çıkan en muhteşem insan Borges’in sözünü hatırladım: “Diktatörlük rejimleri, baskı, biat ve gaddarlık doğurur. Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır...” 
Arjantinli büyük düşçü Borges şu içinden geçtiğimiz, develerin tellal pirelerin berber olduğu masallar kadar gerçeküstü dönem ve de adıyla bin yaşayası Covid bebek için ne derdi acaba? Sanki duyar gibiyim: “Hedef unutmaktır, daha önce de varmıştım...” 
Bebeğin doğduğu hastanedeki bir sağlık çalışanı bebeğin ismini ilk duyduklarında şaka olduğu düşündüklerini belirtiyorlar: “Bence bu virüsten hayatını kaybedenlere yapılmış büyük bir saygısızlık.”
Bebeğin büyükannesi ise torununu zor koşullarda doğduğunu ve bu isimle ünlü olacağını bunun da onu ‘güçlü’ kılacağını söylemiş.
Zavallı Covid bebek, bu ünü Hintli iki akranıyla paylaşmak zorundu maalesef. Çünkü Hindistan’ın Raipur şehrinde bir çift geçe ay doğan çocuklarına çoktan Covid ve Corona adını vermişti bile!
Eduardo ve Debora’nın çocuklarına onu güçlendirsin diye dünyada 200 binden fazla insanın ölümüne neden olan bir virüsün adını vermeleri hiç de az olmayan küresel bir aptallığın yansımasından başka bir şey değil bence.
Ve korkarım aptallık virüsten hızlı yayılıyor; işte kimileri çocuklarına ‘Covid’, ‘Corona’ diye isim verirken kimileri de bu isimleri marka olarak tescilletmek için ülkelerinde patent veren kurumlara koşmuş işi gücü bırakıp.


CORONA KOKMAK İSTER MİSİNİZ?


Biz, marketten portakal alırken ya da kaldırımda yürürken virüs bulaşıp öleceğiz diye korkarken, dünyamızı iki oda bir salon evlerimize sığdırmışken, işletmeler kapanıp insanlar işsiz kalırken bir grup ‘girişimci’ vatandaşımız Türk Patent ve Marka Kurumu’nun önünde sıraya girmiş. ‘Korona’ ‘Covid-19’ ‘Virüs’, ‘Corona’ isimleriyle simitten çoraba, kazandibinden deterjana, böcek ilacından meyve suyuna kadar türlü türlü ürün için tescil başvurusu yapmış.
Corona marka keşkül reklamında Arjantinli Covid bebeğin oynadığını hayal edebiliyorum; slogan da Şaban’dan “Düşürme bizi müşküle gel kaşık sallayalım seninle Corona keşküle!”
Bir girişimci ‘Korona Günlerinde Aşk’ı markalaştırmak için başvurmuş; bu isimle film falan çekerim, TV’ye program yaparım diye düşünüyormuş aklını sevdiğim...
Yüzbinlerce insanı öldüren virüs Corona kokmak istemez misiniz? Üzülmeyin kokacaksınız çünkü bir vatandaşımız Corona diye ‘eau de’ parfüm yapacakmış.
Corona yeterince öldürücü değil diye düşünmüş olacak ki bir girişimcimiz av tüfeği üretmek için ‘Corona’ isimini istemiş: “Corona da öldürücü silah oradan düşündük başvurduk...”


‘I LOVE CORONA’NIZ BATSIN!


Şu günlerde markete gitmenin ‘ölümle yaşam’ arasında bir yolculuğa çıkmaktan farkının kalmadığı hiç unutulmasın diye ‘Pandemi Market’ açmak isteyen bir abimiz var mesela. ‘Antivirüs’ diye çocuklar için tatil kitabı basmak isteyen abimizle akrabalığı var mıdır acaba?
Yeni normalimizin bu olduğunu bize sürekli hatırlatmak isteyen bir vatandaşımız ‘Sosyal Mesafe’ adı için Türk Patent Enstitüsü’nün kapısını çalmış. Yangın söndürme cihazı üretecekmiş bu isimle! Bu iki kelimeyi kaçıran bir diğeri zararın neresinden dönsek kardır diye düşündü herhalde o da ‘Sosyal mesafeyi koru üç adım boşluk bırak’ ifadesinin patentini almak istiyormuş.
Dedim ya bütün bunlar küresel bir aptallığın yansımaları diye!
Koronavirüs hastalarının ciğerlerine deterjan enjekte etmekten bahseden Trump’ın yönettiği ABD’de ‘corona’yla ilgili ilk marka başvurusu taa 27 Ocak 2020’de yapılmış. Boston’da aşı üreten bir bioteknoloji firması ‘Wuhan Corona Vax’ adı için başvuru yapmış.
50’den fazla firma ‘Corona’, bir o kadarı ‘Coronavirus’ için ABD Patent Enstitüsü’nün kapısını çalmış. 30’a yakın firma ‘Covid’ ya da ‘Covid-19’ adını istiyormuş. Firmaların birçoğu da tekstil sektöründen... Üretecekleri tişörtlerin üzerine, ‘I Love Covid-19’, ‘Class of Covid-19’, ‘Covid-19 Survivor’, ‘I Survived Corona Virus’ yazdıracaklarmış...
Virüsün dünyaya yayıldığı Çin’de ‘Corona’, ‘Covid-19’ adları için 1500’den fazla marka başvurusu yapılmış. Ancak orada yetkililer ‘etik’ olmadığı için başvuruları reddetmiş. 


HIYARCIKLI VEBA MADEN SULARI


ABD’de yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 40’a yakını adı tesadüfen bu virüsle aynı olan 100 yıllık bir birayı salgın geçene kadar içmeyeceklerini söylerken, yüzde 20’ye yakınının ise virüsle bu bira arasında bir bağ olup olmadığı konusunda emin olmadıklarını belirtirken; milyonlarca insana bulaşan, yüz binlercesini öldüren, on binlercesinin günlerce yoğun bakımda kalmasına neden olan virüsün adını ‘marka’ yapmaya çalışmak nasıl bir şuursuzluktur merak ediyorum.
Bu virüs yüzünden ölenlere, sevdiklerini kaybeden insanlara hiç mi saygınız yok!
Virüs ortaya çıktığından beri işini kaybeden milyonlar, aylardır evlerinden dışarı adım atmayan ruhsal durumları altüst olmuş milyarlarca insanın koşa koşa ‘Corona keşkül’e kaşık sallayacağını mı düşünüyorsunuz? 
‘Hıyarcıklı Veba’ diye maden suyu, ‘Kanser’ diye güzellik kremi, ‘Verem’ diye sigara markası almayı bilmiyor muydu sizden öncekiler!
Bugünler geçecek, Corona bebekler büyüyecek, bizim İspanyol gribini okuduğumuz gibi tarih kitaplarından okuyacaklar ‘Corona’yı... Bir başka virüs gelecek ve yine ticari zekaları kulaklarından akan bazı uyanıklar bu sefer o virüsün adıyla markalar yaratmak isteyecekler; Borges’in dediği gibi: “Hedef unutmaktır, daha önce de varmıştım...”
 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!