Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Başrollerinde Okan Bayülgen'le Hakan Yılmaz'ın oynadığı ‘Kanal-İ-zasyon', reyting mücadelesinde rezillikten kaçınmayan bir televizyon kanalının hikayesini anlatıyor. Eski Yeşilçam komedilerini hatırlatan film, yer yer güldürmeyi ve bazı televizyon programlarını taşlamayı başarsa da, bir bütün olarak vasatın üstüne geçemiyor.

FİLMİN NOTU: 5

Bir cam silicisi, bir televizyon kanalının genel yayın yönetmeni olabilir mi?

İmdat (Okan Bayülgen) isimli, kendi halindeki bu temizlik işçisinin seyrettiği bütün programlar ertesi gün reyting listelerinde ilk 10'a giriyorsa, şüphesiz her şey mümkün.

Kanal-İ'nin üç kağıtçı ve ‘kötü kalpli' yayın yönetmeni Berk (Hakan Yılmaz), İmdat'ın gizli yeteneğini keşfeden ilk kişi. Önce onu ‘gizli danışman' olarak kullanıyor ama ‘iyi kalpli' sekreteri Nazlı (Aslıhan Gürbüz) dayanamayıp patrona gerçeği söyleyince, İmdat ‘hak ettiği' koltuğa kuruluyor.

Ve İmdat'ın genel yayın yönetmenliğindeki Kanal-İ büyük bir atağa kalkıyor.

Ahmet Çakar'ın soruyu bilmeyen yarışmacıya tokat çaktığı ‘Kim 500 Tokat İster?'... Katılımcıların bir ailenin evcil hayvanı olmak için mücadele ettiği ‘Hayvanım Olur musun?... Delilerin katıldığı ‘Asabiyet Meydanı'... Gündüz kuşağı kadın programı: ‘Yüzüne Tükürülecek Adam'... Ve en nihayet ‘Yemekteyiz'in alternatifi ‘Tuvaletteyiz'...

‘Kanal-İ-zasyon'un popüler Türk televizyonculuğunu ti'ye aldığı bu parodilerin bir kısmı gerçekten çok komik. Özellikle ‘Tuvaletteyiz' bölümü yerlere yatıracak cinsten. ‘Kanal-İ-zasyon'un en seyre değer ve zeka pırıltıları saçan bölümleri bunlar.

Ama bunları çıkartırsanız geriye pek bir şey kalmıyor.

Daha da önemlisi, söz konusu ‘reyting rezillikleri'nin temiz kalpli, iyi bir insan olan İmdat karakterinin hayal gücünden çıkıyor olması imkansız görünüyor. Bu, filmin en önemli falsosu ve gözden kaçırılacak gibi değil.

Filmin yapısı, masalsı havası, mesajlı finali, ‘70'li yılların Kemal Sunal ya da Zeki-Metin filmlerini hatırlatıyor: İmdat karakterinin naifliği, ‘İmdat – Nazlı aşkının' saflığı, iyi kalpli arkadaşlar gibi ayrıntılar sanki o filmlerden birebir alınmış.

Ama bir bütün olarak baktığınızda, ‘Kanal-İ-zasyon' eski Yeşilçam filmlerinin demode bir taklidi olmaktan öteye geçemiyor.

En vahimi, estetik anlamda da ciddi bir geriye gidiş var. Mesela, 70'lerin yerli filmlerindeki müzik ve efekt kullanımı bütün vasatlığıyla geri dönmüş durumda. Ne yazık ki, bir parodi durumu falan söz konusu değil.

Yönetmen Alper Mestçi, filmin anlatımında bütünlük sağlayamıyor. Uyumsuz parçaları birbirine eklerken, filmin renkleri, görüntü yapısı ve anlatım üslubunun değişip durmasını engelleyemiyor. Film, oyuncu yönetimi, montajı ve senaryosunun akıcılığı sayesinde seyredilebilirlik düzeyini ancak koruyor.

Okan Bayülgen, İmdat karakterine getirdiği farklı yorumla filmin genel düzeyinin üstüne çıkmayı başarmış. Nazlı'yı oynayan Aslıhan Gürbüz de sade bir kompozisyonla aradan sıyrılmasını bilmiş. Diğer oyuncular ise bir komedi filminin gerektirdiği performansı tutturmanın ötesine geçememişler.

‘Kanal-İ-zasyon', örneğin bir ‘Tuvaletteyiz' bölümüne damgasını vuran parodi anlayışını bütüne yayabilse, kaba komedi olmaktan biraz durum komedisine meyletse daha iyi bir film olabilirmiş. Ama daha ilk planlardan amacın eski usul bir ‘halk sineması' olduğu belli. Bakalım, gişede hedefine ulaşabilecek mi?

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar