Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Başrollerinde Paul Bettany, Maggie Q ve Karl Urban'ın oynadığı "Kutsal Savaşçı" (Priest), ABD ile aynı anda gösterime sunulan bir aksiyon-macera. 3D formatıyla gösterime sunulan film, vampirlerle insanların savaştığı bir dünyada geçiyor

        KİLİSENİN yönettiği alternatif bir dünyadayız. Şehirler 1982 tarihli bilimkurgu klasiği "Blade Runner"daki Los Angeles'ı hatırlatıyor. Şehre çöken post endüstriyel yorgunluk hissi ve teokrasinin kasveti ise bizi George Orvoell'in "1984"üne götürüyor. Televizyon ekranlı günah çıkarma odalarında bir "Büyük Birader seni gözlüyor tadı" var. Filmde Rahip (Priest) adı verilen ve barış döneminde tasfiye edilen "yorgun savaşçılar", Vietnam gazilerine benziyorlar. İhtiyaç duyulmadığında gözlerden uzakta tutulan "Rambo"ların hüznü var hepsinde. Suratlarındaki haç dövmesiyle keşiş gibi yaşamak zorundalar. Ne var ki, dövüşmeye başladıklarında Matrix'in Neo'sunu ve Trinity'sini aratmıyorlar. Kale gibi korunan şehirlerin dışı ise "Mad Max" serisindeki uçsuz bucaksız çölleri akla getiriyor. Motosikletli savaşçılar, bu algıyı güçlendiriyor. Ama gökyüzünden yansıyan soluk beyaz ışık ve kül rengindeki toprak, "Kutsal Savaşçı"yı nükleer felaket sonrasında geçen kıyamet filmleriyle akraba yapıyor. Çöldeki kasabalar, ıssızlığın ortasındaki evler ve filmin isimsiz kötü adamının şapkası, western'leri hatırlatıyor.

        Tüm bu esinlenmeler sorun değil. Çağdaş popüler sinemanın özelliklerinden biri de, zaten seyircinin iyi bildiği formları, öyküleri bir potada eritmek değil midir? "Kutsal Savaşçı"nın belki de en keyifli tarafı bu göndermeleri yakalamak. Ama yine de, filmde özgün olan ne var, diye sorarsanız, "Koreli Min-Woo-Hyung'un yazıp çizdiği resimli romandan filme yayılan hava" derim. Filmin hemen başında büyük bir keyifle seyredilen animasyon bölüm de, zaten Min-Woo-Hyung'un resimlerinden yola çıkılarak hazırlanmış.

        Aslında hikâye daha iyi geliştirilse, "Matrix" ile spagetti western'leri aynı kapta kaynatan bu üslup, seyirci üzerinde şüphesiz daha güçlü bir etki bırakabilirdi. Ama "Kutsal Savaşçı" bu haliyle, bir televizyon dizisinin "pilot filmi"ne (ana karakterlerin ve konunun tanıtıldığı ilk bölüm) benziyor daha çok. Vampirler tarafından kaçırılan yeğenini arayan Rahip ile Siyah Şapkalı'nın arasındaki çatışma da iyi işlenemiyor. Paul Bettany gibi iyi oyunculara rağmen karakterler aksiyonun bir parçası olmanın ötesine geçemiyorlar. Vampirlerin yok edilmesi gereken korkunç ve iğrenç bir güruh olarak çizilmesi de aslında ırkçı bir yaklaşım.

        Belli ki asıl amaç göz okşayan özenli koreografilerle hazırlanmış dövüş sahneleri ve aksiyon sahnelerini peş peşe dizmek... Ne var ki, özel efekt uzmanlığından yönetmenliğe geçen Scott Stewart, geçen yıl seyrettiğimiz "Legion"dan sonra "Kutsal Savaşçı"da da yine ciddiye alınacak bir şey çıkartamıyor. Dövüş ve aksiyon müptelası genç nesil seyirciler, iyi vakit geçirebilirler ama daha sağlam hikâyeler isteyenlerin işi zor.

        Diğer Yazılar