Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Anayasa 1980 sonrası yeniden oluşturulurken geçmişte yaşanmış olumsuzluklar göz önüne alındı.

Yasadaki boşluklar nedeniyle, uzun süren turlarda Meclis veya Cumhurbaşkanı seçilememesinin yarattığı olumsuzlukların giderilmesi için de parlamenter sistem “rasyonelleştirildi”...

Boşlukları ortadan kaldırıcı sistemler geliştirildi.

Hükümetin 45 gün içinde kurulamaması dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i feshederek seçime götürme hükmü de Anayasa’ya bu rasyonelleştirme sonucu girdi.

Bu hükmün Anayasa’ya konulmasının nedeni de 1974’te Bülent Ecevit’in istifası sonucu hükümeti kurmakla görevlendirilen Prof. Sadi Irmak kabinesinin karşılaştığı durumdu.

Dönemin Cumhuriyet Senatosu üyesi olan Irmak, kabine listesini Cumhurbaşkanı’na sundu, ancak güvenoyu alamadı.

Daha önemlisi, 4’ü milletvekili gerisi dışarıdan atanmış 25 bakandan oluşan kabine, genel kurulda bulunan 378 milletvekilinden sadece 17’sinin oyunu alabildi...

Oylamadan 358 ret, 3 geçersiz çıkarken, 70 milletvekili de katılmadı.

Ancak, 29 Kasım 1974 günü güvenoyu alamamış Irmak hükümeti, yenisinin kurulamaması nedeniyle 12 Nisan’a kadar 4 ay görevde kaldı.

BOŞLUKTAKİ HÜKÜMET

Bütün bunları yazmamın nedeni, muhtemelen yarın kurulacak “seçim hükümetinin” de Sadi Irmak’ın kurduğu 38. hükümet gibi uzun süre görevde kalma ihtimali.

Nedenlerinden bazılarını önceki gün bu sütunda dile getirmiş, Anayasa 114’ün son bendinde yer alan, “Geçici Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni Meclis toplanıncaya kadar vazife görür” hükmünün yarattığı boşluğa dikkat çekmiştim.

Anımsanırsa, Cumhurbaşkanı TBMM 24 Haziran’da yemin için toplanmış olmasına karşın, hükümet kurma görevini vermek için 9 Temmuz’a kadar başkanlık divanının oluşumunu beklemişti.

Yani TBMM toplandıktan 15 gün sonra görevi vermiş ve yeni bir teamül oluşturmuştu.

Benzer süreç 1 Kasım’daki seçimden sonra da ortaya çıkarsa ne olacak?

Arada kalan 15 gün için “Devlet ebed müddettir” yani “Yürütme tatile çıkmaz” denilip anayasal gelenek çalıştırılarak “yenisi kurulana kadar görevi götürecek bir hükümet mi atanacak”?

Yoksa, mart ayında Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarına bağımsızların atanmasıyla kurulan ve 45 gün içinde yenisi kurulamadığı için de bugün görevi sona erecek “işgüder hükümet” gibi yoluna devam mı edecek?

Prof. Sadi Irmak hükümetinin karşılaştığı durum, “seçim hükümetinin” de başına mı gelecek?

İSİM Mİ, PARTİ Mİ?

Hem de CHP (6) ve MHP’nin (3) üye vermemesi, 3 bakanının da Anayasa gereği bağımsızlardan atanması şartı nedeniyle 12 bakanı bağımsız olacak teknokrat bir hükümet karşımıza çıkmışken.

Ayrıca, bakanlarının nasıl oluşacağı konusundaki tartışma da eklenir, HDP de 3 üye vermez ise kabinedeki teknokrat sayısının 15’e çıkma ihtimali de ortada iken.

Dikkat çeken ise muhtemelen görev üstlenecek AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu’nun, CHP ve MHP’nin kurumsal kimliklerine seçim hükümetine katılmaları çağrısını yaparken, HDP grubundan katılacak 3 ismi kendisinin belirleyeceğine dönük yaklaşımı.

Geçmişi, kurulması ve geleceği tam anlamıyla paradokslarla dolu bir dönem.

Karışık bir iş vesselam...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar