Mahkeme topladı, Masa dağıttı...
İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu hakkındaki siyaset yasağı sürecinin sonunda gelinen noktanın tek özeti var:
Oysa aynı semt içindeki iki Genel Merkez arasındaki uzaklık iki kilometreden az...
Sakin tempo ile yürüyerek gitseler 20 dakikayı bulmaz.
Ancak son iki haftada yaşananlar her iki partideki güven bağını zedeledi.
En küçük açıklama veya söz nedeniyle kırılacak kadar narin hale getirdi.
Altılı Masa’nın iki başat partisi CHP ve İYİ Parti arasında aday belirleme süreciyle başlayan gerilimin, dün CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısındaki sözleri dolayısıyla biraz daha arttığını da söyleyebilirim.
Özellikle de Kılıçdaroğlu’nun şu cümlesi İYİ Parti cenahında kaşların çatılmasına yetmiş:
Aslında CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak bu cümleyi iki gün önce kurduğunda da benzer bir tepki yükselmişti.
Sözün İYİ Parti lideri Akşener’e yönelik olduğu açık.
Sonuç olarak İmamoğlu hakkındaki mahkeme kararı Altılı Masa açısından lehe durum gibi görünürken, bir anda terse döndü, baştan beri var olan ince çatlağın çok daha belirginleşip, derinleşmesine yol açtı...
İYİ Parti’deki karar organlarında etkili isimlerden kiminle konuşsam dün tepkiliydi.
İçlerinden en önemlisi şu cümlede yatıyordu:
İYİ Parti’de bu tartışmalardan çıkılıp, 6’lı Masa’da kimin seçimi kazanacak yetide olduğunun ortaya konulması gerektiğine işaret ediliyor.
Akşener’in Çarşamba günkü TBMM Grubunda, asıl düşüncesini de Cuma sabah katılacağı bir televizyon programında bu yöndeki düşüncelerini paylaşması bekleniyor.
İYİ Parti’deki durum böyle de CHP farklı mı?
Orada da mahkeme kararı sonrası yaşanan gelişmelerden dolayı kaşlar çatık; özellikle de İmamoğlu’na…
Kılıçdaroğlu ve yanındaki tüm ekibin Almanya gezisi sırasında 2 saat 18 dakika öncesinden telefonları açık hale gelmişken, gelişmeleri sosyal medya üzerinden öğrenmiş olmalarına anlam veremiyorlar.
Her ne kadar Akşener’e karşı sitemkâr olmakla birlikte doğrudan söz söylemiyorlar…
Ancak İmamoğlu’nun mahkeme sonrası Saraçhane davetini sosyal medyadan öğrenmiş olmanın yarattığı güven kırılmasını da gizlemiyorlar.
Ancak iki gün önce de burada belirttiğim gibi kol kırılır yen içinde kalır veya kan kustum kızılcık şerbeti içtim tavrından öteye gitmemekte kararlılar.
Nitekim ikisinin arasında bir sorun olduğuna yönelik ortaya çıkan algı kırılmasının önüne geçmek için de CHP lideri Kılıçdaroğlu bugünkü TBMM Grup toplantısına İmamoğlu ile birlikte girme kararı aldı; dün akşam saatlerinde ikisi arasında telefon görüşmesi gerçekleşti.
Bütün bunlar da gösteriyor ki hafta başında Gelecek Partisi ev sahipliğinde yapılacak Liderler Zirvesi öncekiler gibi olmayacak.
Aslında işin bu noktaya gelinmesinin nedeni nasıl yöneteceklerine yönelik bakış farkından kaynaklanıyor.
Nasıl yönetileceği ve sistemin yol haritasının nasıl işleyeceğine dönük çalışmaları yürüten iki farklı komisyon, yönetim modelinin oluşumunu liderlere bıraktı.
Aktarıldığına göre 6’lı Masa’nın geçen toplantısında da konu ele alınmış…
CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Parti liderleri olarak hepimiz milletvekilliğinden feragat edelim ve seçilecek kişinin yanında cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev üstlenelim” önerisinde bulunmuş.
İYİ Parti lideri Akşener buna sıcak bakmamış, liderin milletvekili olmamasını kendisinin deneyimlemekte olduğunu belirterek, zorlukları olduğu kadar, faydasının bulunduğuna işaret etmiş…
Bununla birlikte sıcak bakmamış.
Nedeni de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması halinde, baştan beri ortaya koyduğu, “Ben Cumhurbaşkanlığına değil, Başbakanlığa talibim” hedefinden vazgeçmek zorunda olması...
Çünkü Altılı Masa, baştan belirlediği yol haritasına göre, Anayasa değişikliği ile Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildiğinde, seçilmiş Cumhurbaşkanı, yine seçilmiş Parlamento içinden Başbakanı atayacak.
Akşener’in itirazı da buna dayandığını gören SP lideri Karamollaoğlu Zirve sonrasında da dile getirdiği “Eşgüdüm Kurulu” formülünü Masa’ya önermiş.
Diğer liderler bunun Anayasa dışı bir yönetim erki oluşturmak anlamına geleceğini belirterek sıcak bakmamış.
Üzerinde biraz daha çalışılması kararına varılıp konu Zirve’de kapatılmış.
Yapılan çalışmalar sonrası özellikle de “Nasıl yöneteceğiz?” başlığı altında üretilen bir ara formül konuşuluyor.
Buna göre uygulanmakta olan sistem uyarınca parti liderleri milletvekili seçilecek, ardından Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı için istifalarını verecek.
Genel Başkanlar bu durumda da oy kullanma haricinde, milletvekilleri gibi TBMM’de partisinin grup toplantılarına katılabiliyor, konuşma yapabiliyor.
Ancak milletvekilliğinden istifalarını verdikleri için, yeni sisteme geçtiklerinde Başbakan olarak atanmalarının önünde engel bulunuyor.
Bunu aşmak için getirilen formül, Anayasa değişirken geçici bir madde ile “Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlık için milletvekilliğinden istifa edenler, milletvekilliği hakkını yeniden kazanırlar” hükmünü getirmek…
Böylece Genel Başkanların Meclis’e dönüşleri sağlanırken, hükümet kurma görevini üstlenmelerinin de önü açılacak.
Geçiş sürecinde Cumhurbaşkanlığı yönetim erkinin içinde görev üstlenirken sonrasında da Başbakan olarak hükümet kurma hakkını kaybetmeyecek.
Burada üretilen tüm formüller de gösteriyor ki aslında kişiye yönelik, toplumun beklentilerini karşılamaya dönük değil.
Ayrıca bundan bir sonuç çıkar mı diye sorarsanız, CHP ile İYİ Parti arasında ortaya çıkan gerilimin tansiyonunun ne denli düşürüleceğine bağlı yanıtını veririm.
Yoksa bugün için iki tarafta yumuşamanın emaresi yok…
- Gazze'de ateşkesin garantisi…3 ay önce
- Gazze'li Abdullah'ın rüyası…3 ay önce
- Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı?2 ay önce
- AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56…2 ay önce
- Yasası 'özel', infazı 'genel'…2 ay önce
- Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı…2 ay önce
- Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok...3 ay önce
- Lafı çok, hareketi yok…3 ay önce
- İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi…3 ay önce
- Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..3 ay önce