Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

GELECEK Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı yardımcıları ile ilgili açıklaması zaten kırılganlığı yüksek olan 6’lı Masa’da yeni bir krizi tetikledi…

Konuyla ilgili dün 6’lı Masa’nın bütün tarafları ile konuştum…

Baştan belirteyim, liderler zirvesinde cumhurbaşkanı yardımcılarının ne imza yetkisi, ne de görev alıp almamaları konusu karara bağlanmış.

Bu konuda her lider fikrini söylemiş, ancak bir karara varılmayıp, 26 Ocak'taki zirvede yeniden ele alınmak üzere demlenmeye bırakılmış.

Nitekim dün İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı başta olmak üzere, 6'lı Masa’nın diğer bileşenlerinden gelen tepkilerin temeli de buna dayanıyordu.

Hatta Liderler Zirvesi’nde Akşener de bugünü öngören şekilde, “Burada konuşulup karara dönüşmeyen konuları sanki görüşülüp karara bağlanmış gibi dışarda konuşmayalım” diyerek net tavır koymuş.

Toplantıda liderlerin konuşmalarının bütününde, ortak yönetimin AB veya NATO benzeri sorunlara yol açabileceği, bunun iyi düzenlemesi ve Cumhurbaşkanı’nı da iş yapamaz halde bırakmaması gerektiği yönünde kanaat oluşmuş.

Davutoğlu da aklındaki endişeleri dile getirip, “bugün yaşandığı gibi tek kişinin yönetmesine fırsat tanımayacak ortak bir yönetim anlayışının inşa edilmesi” gerektiğini belirtip, potansiyel endişelerini vurgulamış.

Ortaya çıkan durumdan dün 6 parti de hoşnut değildi…

Gelecek Partisi’nin önde gelen isimleri de Davutoğlu’nun sözlerini değerlendirirken, “faraziyeler üzerinden yürüyen sohbetin iyi koordine edilememesinin yarattığı boşluk'' yaklaşımınde bulunuyordu.

Oysa bu boşluğa düşülmemesi için 6’lı Masa İletişim Komisyonu oluşturmuştu.

Ancak gelinen nokta, iletişim sosyolojisinin hiç de kabul etmediği iletişimsizliğin girdabına düşüldüğünü gösteriyor.

Gelelim işin bir başka yönüne; bu konunun neden bu denli gürültü çıkardığı konusuna...

Hedef eğer parlamenter sistem ise zaten imzaların eşit güçte dağılması yadırganmamalı; çünkü parlamenter sistemde tek parti iktidarında dahi üçlü kararname çalışır.

Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı imzasıyla üst düzey bürokratların ataması yapılır.

Hele bir de 1990'ların sonundaki Ecevit hükümeti gibi çoklu koalisyon ise zaten daha fazla imzaya ihtiyaç duyulur.

Nitekim bunun örneklerini yıllarca gördük; sorun olmadığı gibi daha güçlü kamu kurumu yapılanmaları oluştu.

Asıl anlaşılmaz olan ise olması gereken üzerinde bu denli tartışma yaratılması...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar