Karşı yaka...
KARŞI yaka denilince hep Ege'nin öte yakası anlaşıldı.
Akdeniz ve Karadeniz'in öte yakası hafızalarda hiçbir zaman yer bulmadı.
Bunda belki de Türkiye ile Yunanistan'ın aynı ligde yer almasının yarattığı mücadele vardı.
Belki de iç içe geçmişliğin yakınlığı...
Türkiye yıllarca farklı kutupta yer almasından dolayı ayrı kaldığı Karadeniz'in öte yakasına ise Akdeniz'den çok daha çabuk yaklaştı.
Hatta ilişkiler askeri düzeyde dahi öyle bir noktaya taşındı ki Karadeniz bir süre sonra iki yakanın gölü haline dönüştü.
İki denizde sağlanan bu yakınlaşmanın Akdeniz için hayata geçmemesinin birçok nedeni bulunabilir.
Kıbrıs sorunundan Lübnan'a, Filistin'den Gazze'ye kadar uzanan birçok neden sıralanabilir.
Veya Türkiye'nin geçmişte Osmanlı mirası olarak bölgeye bakmış olmasının getirdiği olumsuzluklar gösterilebilir.
Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın'a göre bunun gerisinde "Nasır rejiminin getirdiği aşırı Mısır Arap milliyetçiliği ve sosyalist blok oluşturma çabası" vardı.
Prof. Aydın, iki ülkenin bölgede güçlü olma çabası ve Ortadoğu'nun en güçlüsü benim algısını yaratma çabasının da, rekabet içinde yakınlaşamama sonucunu doğurduğunu vurguladı.
Belki bunda Mısır'ın 1990 sonlarına kadar liberal ekonomik sisteme bir türlü geçemeyip, katı devletçi rolde kalması da rol oynadı.
O nedenle iki ülkenin ticaret hacmi 1.5 milyar doları aşamadı.
'MISIR AĞABEY KALMALI'
Arap Baharı'yla birlikte ilişkiler farklı bir noktaya tırmanır mı, bunu iki ülke arasındaki ilişkilerin ve Akdeniz'deki yeni güç dengesinin dizaynı belirleyecek.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bugün başlayacak Mısır, Tunus, Libya gezisi de bunun ilk adımını oluşturacak.
Güç dengesinin dizaynından kastım, Türkiye'nin bölgenin ağabeyliğine soyunması falan değil...
Zaten Ankara'da da "Biz öne geçelim, ağabeylik rolünü kapalım, bölge bizden sorulsun" gibi bir arzu kesinlikle yok.
Tam tersine Mısır'ın Arap dünyasında var olan gücünün eksiksiz sürdürülmesi; ağabeylik pozisyonunu koruması için Ankara her türlü gayrete de hazır.
Tek isteği ise bölgedeki barışın sağlanmasında ve Doğu Akdeniz'deki ekonomik değerlerin kullanılmasında birlikte hareket edilmesi.
Karadeniz'de yaratılan ilişkinin Doğu Akdeniz'in iki güçlü ülkesi arasında da ortaya çıkarılması...
MÜNHASIR BÖLGE
Ancak bu ilişkinin sağlanabilmesi için bazı aksaklıkların da ortadan kalkması gerekiyor.
Bunun başında da Mısır'ın 4 yıl önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması geliyor.
Mısır, MEB anlaşmasıyla Kıbrıs ile arasında kalan bölgede deniz üstündeki ve altındaki her türlü değeri ortak kullanma hakkına sahip olmuştu.
Türkiye ise bu anlaşma yapılırken seyirci kalmakla yetindi, Mısır'a durumu anlatamadı.
Oysa Mısır, Türkiye ile böyle bir anlaşma imzalamış olsaydı Kıbrıs Adası'ndan çok daha büyük bir MEB'e sahip olacaktı.
O gün bazı nedenlerden dolayı izah edilemeyenler bugün anlatılacak gibi görünüyor.
Akdeniz'de ilişkiler yeniden şekilleniyor...
- Suriye tahterevallisi…18 dakika önce
- Sevgi mi, biat mı?6 dakika önce
- İliç'te 2. Bilirkişi Raporu: Tesiste, ÇED ihlali yok…3 dakika önce
- "Şok ve Dehşet" savaşının sonu…14 saat önce
- Uzun menzilli füzeler yakındakileri etkiledi...2 gün önce
- İktidar kapışması…4 gün önce
- Gülmek ve ağlamak…1 hafta önce
- Kitlelerin hayal gücü…1 hafta önce
- Olayın Olacağı Oda...1 hafta önce
- Mustafa Kemal'i anmak…2 hafta önce