Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir gün hepimizin, kelimenin her anlamıyla hepimizin birlikte yapacağı ortak ve hayırlı bir iş bulmayı hayal ediyorum.

        Bu iş ne olabilir?

        Mesela bugüne kadar hep birlikte yaptığımız işlere bakalım:

        Birbirimizi kıyasıya eleştirmek, suçlamak, hatta lanetlemek.

        Yalnızca içimizdeki öfkeyi dışa vurmak için, güdümlü kelimelerden mermi yapıp birbirimize sıkıyoruz habire.

        “Suç bende değil, sende” diyoruz.

        Yani birlikte ve aynı anda yaptığımız tek şey birbirimizi suçlamak!

        Hepimizin ortak yaptığı tek şey kendimizi haklı bulmak, haklı çıkarmaya çalışmak.

        Ve dünyayı karanlık bir dehlizden yöneten şeytanın silahşorlarının tam da istediği şey bu:

        “Bizi birbirimize düşürmek.”

        Ne yaparsak yapalım bu döngüyü değiştiremiyoruz. Onlar, o kötü adamlar ne isterse biz onu yapıyoruz.

        Onlar bir yere bomba koyduklarında, sonrasında da neler olacağını tahmin ediyor, kurguluyorlar.

        Ve biz her seferinde onların yazdığı senaryoyu harfi harfine oynuyoruz. Ne gerçek failleri bilebiliyor, ne de onları şaşırtabiliyoruz.

        Hep birlikte kurbanı oluyoruz bu uğursuz tezgâhların.

        Her seferinde barış ve sevgi kelimeleri öksüz, sahipsiz, etkisiz kalıyor.

        Öfke, intikam ve zulüm öne çıkıyor.

        Bu küfür dolu gürültünün karmaşasında bir türlü gerçek suçluyu bulamıyoruz; çünkü yanlış yerde arıyoruz.

        O suçlu, zalim ve alçak kişiler tam olarak nerede bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki aramızda değiller.

        Bize düşen, birbirimizi hırpalamaktan vazgeçip birleşmek. Belki o zaman gerçek suçluyu bulmaya yaklaşabiliriz.

        Gerçek suçluyu hemen bulamasak bile, gerçek suçsuzu bulabiliriz.

        İnanın bana, şeytan aramızda değil. Onun böyle seçimle, sandıkla, demokrasiyle işi olmaz.

        Onun tüm işi fitnedir.

        Hangi fikir mahallesinden gelirse gelsin bizi, hepimizi sevgili bir şemsiyenin altında toplayacak bir söz, bir davranış, bir dua yok mu?

        Ben siyaset meydanına yeni çıkmış tecrübesiz bir siyasetçiyim ve bugün ortaya koyacağım hiçbir siyasi argüman yok.

        Bu noktada herhangi bir siyasi duruş ya da sözün hiçbir yaraya derman olacağını da düşünmüyorum.

        Meclis çatısı altında bir araya gelmiş seçilmişlerden, hangi partinin mensubu olursa olsun, bir tanesinin bile art niyetli olduğunu, memleketini benden daha az sevdiğini düşünmüyorum.

        Ve bu yüzden hiçbir suçlamaya yer vermeden yalnızca ve yalnızca bir çare, bir umut arayışı içindeyim.

        Dünya şimdi bir yanardağ ve bu volkanın ağzı coğrafyamız, yani Ortadoğu...

        Ama unutmayın ki bu coğrafya tüm peygamberlerin çıkıp umudu yeşerttiği, aydınlığın meşalesini yaktığı coğrafyadır.

        Tüm büyük müjdeciler bu topraklardan ve en korkunç zamanlarda çıkmıştır.

        Şimdi sorumluluk makamında oturan bizler her şeye rağmen umudu, yaşama sevincini diri tutmak zorundayız.

        Hadi gelin ilk kez hepimiz hep birlikte bir şey yapalım. Bir deklarasyon metni üstünde anlaşamamışsak yenisini yazalım.

        Hiçbir şey yapamıyorsak Meclis’te bir barış duasına oturalım.

        O da olmaz ise bütün fikirleri, siyasi argümanları falan boş verip, yan yana diz çöküp yitirdiğimiz canlar için birlikte ağlayalım.

        Ama bir şeyi de ilk defa birbirimize karşı değil, birlikte yapalım.

        Bu kara kıyafetler ve kara düşünceler içindeki fitnenin bizi birbirimize düşürüp keyif çatmasına izin vermeyelim.

        Böyle zamanlarda çok sık kullanılan bir tabir var: “Sözün bittiği yer.” Söz bitebilir ama umut bitmez.

        Umudun bittiği bir yer ve zaman yoktur.

        Umut her şey bittiğinde başlayan tek şeydir.

        Muhtaç olduğumuz umut, gözyaşlarımızda bile mevcuttur.

        Biliyorum, benim kelimelerim kifayetsizdir.

        Bu nedenle çok fazla anlam yüklemiyorum ama bir tek şeyden kesinlikle eminim: Ölümün kara gömlekli elleri beni hiçbir yurttaşıma düşman yapamaz.

        Çare aynı fikirde olmayanların ürettiği sevgidir.

        Çare çatışma, öfke, küfür ya da intikam değildir.

        Çare uzlaşmadır.

        Diğer Yazılar