Allah aşkına şu Türkçe'nin yakasını artık bırakın!
Türk Dil Kurumu’nun başındaki üstadların bu aralar işsizlikten canları sıkılmış olmalı ki “Epey zamandır Türkçe’nin altını üstüne getirmemiştik, haydi biraz eğlenelim” demiş, oyuncak niyetine kesme işaretini seçmiş ve “Fermânımızdır! Bundan böyle kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve işyeri adlarına gelen ekler kesme ile ayrılmayacak! Özel isimler ile kısaltmalar bu şânı yüce emrimizin haricindedir” buyurmuşlar!
Kurum’un fermânını daha anlaşılacak şekilde izaha cür’et edeyim: Bundan böyle meselâ Meclis’e dilekçe vesaire verdiğiniz takdirde “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne” değil, “Türkiye Büyük Millet Meclisine” diye yazacaksınız ama Meclis’in kısaltmasını kullandığınız takdirde yine eskisi gibi “TBMM’ne” olacak! “Aliye”, “Veliye”, “Hasana”, “Hüseyine” şeklinde yazmak ise kat’iyyen yasak, yine eskiden olduğu gibi “Ali’ye”, “Veli’ye”, “Hasan’a”, “Hüseyin’e” imlâsı kullanılacak...
Dil Kurumu’nun, internet sitesine kesme işaretinin nerelerde nasıl kullanılacağı konusunda koyduğu kurallardan bazılarını nakledeyim, anlayabilirseniz anlayın:
“...Özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır. ...Sonunda 3. teklik kişi iyelik eki olan özel ada, bu ek dışında başka bir iyelik eki getirildiğinde kesme işareti konmaz. ...Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz. ...Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz” deniyor! Mübarek imlâ kılavuzu değil, sanki nükleer santral el kitabı!
Şaka bir tarafa; Dil Kurumu’nun başındaki zevâtın aklına esip Türkçe’nin sanki her meselesi halledilmiş ve lisanın tek bir derdi kalmamışçasına aldıkları “kesme işareti bundan böyle falanca kalıpta olmayacak ama filânca kalıpta mutlaka kullanılacak” gibisinden bu abuk-subuk, lüzumsuz ve kafa karıştırıcı kararın dil yahut imlâ ile bir alâkası yoktur; üstadların bu son buyruğu bir “Hükm-i Karakuşî”den ibarettir, o kadar!
Defalarca yazıp söyledim: Türkçe’ye, en büyük zararı maalesef Türk Dil Kurumu verdi ve hâlâ veriyor! Geçmişte “dil inkılâbı” denen lisan katliamının merkezinde bu kurum vardı; “betik”, “tanlak”, “öy”, “algaşmak”, “devinim”, “tutu”, “elmek”, “geçgeç” ve “tüytop” gibi daha binlerce kerih, takır-tukur ve ruhsuz gevelemeyi Kurum bizzat uydurmuştu. Üstelik kelime uydurmakla da kalmayıp, şimdi olduğu gibi eskiden de akıllarına estiğinde imlâ ile oynayanlar, bir ara şapka işaretini kaldırıp “mirasçı” demek olan “vâris”i bacaktaki “varis” yapma kerâmetini gösterenler, bunlardı!
Meselâ, mâlûm Kurum’un “aşk” karşılığı kullanılan “sevda”, “muhabbet”, “garam”, “ibtilâ”, “hevâ”, “alâka”, “şagaf” ve daha başka kelimelerin hepsini vaktiyle çöpe gönderip bütün bunların yerine ne uydurduğunu hatırlar mısınız?
Bu saçmalık Allah’tan tutmamıştı da, “âşık” yerine “sevici” demekten kurtulmuştuk!
Şimdi kalkıp yukarıda sıraladığım aşk ve sevgi muadili kelimeler hakkında “Bunlar Türkçe değil ki! Arap’tan, İranlı’dan vesair milletten almışız” diyecek olanlara peşinen hatırlatayım: İngilizce’de bu mânâya gelen “love” kelimesinin aslı eski Almanca’nın “lubon”u, Fransızca’daki “amour” da Latince’nin “amorem”idir.
Türkçe’nin dibi senelerce işte böyle oyulmuş, lisan fakirleşmiş, dilin âhenginin yerini kakofoni almış ve baba oğulu, oğul da babayı anlamaz olmuştu. Şimdi, cep telefonlarındaki “nbr”, “mrb”, “muck” gibisinden takırtılarla dolu ikiyüz, haydi bilemediniz ikiyüzelli kelimelik bir kabile gevelemesini maalesef “Türkçe” zannediyoruz!
Kurum’un başındaki üstadlar, allâmeler, büyük dilciler, linguistik âlimleri, beyefendiler ve efendiler! Dünya üzerinde Türkçe kadar tecavüze uğramış ve edilmedik cefa görmemiş bir başka dil herhalde yoktur! Allah, lillâh aşkına bu lisan ile artık uğraşmayın, sâye-i devletlerinizde perişan ve bitkin hâle gelip yerlere serilen bedbaht Türkçe’nin çektiği eziyetlere artık bir nihayet verin!
Tamam, asıl vazifenizi bir türlü beceremediniz, meselâ seksen senedir hâlâ bir etimoloji lügati çıkartamadınız, âmennâ... Ama ille de birşeylerle uğraşmak istiyorsanız daha hatırlı işlere girin, meselâ imlâyı elbirliği ile yerlere serdiğiniz bazı arkadaşlarınızın Türkçe’yi doğru dürüst telâffuz etmesini sağlayın!
- Basın yine "Molla gidiyor!" havasına girdi ama İran'da rejim mejim değişmez!1 hafta önce
- Özgür Özel, İstanbul'da 1908'e kadar vârolan ama sonraları unutulan "Ayyaşlar Bayramı"nı canlandırıp Bekrî Mustafa'nın ruhunu şâd eyledi!2 hafta önce
- Londra'da yarın, denizcilik tarihimizin en büyük bozgunu olan İnebahtı ile ilgili belgeler mezata çıkıyor!1 ay önce
- Papa'nın gelişi, lâik ve muhafazakâr kesimdeki cahillerin saçmalama seviyelerini hayli yükseltti!1 ay önce
- Şehid olan askerler için yas ilân edilmesi geleneğimizde yoktur!1 ay önce
- Suriyeliler'i Harp Okulları'na almayalım da İsrail yahut Yunanistan mı yetiştirsin?2 ay önce
- Cumhuriyet'in ilânının 102. yıldönümünde bir akademik cehalet ve ilmî sefalet örneği2 ay önce
- Suriye, neredeyse bir asırdan bu yana kutladığı Osmanlı düşmanlığı bayramını iptal etti!2 ay önce
- Niyazi Bey3 ay önce
- Ruhban Okulu korkusu2 ay önce