İki sene beklemeye ne gerek var?
Referandum nihayet yapıldı ve netice belli oldu...
Birkaç aydan buyana şimdiye kadar görmediğimiz, yaşamadığımız, şahit olmadığımız yoğun ve sert bir kampanya ile dolu günler geçirdik. “Evetçi” yahut “Hayırcı” yazarlar referandumu bahane edip bütün mevcudiyetleri ile ortaya atıldılar ve birbirlerine girdiler! Sokakta doğrudan doğruya, yani yüzlerine söylendiği takdirde en azından kafa-göz yarılması ile neticelenecek hakaretler sıradan ifadeler gibi kullanıldı, bazı yazarlar Cumhurbaşkanlığı’na kendileri aday oldukları takdirde bile göstermekten âciz kalacakları çabayı canlarını ortaya koyarcasına sandıktan “Evet” veya “Hayır” çıkması için sarfettiler ve bazı politikacılar da vârolmamış bir tarih yazmaya soyundular!
Netice ortada: Referandumda “Evet” dendi ama basın ve toplum öylesine kamplaştı ki, mevcut dağınıklığı toparlayabilmek için ne kadar zaman gerekeceğini ve toparlanabilmenin mümkün olup olmayacağını sadece Allah bilir!
NEREDE BU MELEKLER?
Akıl ve mantık sınırlarını fena halde zorlamaya başlayan bu kamplaşma dün gece sonuçların belli olmasından sonra bile devam ediyordu: Bazı kişiler çok daha önceden daldıkları ümit deryâsından referandumun “Evet” ile neticelendiğinin kesinlik kazanmasından sonra bile hâlâ çıkamamışlardı! Sanki gökten üç melek inecek, sonuçları tersyüz edip referandumun neticesini “Hayır”a çevireceklerdi...
Bugünden itibaren göreceğiz: Hayal okyanuslarında kulaç atanlar “Evet” ile “Hayır” arasındaki farkın tahminlerden az olmasını dillerine pelesenk edecek, sonucun geçersiz sayılması gerektiğini ve bu oy oranı ile hükmetmenin mümkün olamayacağını söyleyeceklerdir! Zira böyle “dediğim dedikçilere” göre karşı görüştekilerin verdikleri oylar kendi görüşlerindeki oyların yüzde iki yahut üç değil, yüzde yetmiş ve hattâ seksen bile ilerisinde olsa o oylama geçersizdir, zira “demokrasi” denen kavram kendi düşüncelerinin tasdikinden ibarettir!
Dün geceden itibaren artık yepyeni bir yola girdik: Türkiye’de bundan böyle “Cumhurbaşkanlığı” değil, “Başkanlık” vardır ve yeni sistemin isminin açıkça telâffuz edilmesi gerekir.
Önemli olaylara alâkasız ve başka isimler takmaya pek meraklıyızdır. Hatırlarsınız, 1974’te Kıbrıs’a çıkan askerlerimiz sanki mitralyözlerle, toplarla, bombalarla değil de çiçeklerle karşılanmışlar ve hiç şehid vermemişiz gibi savaşın adı “Barış Harekâtı” olmuştu. Hükümetleri deviren ve sıra sıra darağaçları kuran darbeler “Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin İç Hizmet Talimatnamesi gereği koruma ve kollama görevini yerine getirmesi” idi... Cumhurbaşkanları bir-iki aylığına nefes almak, Ankara’nın dertlerinden kurtulmak ve kafalarını dinlemek için İstanbul’a gelirler ama gelişleri “Beyefendi’nin yaz çalışmalarını İstanbul’da sürdüreceği” gibisinden tuhaf bir resmiyetle duyurulurdu...
ADINI KOYUP UYGULAYALIM!
Referandumda kabul edilen Anayasa değişikliği 2019’da yürürlüğe girecek ve yeni sistem bundan iki sene sonra işlemeye başlayacak...
Ama zaten gergin olan iç ve dış siyasetin bu kadar beklemeye tâkati var mı?
Yok! Zira bu iki sene boyunca en başta bürokraside bir şaşkınlık yaşanacak, değişmesi gereken binlerce yönetmelik üzerinde çalışılırken ardarda tartışmalar çıkacak ve iki sene sonra bir sıkıntı ile karşılaşılabileceği endişesi ile birçok bakanlıkta işler belki de durma noktasına gelecek! Meselâ memur aylıklarının hesaplanmasında ölçü kabul edilen “Başbakanlık Müsteşarlığı” makamı 2019’dan itibaren mevcut olmayacağı için maaş ödemelerinde bile aksaklıklar yaşanabilecek.
Dolayısı ile bütün bu fena ihtimallerin bertaraf edilebilmesinin tek bir yolu var: Yeni sistemin çalışmaya başlaması için iki sene beklenmemesi, “Başkanlık” ve milletvekili seçimlerinin hemen hazırlanacak hukukî düzenlemelerin ardından bu senenin sonbaharında yahut en geç önümüzdeki ilkbaharda birarada yapılması!
Halkımızın oyları ile kabul edilen “Başkanlık sistemi”, memlekete hayırlı olsun!
- Edebiyat allâmesi iki kardeşin yaptıkları sessiz bağışların ve ödüllendirilmelerinin öyküsü37 dakika önce
- Konserler için ödenen bu meblâğları, musiki tarihimizin en büyük üstadları hayatları boyunca alamamışlardır!4 gün önce
- Atatürk'ün Amerikalı bir kadın gazeteciye verdiği, 89 sene önce sansür edilen ve unutulan mülâkatı1 hafta önce
- Kurumaya başlayan Bafa Gölü'nü bu hâle getirenler Bülent Ecevit ve 1970'lerin CHP'sidir!2 hafta önce
- PKK'ya 30 seneden buyana istediği herşeyin birkaç katını verdik ama terör bitmiyor, zira maksat artık başka!3 hafta önce
- Büyük devlet olmanın yolu kendi silâhını bizzat yapmaktan geçer ve kredi kartlarından alınacak 750 lira bu yolda sadece bir katredir!1 ay önce
- Tarih boyunca hiç vârolmayan Lübnan'ı, Abdülhamid'in Washington Elçisi kurmuştu1 ay önce
- Mahzun prenses Fazile vefat etti1 ay önce
- Hortlayan bir dert: İttihadçılık2 ay önce
- Öküzün altında buzağı aramayın! Harbokulu'ndaki gösteri, disiplinsiz bir eylemden ibarettir, o kadar!2 ay önce