İttihadçı liderin 62 yıllık vasiyeti ancak bu hafta yerşne getirildi
BUNDAN tam 62 sene önce yapılmış ama bir türlü uygulanamamış olan bir vasiyet, İstanbul’da bu hafta sessiz sedasız yerine getirildi ve vasiyet uyarınca açılan bir mezardan alınan kemikler başka bir yerdeki yeni mezara nakledildi.
Vasiyetin sahibi, Türkiye’nin kaderine bir dönem damgasını vuran İttihhad ve Terakki Partisi’nin kurucularından ve liderlerinden olan ve tarihlere “İzmir Valisi Rahmi Bey” diye geçen Mustafa Rahmi Arslan idi. Rahmi Bey, dâvâ arkadaşlarından bazılarının defnedilmiş oldukları Şişli’deki Hürriyet Tepesi’nde bulunan Âbide-i Hürriyet’e gömülmeyi vasiyet etmiş ama isteği bir türlü yerine getirilememişti.
Vasiyet bu hafta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın verdiği izin sayesinde yerine getirildi ve Rahmi Bey’in Feriköy Mezarlığı’ndan alınan kemikleri, 31 Mart şehidleri ile İttihad ve Terakki Partisi’nin lider kadrosunun bazı önemli isimlerinin son uykularını uyudukları Âbide-i Hürriyet’e nakledildi.
Nakil işi, Rahmi Bey’in ailesinin resmî talebi ve Âbide-i Hürriyet’in bağlı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu talebi kabul etmesi üzerine yapıldı. Rahmi Bey’in tek vârisi olan torunu Melekşah Arslan, Büyükşehir Belediyesi’ne birkaç ay önce bir dilekçe vererek büyükbabasının son arzusunun yerine getirilmesi için mezarın nakline izin verilmesini istemişti. Belediye’nin talebi uygun bulması üzerine, Rahmi Bey’in açılan mezarından alınan kemikleri, görevliler dışında altı kişiden meydana gelen bir grupla beraber yeni mezarına götürüldü. Vasiyeti 62 yıl sonra yerine getirilen Rahmi Bey için Âbide-i Hürriyet’te yapılan sade ve ufak boydaki yeni mezarın inşa masraflarının tamamı, torunu Melekşah Arslan tarafından karşılandı.
Rahmi Bey’in mezarının nakledilmesini adım adım takip ettim. Feriköy’deki mezar, belediye yetkilileri ile hükümet tabibinin gözetiminde açıldı ve çıkan kemikler bir cesed torbasına yerleştirildi. Cenaze arabasına gerek görülmediği için, kemiklerin bulunduğu torba Kültür Bakanlığı İstanbul Türk Müziği Korosu’nun nakilde ailenin dostu olarak hazır bulunan müdürü Mehmet Güntekin’in Suzuki marka otomobilinin arka koltuğuna kondu ve belediyenin güvenlik görevlileri ile hükümet tabibinin eşliğinde Hürriyet Tepesi’ne götürüldü.
Türkiye’nin kaderinde bir zamanlar çok önemli roller oynamış olan Rahmi Bey’in kendi kaderinde, son yolculuğunu Mehmet Güntekin’in Suzuki’sinin arka koltuğunda, plastik bir torba içerisinde yapmak yazılmıştı.
Feriköy Mezarlığı’ndan Âbide-i Hürriyet’e götürülen kemikler, dinî merasimden sonra, İttihad ve Terakki Partisi’nin kâtib-i umumîsi, yani genel sekreteri ve Rahmi Bey’in de eniştesi olan Midhat Şükrü Bleda’nın yanına defnedildi.
İşin bir türlü anlayamadığım tarafı, işte burada: Cumhurbaşkanlığı sırasında Sultan Abdülhamid zamanında katledilen Sadrazam Midhat Paşa’nın kemiklerini tâââ Arabistan’ın Taif’inden getirtip devlet töreniyle Âbide-i Hürriyet’e defnettiren Celâl Bayar, siyasî hayatındaki ilk âmiri olan Rahmi Bey’in de oraya defnedilmesine acaba neden vasıta olmadı? Rahmi Bey’in tek çocuğu olan ve 1988’de vefat eden oğlu Alparslan Arslan’ın Demokrat Parti’nin iktidarı yıllarında yaptığı bütün ricaları niçin geri çevrildi?
62 senelik vasiyeti yerine getirmek, demek ki Kadir Topbaş’a nasip olacakmış...
Melekşah Arslan, büyükbabasının son arzusunun bu kadar sene sonra da olsa nihayet yerine getirilebilmiş olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade edecek söz bulamadığını ve mezarın nakline izin veren Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a teşekkür borçlu olduğunu söylüyordu. İttihad ve Terakki konusunda Türki- ye’nin şu anda en önemli uzmanı olan ve nakilde hazır bulunan Erol Şadi Erdinç’in ise, Rahmi Bey’in kemiklerini gördüğü anda gözleri dolu dolu oldu. Enver Paşa’nın torunu Arzu Enver de, defin tamamlanmak üzere iken Hürriyet Abidesi’ne geldi.
İzmir Valisi Rahmi Bey, son uykusunu Kadir Topbaş’ın verdiği izin sayesinde, bundan böyle inşasına 1909’da başlanan ve Midhat, Mahmud Şevket, Enver ve Talât Paşalar ile Midhat Şükrü Bleda, Eyüp Sabri Bey ve Atıf Kamçıl gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun son 50 senesine damgalarını vuran, bazıları çok yakın dâvâ arkadaşı olan isimlerle birarada uyuyacak.
Ama, ailesinin 62 sene devam etmiş olan bu mezar nakli çabasının geçmişine bakınca, bir noktayı hiç anlayamıyorum:
- Basın yine "Molla gidiyor!" havasına girdi ama İran'da rejim mejim değişmez!1 hafta önce
- Özgür Özel, İstanbul'da 1908'e kadar vârolan ama sonraları unutulan "Ayyaşlar Bayramı"nı canlandırıp Bekrî Mustafa'nın ruhunu şâd eyledi!2 hafta önce
- Londra'da yarın, denizcilik tarihimizin en büyük bozgunu olan İnebahtı ile ilgili belgeler mezata çıkıyor!4 hafta önce
- Papa'nın gelişi, lâik ve muhafazakâr kesimdeki cahillerin saçmalama seviyelerini hayli yükseltti!4 hafta önce
- Şehid olan askerler için yas ilân edilmesi geleneğimizde yoktur!1 ay önce
- Suriyeliler'i Harp Okulları'na almayalım da İsrail yahut Yunanistan mı yetiştirsin?2 ay önce
- Cumhuriyet'in ilânının 102. yıldönümünde bir akademik cehalet ve ilmî sefalet örneği1 ay önce
- Suriye, neredeyse bir asırdan bu yana kutladığı Osmanlı düşmanlığı bayramını iptal etti!2 ay önce
- Niyazi Bey3 ay önce
- Ruhban Okulu korkusu2 ay önce