Müsilaja saman tavsiyesi
Marmara’da ortaya çıkan müsilajın temizlenmesine çalışırken kirlenmenin Çanakkale’yi de aşarak Ege taraflarına uzanma ihtimalinden endişe ediyoruz.
Müsilaj eskiden de arada bir görülür ama öyle fazla kalmaz, kendi kendine ortadan kalkardı. O zamanlarda “müsilaj” sözünü bilmezdik, denizin beyazlanmasına “salya” derdik ama şimdilerde uzmanlık terimlerini hatmettiğimiz için “müsilaj” diyoruz...
Ege sahillerinin de bu derde uğradığını bir düşünün: Denize girilemez, tatil matil sözkonusu bile olamaz ve neticede turizm gümbür gümbür çöker gider!
Müsilaj yahut çevre kirliliği uzmanı değilim ama öncelikle İstanbul’da yaşayan bir vatandaş olarak bu işi bilenlerin söylediklerine kulak kabartıyorum.
Avrupa’nın önemli üniversitelerinden birinde hocalık eden bir dostum, geçen gün müsilaj hakkında ilginç bir hatırasını, daha doğrusu bundan 25 sene kadar önce Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olduğu sırada bir hocasının, Prof. Kriton Curi’nin anlattıklarını nakletti...
Kriton Curi, toprağı bol olsun, Boğaziçi Üniversitesi’nin önemli hocalarından biri ve Türkiye’de çevre sorunlarını ilk gündeme getirenlerden idi. 1942’de İstanbul’da doğmuş, Robert Kolej’den inşaat mühendisi olarak mezun olmuş, Kolej’in yerini alan Boğaziçi Üniversitesi’nde inşaat profesörlüğü yapmış, son senelerinde bütün mesaisini dikkatleri çevre kirliliğine çekmeye vermiş, “Katı Atık Türk Millî Komitesi”ni kurmuş ve 1996’da bir konferans için yurt dışında bulunduğu sırada vefat etmişti.
Üniversitede verdiği çevre derslerinde bundan seneler önce bugünün derdi olan müsilaj meselesinden ve çarelerinden bahsetmesi, Kriton Bey’in konusuna ne kadar hakim olduğunu gösterir...
1990’ların ortalarında Kriton Curi’nin öğrencisi olan dostum, hocasının İngilizcesi “sea snot” olan müsilaja çare olarak “saman balyaları”nı gösterdiğini anlattı...
Kriton Bey müsilajın yayıldığı kısımlara saman döküldüğü takdirde bunların köpüklere yapışacağını, hattâ köpükleri vantuz gibi emerek blok teşkil edeceğini, denizdeki samanların daha sonra temizlenebileceğini, bu yöntemin dünyanın çeşitli yerlerinde denendiğini ve iyi netice alındığını söylermiş.
Konunun uzmanı değilim, Avrupa’nın önemli üniversitelerinde hocalık eden dostumun anlattıklarını naklediyorum... Bir yönetici çıkar da fazla masraf gerektirmeyen bu metodu uyguladığı takdirde Prof. Kriton Curi’nin tavsiyesinin Marmara’da işe yarayıp yaramayacağı belli olur...
- Basın yine "Molla gidiyor!" havasına girdi ama İran'da rejim mejim değişmez!2 gün önce
- Özgür Özel, İstanbul'da 1908'e kadar vârolan ama sonraları unutulan "Ayyaşlar Bayramı"nı canlandırıp Bekrî Mustafa'nın ruhunu şâd eyledi!2 hafta önce
- Londra'da yarın, denizcilik tarihimizin en büyük bozgunu olan İnebahtı ile ilgili belgeler mezata çıkıyor!4 hafta önce
- Papa'nın gelişi, lâik ve muhafazakâr kesimdeki cahillerin saçmalama seviyelerini hayli yükseltti!4 hafta önce
- Şehid olan askerler için yas ilân edilmesi geleneğimizde yoktur!1 ay önce
- Suriyeliler'i Harp Okulları'na almayalım da İsrail yahut Yunanistan mı yetiştirsin?1 ay önce
- Cumhuriyet'in ilânının 102. yıldönümünde bir akademik cehalet ve ilmî sefalet örneği1 ay önce
- Suriye, neredeyse bir asırdan bu yana kutladığı Osmanlı düşmanlığı bayramını iptal etti!1 ay önce
- Niyazi Bey3 ay önce
- Ruhban Okulu korkusu2 ay önce