Musul petrolleri, hayaller ve gerçekler
MUSUL ve Kerkük meselesi ortaya mesnedsiz ve kaynaksız fikirler atma merakımızın hiç bitmeyecek gibi görünen sermayelerindendir...
Konu ikide bir gündeme gelir, Musul ve Kerkük petrollerinin aslında bizim olduğu, bölgenin elimizden haksız ve hukuksuz şekilde çıktığı, petrol gelirlerinin yüzde onunun da Lozan Anlaşması uyarınca zaten bize ait bulunduğu ama Iraklılar'ın bu şartı yerine getirmemiş oldukları söylenir, hakkımızı günün birinde mutlaka alacağımız gibisinden gazlar da verilir ve bütün bunlara inanan maalesef çok sayıda kişi de vardır...
Türk Tarih Kurumu'nun Başkanı Prof. Metin Hülâgu da aynı kanaatte olacak ki, geçenlerde bir demeç vermiş, "meselenin fiilî olarak bitmiş göründüğünü ama hukukî anlamda devam ettiğini ve Dışişleri Bakanlığı'nın Hanedan'a destek vermesi hâlinde Sultan Abdülhamid'in Türkiye dışındaki mallarının elde edilmesinin mümkün olabileceğini" söylemiş... Sonrada, "Ama, Hanedan'a öncelikle içerideki -yani, Türkiye'deki-malların verilmesi gerekir" buyurmuş...
Hanedan'ın Irak'taki mal varlığının oradaki mahkeme tarafından reddedilmesinin temel sebeplerinden biri Metin Bey'e göre Türkiye'nin Osmanoğulları'na ait gayrı men kul leri vermemesi imiş ve Irak mahkemeleri "Türkiye bile size mülklerinizi vermiyor ki, siz gelip bizden mal istiyorsunuz" diyormuş...
YANLIŞ ZAMAN, YANLIŞ SÖZ
Kuzey Irak ile petrol konusunda ortak projeler başlattığımız, Bağdat'ın bu yüzden hop oturup hop kalktığı ve yaşanan gerginliklerin Irak hava sahasının tek taraflı da olsa kapatılmasına kadar uzandığı bir dönemde Türkiye'nin resmî tarih kuruluşunun başındaki hocanın bu şekilde sözler söylemesi diplomatik bakımdan bir hayli ters zamanlamadır ama, meselenin bir başka tarafı daha var: Türk Tarih Kurumu'nun başında bulunan Prof. Metin Hülâgu'nun Musul ve Kerkük petrollerinin bugünkü hukukî statüsü hakkında söylediklerinin de maalesef pek doğru olmaması!
Mâlûm petrol bölgeleri konusunda gazete sütunlarından internetteki tartışma sitelerine, TV programlarına, belgesellere ve yine internetin Twitter, Mwitter, Zwitter, misâli dedikodu mekânlarına kadar sık sık yer bulan ve nerede ise hemen her gün tekrarlanır hâle gelen bu iddiaların hatalarını kısaca sıralayayım:
■ Cumhuriyet idaresi, 1924'te hilâfeti kaldırıp hanedan mensuplarını memleket dışına çıkartmasından sonra, tek bir istisna dışında Osmano-ğulları'ndan hiçbirinin özel mallarına elkoyma-mıştır! Bu istisna Sultan Vahideddin'in iki kızına ait iki konaktan ibarettir ve devletin bunların dışında elkoyduğu tek bir mülk yoktur. Sürgüne gönderilen Osmanoğulları Türkiye'deki özel mülklerini satmakta serbest bırakılmışlardır ve bu mülklerden bazılarının tasfiyesi hâlâ devam etmekte, tapulardaki bazı engeller kaldırıldığında satış muameleleri serbestçe yapılabilmektedir.
HOŞ DUYGU, BOŞ HAYAL
■ Devletin o günlerde elkoyduğu çok sayıda, hattâ binlerce gayrımenkul vardır ama bu mülkler hanedan mensuplarının özel malları değil, "tâcın malı" demek olan "Hazine-i Hassa"ya ait binalar, araziler, çiftlikler, vesairedir. Musul petrolleri de o senelerde Abdülhamid'in şahsına değil, "Hazine-i Hassa"ya ait mülkler arasındadır.
■ Petrol sâhalarını geri alabilmek için Irak'ta görülmüş ve karara bağlanmış herhangi bir dâvâ yoktur! Sözü edilen dâvâlar 1920'li senelerden itibaren açılmış ve dâvâların muhatabı, Irak'ı o yıllarda elinde bulunduran İngiltere ile İngiliz petrol şirketleri olmuştur. Bu dâvâların reddedilmesine de "Malların iadesinde önceliğin Türkiye'ye ait olduğu" gibisinden bir gerekçe gösterilmemiştir ve reddin sebebi petrol sahalarının Sultan Abdülhamid'e değil, Hazine-i Hassa'ya ait olmasıdır.
■ Musul petrollerindeki yüzde on oranındaki hissemizi alamadığımız iddiası da bir şehir efsanesinden ibarettir. Türkiye ile Irak arasında 1950'li senelerde bu konuda yapılan görüşmelere Türk tarafı adına katılan Cahid Bey, yani üstâd Cahid Kayra meselenin ayrıntılarını daha önceden zaten yazmıştır, üstelik çok şükür hayattadır ve konuya hâkim olduklarını zanneden ama maalesef bilmeyen tarihçilerimizin mutlaka müracaat etmeleri gereken mükemmel bir kaynaktır!
Kuzey Irak'taki petrol bölgelerinin yahut o bölgelerden elde edilen gelirin bir kısmının bize ait olması yanlış bilinen herşeye rağmen hoş bir histir, tatlı bir duygudur ama sadece bir hayalden ibarettir, o kadar!
- Edebiyat allâmesi iki kardeşin yaptıkları sessiz bağışların ve ödüllendirilmelerinin öyküsü37 dakika önce
- Konserler için ödenen bu meblâğları, musiki tarihimizin en büyük üstadları hayatları boyunca alamamışlardır!4 gün önce
- Atatürk'ün Amerikalı bir kadın gazeteciye verdiği, 89 sene önce sansür edilen ve unutulan mülâkatı1 hafta önce
- Kurumaya başlayan Bafa Gölü'nü bu hâle getirenler Bülent Ecevit ve 1970'lerin CHP'sidir!2 hafta önce
- PKK'ya 30 seneden buyana istediği herşeyin birkaç katını verdik ama terör bitmiyor, zira maksat artık başka!3 hafta önce
- Büyük devlet olmanın yolu kendi silâhını bizzat yapmaktan geçer ve kredi kartlarından alınacak 750 lira bu yolda sadece bir katredir!1 ay önce
- Tarih boyunca hiç vârolmayan Lübnan'ı, Abdülhamid'in Washington Elçisi kurmuştu1 ay önce
- Mahzun prenses Fazile vefat etti1 ay önce
- Hortlayan bir dert: İttihadçılık2 ay önce
- Öküzün altında buzağı aramayın! Harbokulu'ndaki gösteri, disiplinsiz bir eylemden ibarettir, o kadar!2 ay önce