Sarıkamış
BU hafta, Sarıkamış harekâtının 99. yıldönümü... Sarıkamış, askerî tarihimizin en büyük bozgunlarındandır. Milletlerin tarihinde galibiyetlerin olduğu kadar mağlûbiyetlerin de büyük önemi vardır ama savaş meydanlarında uğradığımız bozgunlardan yıldönümlerinde bile bahsetmekten pek hoşlanmayız. Bu tuhaf âdetimiz yüzünden Zenta, Salankamen, hattâ İkinci Viyana Kuşatması ve Balkan Savaşı gibi tarihimizi değiştirmiş olan yenilgilerimizden pek söz etmeyiz, bu hadiselerin yıldönümlerinde herhangi bir etkinlik yapılmaz ve ders kitaplarımızda da birkaç satırla geçiştirilirler...
Meselâ, Balkan Savaşı'nı düşünün... Balkanlar'da uğradığımız ve imparatorluğun yıkılışının ilk adımını teşkil eden bozgunun bu sene tam 100. yıldönümü idi; geçen yıla kadar "Balkan Savaşı'nı unutturmamak için 2013'te yoğun şekilde toplantılar ve anma törenleri düzenlenecek" diye konuşuldu, "Yapacağız, edeceğiz" vesaire gibisinden dünya kadar söz edildi ve bütün etkinlikler sadece birkaç toplantıdan ibaret kaldı!
100. YILDÖNÜMÜ YAYINLARI
Birkaç gün sonra gelecek olan 2014, Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yıldönümü... İnsanoğlunun dört sene boyunca birbirini yediği bu kanlı mücadelenin tarafları, önümüzdeki sene dünya savaşında yaşanan acıları hatırlatmak maksadı ile kıyamet kadar program ve yayın hazırlığı içerisine girdiler. Yayın işine bu senenin ortalarından itibaren başlandı, özellikle Anglo-Sakson tarihçiler arşivlere dayanarak daha şimdiden savaşın pek bilinmeyen taraflarını konu alan kitaplar çıkarttılar ve bu faaliyet yılbaşından itibaren daha da artarak devam edecek.
Yurtdışında yapılan yayınlardan bazılarını ya bizzat getirdim yahut getirtip okudum ve neredeyse hemen hepsinde mevcut olan ortak bir nokta dikkatimi çekti: Koskoca bir imparatorluğun elimizden çıkması ile neticelenen Birinci Dünya Savaşı'nı konu alan eserlerde bizim nerede ise bahsimiz bile yoktu! Almanya'nın dünya harbindeki rolü ve konumu bütün ayrıntıları ile ele alınıyordu ama o harbe Almanya'nın en yakın müttefiki olarak katılan Türkiye'den sadece birkaç satırla bahsediliyordu. Üstelik sadece Türkiye'den değil, İtalya'dan ve Avusturya'dan da!
Zira, Avrupalı tarihçilere göre Birinci Dünya Savaşı, Alman-İngiliz ve Rus mücadelesinden ibaret idi. Savaş sadece kıt'a Avrupası'nda yaşananlar demekti ve dünyanın geri kalanında olup bitmiş kanlı hadiselerin pek önemi yoktu.
Bu yanlış düşüncenin başta gelen sebeplerinden biri, bir Türk tarihçinin bu konuda henüz bütün dünyanın kabul edeceği şekilde kalıcı ve önemli eser vermemiş olmasıdır.
Sarıkamış bozgunu hakkında da maalesef aynı şekilde davrandık ama muharebenin üzerinden 99 sene geçmiş olmasına rağmen henüz şehit sayısı konusunda bile anlaşmaya varamıyoruz!
SAYILARDAKİ CİDDİYETSİZLİK
1914'teki bozgun konusunda son senelerde başlayan modanın sloganını işitmişsinizdir: "90 bin şehit" deniyor ve her yerde bir "90 bin" sözüdür gidiyor...
Bir muharebede 90 bin değil dokuz ve hattâ bir kişi bile canını vermiş olsa mutlaka önemlidir ve şehit sayının bilinenden az olması yaşanmış olan mücadelenin şânına ve kıymetine hiçbir şekilde gölge düşürmez. Ama ortada "bilimsel ciddiyet" diye bir kavram da mevcuttur ve bu "90 bin" sayısı işte bu ciddiyete gölge düşürüp konuyu gayrıciddî hâle getirmektedir.
Genelkurmay Başkanlığı'nın önceki senelerde yaptığı yayınlara ve açıklamalara bakarsanız, Sarıkamış'taki şehit sayısı 23 ile 30 bin arasındadır. Aradan seneler geçtikten sonra, içerisinde askerlerin de yeraldığı programlarda bu adede tam iki katı yani 60 bin kadar ilâve yapılmıştır ve "90 bin şehid" sloganı böylece ortalığı sarmış haldedir.
Benzer abartmayı Çanakkale Savaşları bahsinde de yapmamızın, hattâ daha da ileri gidip oradaki şehit sayımızı beşe katlamamızın hikâyesini de anlatacaktım ama yer kalmadı... Sarıkamış anmaları daha günlerce süreceğine göre hafta başında devam ederim...
- Basının basın olduğu günlerde bu haberi böyle yazacak olsam, "Git ulan, şunu adam gibi toparla" deyip kafama atarlardı!42 dakika önce
- Edebiyat allâmesi iki kardeşin yaptıkları sessiz bağışların ve ödüllendirilmelerinin öyküsü37 dakika önce
- Konserler için ödenen bu meblâğları, musiki tarihimizin en büyük üstadları hayatları boyunca alamamışlardır!4 gün önce
- Atatürk'ün Amerikalı bir kadın gazeteciye verdiği, 89 sene önce sansür edilen ve unutulan mülâkatı1 hafta önce
- Kurumaya başlayan Bafa Gölü'nü bu hâle getirenler Bülent Ecevit ve 1970'lerin CHP'sidir!2 hafta önce
- PKK'ya 30 seneden buyana istediği herşeyin birkaç katını verdik ama terör bitmiyor, zira maksat artık başka!3 hafta önce
- Büyük devlet olmanın yolu kendi silâhını bizzat yapmaktan geçer ve kredi kartlarından alınacak 750 lira bu yolda sadece bir katredir!1 ay önce
- Tarih boyunca hiç vârolmayan Lübnan'ı, Abdülhamid'in Washington Elçisi kurmuştu1 ay önce
- Mahzun prenses Fazile vefat etti1 ay önce
- Hortlayan bir dert: İttihadçılık2 ay önce