Netflix salı günü Türkiye’de kalmaya karar verdiğini, bunun için lisans başvurusu yaptığını duyurdu. Sansürle ilgili iddialara da cevap verdi ve böyle bir taleple karşılaşmadığını açıkladı. 

İnternet yayınları için lisans alma zorunluluğu ve denetim tartışmaları ağustos başından beri devam ediyor. RTÜK neyi, neye göre denetleyecek? "Denetim adı altında iktidarın hoşuna gitmeyen yayınlara sansürün kılıfı hazırlanıyor" iddiası RTÜK’ün yeni yönetmeliği gündeme geldiğinden beri tartışılıyor.  Sosyal medya karış karış mercek altına mı alınacak? Milyonlarca takipçileri olan ‘fenomenler’e müdahale mi edilecek?

Bu ve benzeri sorular nereye gitsem muhatap olduğum sorular… Açıkçası yeni düzenlemeyi işittiğimden beri ben de endişeliyim. İfade özgürlüğünün önünde her daim engeller olmuş ülkemizde, konvansiyonel medya müthiş bir çölleşme yaşarken internetteki özgürlükler de daralacak mı? RTÜK’ün hazırladığı yeni yasa hayatımızda neleri değiştirecek?

Bugüne kadar bu konuda hiçbir şey yazmadım. Gelişmelerin netleşmesini bekledim. Salı günü lisans başvuru süresinin dolması ve Netflix’in kararının belli olması üzerine  RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’i aradım.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin

"BU KADAR ÇOK BAŞVURU BEKLEMİYORDUM"

İlk olarak tabii ki Netflix’i sordum. "Bu kararı bekliyorduk, Türkiye çok verimli bir pazar, Neden çekilsin?" dedi. Netflix konusunda değil ama başka bir konuda şaşırdığını ekledi. Nedir diye sordum, "638 lisans başvurusu yapıldı, şu aşamada bu kadar beklemiyorduk. Benim tahminim 400 civarı idi’’ diye yanıtladı.

Ebubekir Bey, konunun yanlış tartışıldığını ve bağlamından koparıldığını düşünüyor. Bu tip uygulamaların Türkiye’ye özgü olmadığını, birçok başka Batı ülkesinde de lisans zorunluluğu olduğunu söyledi. "2015’ten sonra ABD, İngiltere ve AB ülkelerinde de lisans şartı getirildi, bunun için üye ve aday ülkelere 21 ay süre tanındı" dedi.

LİSANS ZORUNLULUĞU KİMLERİ KAPSIYOR?

Lisans alma zorunluluğu kimleri kapsıyor? Youtube tamamen denetim ve lisans zorunluluğu dışında mı? Bu konuda da bugüne kadar bir netlik yoktu…

Bu sorunun cevabını Şahin şöyle veriyor: "Kişilerin yaptığı yayınlar bu kapsamın dışında. Şirket olarak yayın yapılıyorsa lisans şartı getiriyoruz. Bir de özgüleme yapmış mı yapmamış mı, ona dikkat ediyoruz."

Özgüleme tabirini ilk kez duydum. Bilmiyordum. Dizi, haber ya da başka bir başlıkta düzenli olarak kendisine özgü belli bir formatta içerik üretmekmiş. Bu durumda benim kafam biraz karıştı. Yani kişisel olarak ama düzenli ve özgün içerik üretenler lisans alacaklar kapsamına giriyorlar mı girmiyorlar mı? İşte Youtube düğümü burada. Şirket olmadıkları için girmiyorlar gibi görünüyor.

Bir de şu var: Kişi olarak yayın yapınca lisans mecburiyeti yoksa bu durumda sayıları milyonları bulan takipçisi olan ‘sosyal medya fenomenler’i bu işten servet kazandıkları halde lisans ücreti ödemezken, kendi yağıyla kavrulan muhalif medya platformları 100 bin TL lisans ücreti mi ödeyecek? Burada bir adaletsizlik olmayacak mı? Bana göre kesinlikle olacak. Bu rakam benzer platformları apaçık bir şekilde boğacak.

GELİR HAZİNEYE

Ebubekir Şahin’e, RTÜK’e hem lisans başvurusundan hem de şirketlerin yıllık binde 4’lük gelirlerinden gelecek paranın nereye harcanacağını da sordum. Dedi ki: "Nagehan Hanım biz bugüne kadar giderlerimizi karşıladıktan sonra kalan miktarı Hazine’ye gönderdik. Şimdi de öyle yapacağız. Bu para devletin kasasına girecek."

Gelelim esas fırtına koparan denetim meselesine… Neler yasaklanacak? Baskının, sansürün kılıfı mı hazırlanıyor?

"İNTERNETİN ÜZERİNDE DENETİM YENİ DEĞİL Kİ"

Bu sorular üzerine RTÜK Başkanı şunları söyledi:

"Bakın bu da yanlış tartışılıyor. Sanki bugüne kadar internet üzerinde hiçbir denetim yokmuş da bugün denetim başlayacakmış gibi bir tablo çiziliyor. Halbuki zaten BTK sakıncalı içerikleri denetliyor. Bu sadece bizim ülkemizde değil, her yerde var. Bugünkünden çok farklı bir şey olmayacak. Nagehan Hanım bizim derdimiz kısıtlamalar getirmek ya da cezalar yağdırmak değil. İnternet üzerinden yapılan yayınları listelemek, kayıt altına almak istiyoruz. Öncelikli hedefimiz bu sistemi oturtmak olacak."

Ebubekir Şahin’in anlattıklarından şu izlenimi edindim: Yeni uygulamada hâlâ birçok muğlak nokta var. Kimin lisansa tabi olduğu, kimin olmadığı meselesi net değil. Youtube gibi dev bir alan büyük bir soru işareti. Lisans zorunluluğu ile kayıt altına almak kadar devlete yeni gelir kapısı açmak hedefleniyor gibi geldi bana. Denetim konusunda ise ilk etapta yayınların önüne konan uyarıcı ve kısıtlayıcı imgelerin belirginleştirilmesi şartına odaklanılacak.

ANLAMSIZ WIKIPEDIA YASAĞI ARTIK BİTMELİ

Dijital platformlar bağlamında evrensel seviyede standartlar neyse Türkiye’de de denetimler ve standartlar aynı olmalı. Zaten siz çok yasakçı da olsanız bu postmodern dijital çağda iletişim özgürlüğünü engellemek mümkün değil. İşte Wikipedia şu an Türkiye’de sözde yasak ama VPN yöntemiyle bu siteye herkes giriyor. Hiçbir anlamı olmayan bir yasaklama. Bundan seneler önce Yunanlı bir radikal grubun hazırladığı Atatürk videosu yüzünden o zamanın yargısı uzun süre Youtube’u yasakladı. Ama o zaman da herkes dilediği gibi Youtube’a giriyordu. Neyse ki bu saçma yasak bitti. Anlamsız Wikipedia yasağı da bitmeli. Türkiye gerçekçi ve evrensel hukuka uygun bir yasal düzenleme yaparak yoluna devam etmeli... 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!