Neslican Tay, melek yüzlü cesur kız… Cuma günü gittiğini duyduğumda öyle üzüldüm ki... Sürpriz miydi? Hayır. Ama umut edebilmeyi göstermişti bize o gencecik kız…

Durumunun çok kötüleşmesine rağmen bir mucize bekledik. Ancak maalesef hayat mucizeleri pek sevmiyor. Babamın yoğun bakım kapısında bundan yaklaşık 9 yıl önce bu duyguyu hissettiğimi hatırlıyorum. Tutunacak somut hiçbir şey yok ama yine de içindeki o umut esintisine kaptırıyorsun kendini…

Ben sosyal medyayı neredeyse hiç kullanmam. Neslican’ın mesajlarını, videolarını o öldükten sonra gördüm.

Bana bu yürekli kızı Birgül anlatırdı. Birgül (Elmas Bodur), benim bel ameliyatımdan beri haftada 3 gün gördüğüm sevgili pilates öğretmenim…

Ne zaman yorulsam, pes etmeye kalksam “Asla vazgeçmeyen Neslican’ı unutma” der Birgül… Bacağını kaybettikten sonra bir yıl birlikte çalışmışlar. Kim olduğunu, hastalığını ve mücadelesini hep Birgül’den dinledim.

Bugün hayatımda hiç karşılaşmadığım ama samimiyeti ve gülen gözleri ile benim de tam yüreğime dokunan Neslican Tay’a, Birgül’den aldığım görüntüleri ile veda ediyorum…

Bize yaşamanın tek başına çok kıymetli olduğunu hatırlatıp, hayatı ne kadar komplike hale getirerek heba ettiğimizi gösterdiğin ve hâlâ utanabilenlerin yüzünü kızarttığın için teşekkürler güzel kız…


Elveda Neslican

 

*

Adnan Oktar müritlerini cezaevinden nasıl kontrol ediyor?

Adnan Oktar davası ile ilgili geçen çarşamba günü yazdığım yazıdan sonra bu örgütün geçmişte mağdur ettiği birçok kişiden ve cezaevinde bulunan bazı örgüt mensuplarının ailelerinden telefonlar aldım. Hepsi aynı iddiayı dile getiriyordu. Dedikleri şu: Cezaevindeki mektup trafiğinin önünde hiçbir engel yok. Oktar her gün müritlerine yazıyor, onlara talimatlar veriyor. İtirafçı olmak isteyenleri engellemek için üzerlerinde baskı kuruyor, korkutuyor, kopma eğiliminde olanların koğuşlarına en radikallerini yolluyor.

MEKTUP TRAFİĞİ NORMAL Mİ?

Böyle bir şey mümkün mü? Örgüt kapsamında yargılananlar özgürce kendi aralarında mektuplaşabilirler mi? O zaman örgütsel bağ devam etmez mi? Benim bildiğim, kanunun koyduğu kısıtlamalar var. Onların ne olduğuna baktım.

Hükümlü ve tutukluların göndermek ve almak istedikleri mektupların ya da faksların 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ‘Hükümlünün Mektup, Faks ve Telgrafları Alma ve Gönderme Hakkı’ alt başlıklı 68. Maddesinin 2. Fıkrasında “Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir” diyor.

Ancak dördüncü fıkrasında “Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tabi değildir” hükmü var.

O zaman Adnan Oktar, bu hüküm kapsamında, avukatına verdiği mektuplar üzerinden örgüt mensuplarına talimat vermeye, onları yönlendirmeye ve çözülmelerin önüne geçmeye mi çalışıyor?

AVUKAT GÖRÜŞMELERİ KAYIT ALTINDA

Öğrendiğime göre Adnan Oktar’ın 8.10.2018 ile 05.07.2019 arasında avukatı ile yaptığı görüşmeler mahkeme kararı ile kayıt altına alınıyormuş. Görüşmede bir memur da bulunuyormuş.

Adalet Bakanlığı’na bu iddiaları sordum. Ciddiyetle hemen üzerine gittiler, Ellerinde böyle bir bilgi olmadığını ama bir kez daha soruşturacaklarını söylediler. Yapılan araştırma sonucu bugüne kadar başta Adnan Oktar olmak üzere örgüt mensuplarının birbirlerine yazdıkları mektupların bir kısmına el konulduğu, bir kısmının kısmen sansürlendiği ancak mevcut haberleşme trafiği içinde herhangi bir örgütsel talimat ya da potansiyel itirafçılara yönelik baskı unsuruna rastlanmadığı bilgisi geldi.

BU KEZ 99’DAN FARKLI

Burada şu notumu belirteyim: Bu kez 99’dan çok farklı bir hava var. Siyaset de, yargı da binlerce aileyi mahvetmiş, gencecik kızlara tecavüz etmiş, alıkoymuş, hayatlarını çalmış, ruhsatsız silahlarla sahte belgelerle işler çevirmiş, paravan şirketler kurmuş bu örgütün adaletin gerektirdiği cezayı alması konusunda çok kararlı. Adalet Bakanlığı süreci titizlikle takip ediyor.

Bu operasyonu cesaretle ve kararlılıkla yürüten İstanbul Emniyeti de duruşmaların genel çerçevesinin çok sağlıklı olduğunu düşünüyor.

KOĞUŞLAR ARASI GEÇİŞLERE GÖZ YUMAN MI VAR?

Ancak yine de bu örgütü devlet içinde hâlâ ya korkudan ya da menfaatten korumak isteyenler var. Mesela koğuşlar arası geçişler nasıl bu kadar kolay oluyor? FETÖ davalarında bu yöndeki talepler çok ağır karşılanıyor bildiğim kadarıyla. Burada Oktar’ın talimatı ile koğuşlar arası geçişlere kim göz yumuyor?

Kanun verdiği imkana göre tek boşluk avukata verilen mektupların denetlenememesi. Acaba örgütün üzerindeki etkisini bu yolla mı devam ettiriyor Adnan Oktar?

Sevgili okurlar, çocuklarının çözülme aşamasında iken Oktar’ın mektupla gelen talimatı ile yeniden robotlaştığını gözyaşları içinde anlatan anneler dinledim. 15 yıldır, 20 yıldır çocuğunu ilk kez cezaevinde gören ebeveynlere şahit oldum. Bir kısmı evladının evli olup olmadığını ve hatta neye benzediğini bilmiyordu.

YURT DIŞINDAN GÖZLEMCİ GELDİ Mİ?

Bana gelen başka bir bilgi ise yurtdışından duruşmaları izlemek için gözlemcilerin geldiği yönünde. 99’da bu örgüt çok ciddi bir propaganda yapmış ve Avrupa Parlamentosu gibi kurumlardan ve insan hakları derneklerinden gözlemcileri getirmişti. Ancak o dönem çok net bir polis işkencesi vardı ve hukuk dışı uygulamalar örgütün işine yaramıştı.

Şimdi böyle bir durum yok. Elde çok net kanıtlar var ve duruşmalar seri bir şekilde ilerliyor. Bu sürecin akameti uğramaması için dikkatli olmak gerek.


*

Aile Bakanlığı neden müdahil değil?

Oktar ve Örgütü Davasında yargı konusu olan yüzlerce taciz ve istismar iddiası var. Bu örgüt esas olarak kadınları kullanan, sömüren, cinsel saldırıda bulunan, ailelerinden koparan bir örgüt.

Durum böyleyken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı neden bu davaya müdahil olmuyor? Yüzlerce kadının çalınmış hayatı için niçin ses çıkarmıyor?

Duruşmayı takip edenlerden dinlediğim kadarıyla içeride çok nahoş uygulamalar oluyormuş. Şikayetçi olan kadınların ifadeleri salonda okunuyor, onları yıldırmak için 226 tutuklu bu ifadeler dinlenirken gülüyor, alay ediyormuş.

BU UYGULAMAYA DERHAL SON VERİN!

Bu doğru ise, o kadınlar mahkeme salonunda bir kez daha taciz ediliyor demektir! Bu kabul edilemez! Bana gelen bilgi sırf bu utancı kaldıramayacakları için 3 gün içinde 7 kişinin şikayetini geri çektiği.

Böyle bir şey olamaz… Mahkeme Adnan Oktar ve örgütünü cezalandırmaya çalışırken bu davaya ışık tutanları bir kez daha mağdur edecekse orada adalet ve hukuktan bahsedilebilir mi?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!