Dün gece 1’de aşağıdaki yazıyı gönderdim:

Geceyarısı İran’dan gelen telefon

İran’da devletle iş yapan, Pasdaran’a çok yakın bir tanıdığım var. Geçen cuma Kasım Süleymani öldürüldüğünde ilk olarak onu aradım. Zira Süleymani ile öldürülmeden bir hafta önce görüştüğünü biliyordum.

İran siyasetindeki iç dengelere çok hakimdir, bağlantıları sağlam, kulakları uzundur…

Biraz önce telefonum çaldı. Arayan O. Son derece endişeli bir sesle “Buradaki havayı görmen lazım. Süleymani için tutulan yas süresi doldu. Medya, halkı psikolojik olarak ABD’ye karşı bir saldırıya hazırlıyor. 24 saat içinde bir saldırı olabileceği yönünde duyumlar aldım” dedi.

Uluslararası medya İran’ın ABD üslerini vurma planı olabileceğini yazıyor ancak bu kadar net ve kısa bir zaman belirtmiyor. Dolayısıyla “Emin misin?” diye yeniden sordum kaynağıma.

“Bu coğrafyada hiçbir şeyden hiçbir zaman emin olamazsın ama İran’ı bir görsen... Şu an herkes beklemede. Bu gece ya da yarın Ortadoğu’daki bir ya da birkaç ABD üssüne yönelik bir plan hazırlığı olduğu bütün halkın dilinde” diye yanıtladı.

İran giderek büyüyen bir öfke ve intikam isteği ile kavruluyor. Bu dalgayı dini otorite ve siyaset de yükseltiyor. Ruhani’nin seçilirken vaat ettiği yumuşama ve diyalog ortamı çoktan mazi olmuş… Trump’ın attığı ateş İran’ı ışık hızıyla radikalize ediyor.

Bunun karşı tarafında da farklı bir ortam yok. ABD yönetimi İran bir şey yapsın da cevap verelim sabırsızlığında adeta…

Ortadoğu yeni ve büyük bir savaşa evrilebilecek bir kaynamanın ilk fokurtularını veriyor. Umarım 8 Ocak 2020 yeni bir küresel savaşa kadar gidebilecek bir çatışmanın ateşinin fitillendiği gün olarak tarihe geçmez…

Sabah yazı girmeye hazırlandığı saatlerde kaynağımın bahsettiği saldırı gerçekleşmişti bile. İran, Irak’taki 2 ABD üssünü vurdu. Dini lider Ali Hamaney bunun yeni bir dönem olduğu açıklaması yaptı.

ABD Başkanı Trump “Her şey kontrol altında” anlamına gelen bir twitter mesajı paylaşmış olsa da henüz nasıl bir açıklama yapacağı belli değil.

Öte yandan ABD’nin misilleme yapması halinde İran’ın orantılı cevap vereceği söylendi. Kısacası büyük bir ateşin alevlenme olasılığı çok yüksek.

2003’TEKİ O AÇIKLAMADAN SONRA BAŞLAYAN KABUS

Bu gelişmeler beni 2003 yılına götürdü. ABD’nin Irak’a savaş açtığı o karanlık günlere…

O yıllarda Show TV Haber Merkezi’nin dış haberler bölümünde çalışıyordum. Canlı bağlantılarda simultane tercümeleri de ben yapıyordum.

Sabaha karşıydı. George Bush’un saçlarını tarayarak hazırlandığı konuşması başlamadan önce telefonum acı acı çaldı. Uyku sersemi açtım. “Hemen gel, savaş başlamak üzere, açıklama yapılacak” dediler.

Stüdyoya nasıl koştuğumu, Bush’un konuşmasını canlı yayında çevirirken bir anda telaştan ayağıma iki farklı çorap giymiş olduğumu fark ettiğimi, sonrasında hiç uyumadan 2 gün boyunca yaptığımız haberleri hatırlıyorum…

O günden beri bu bölgede her şey çok daha kötü oldu. İşte şimdi de diken üstünde yeni bir savaş olasılığı hesapları yapıyor ve ABD’nin tavrının netleşmesini bekliyoruz.

Bizim de bir köşesinden içinde olduğumuz Ortadoğu coğrafyasının bu haline bakıp içim parçalanıyor…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!