Araya Berlin’deki Libya konferansı girdiği için yayınlayamadım ama esasen bu yazıyı pazar akşam üzeri yazdım. Uzun ve anlamlı bir hayatın ardından benim penceremden görünen Rahşan Ecevit portresini ve onun hatırlattıklarını anlatmaya çalıştım.

Rahşan Hanım’dan bahsederken ilk olarak şu soru ile başlamamız gerektiğine inanıyorum:

Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en önemli kadın siyasetçisi kimdir?

Benim bu soruya cevabım Rahşan Aral Ecevit.

Bu yargıya öznel değil nesnel kriterlere dayanarak vardığıma inanıyorum.

Görüşlerini benimseyin ya da benimsemeyin- ki ben büyük ölçüde benimsemeyen taraftayım- Rahşan Hanım Türkiye tarihinde uzun zamana yayılmış biçimde en çok etkili olmuş kadın siyasetçidir.

Böyle söyleyince bir açıdan Türkiye tarihinin tek kadın Başbakan'ı Tansu Çiller akla gelebilir ama Tansu Hanım mı yoksa Rahşan Hanım mı ömründe daha büyük siyasi mücadele vermiştir diye bakarsanız tartışmasız Rahşan Ecevit ön plana çıkar.

Tansu Çiller büyük bir mücadele sonucu değil biraz da şans ondan yana olduğu için Başbakan oldu. Koltuğundan indikten sonra elbette Çiller’in de siyasi mücadele verdiği zor yıllar oldu ama toplasanız 6 senedir bu dönem. Sonrasında da siyasetten çekildi.

30 SENE BİZZAT MÜCADELE ETTİ

Rahşan Hanım ise sadece Bülent Ecevit’in eşi değil bizatihi kendisi bir siyasetçi olarak kesintisiz 30 sene koyu bir siyasi mücadelenin içinde bulundu.

DSP tüm teşkilatlanmasıyla Bülent Bey’den ziyade Rahşan Hanım’ın eseridir diye düşünüyorum. Sıfırdan kurulan bu parti 15 sene içinde iktidara geldi.

Zaten 12 Eylül fırtınası sonrasında Bülent Ecevit’in CHP’den kesin olarak kopmasını sağlayan da Rahşan Hanım’dır. Bu konuda Ecevit çiftini yakından tanıyan siyasal gözlemciler de fikir birliği ediyorlar.

DSP'NİN KURUCU GENEL BAŞKANI

DSP’nin kurucu Genel Başkanı Rahşan Ecevit’tir. Kocasına uygulanan siyaset ve medya yasaklarının kaldırılması için esas dişli mücadeleyi Rahşan Hanım vermiştir.

Bülent Ecevit’in genel başkanlığındayken de tüm teşkilatları Rahşan Hanım yönetmiştir. Parti, ‘Ecevitlerin partisi’ diye tenkit ediliyordu ve bu tenkitler doğruydu. Ama sonuçta 1999’da Bülent ve Rahşan çifti adeta anka kuşu gibi doğarak yeniden zirveye çıktılar.

22 Aralık 2000’de çıkan affın tamamen Rahşan Ecevit’in eseri olduğunu herkes bildiğinden de o af literatüre Rahşan Affı olarak geçti.

Yani siyasi hayatta bu kadar etkiliydi merhum Rahşan Hanım.

Diğer başbakan eşleriyle bu bakımdan aynı kategoride değerlendirilmesi mümkün değil…

ECEVİT VE DEMİREL'İN MÜCADELELERİ

Son yıllarda hem Ecevit’in hem Süleyman Demirel’in ömürleri boyu verdikleri siyasi mücadele üzerine epey okuyor ve düşünüyorum.

Şimdi geriye dönüp bakınca her iki siyasetçiye de geçmişte zaman zaman haksızlık ettiğimi görüyorum.

Yaptıkları çok yanlış işler olsa da, inanılmaz zor zamanları aşmış insanlar oldukları gerçeğini unutmamak gerekirdi. Bu kapsama Erbakan ve Türkeş’i de dahil etmek doğru olur.

Mevcut siyasetçiler içinde Recep Tayyip Erdoğan dışında bir Ecevit ya da Demirel kadar büyük mücadeleler vermiş ve direnişleri yaşamış bir muvazzaf siyasetçi henüz yok. (Tamamen ayrı kategorideki Doğu Perinçek olayını istisna tutuyorum.)

Bazı mevcut siyasi parti liderleri ve yeni lider adayları karşılaştıkları zorluklardan bahsediyorlar ama Bülent ve Rahşan çiftinin 12 Eylül sonrasında yaşadıkları ıstırapların ve baskıların milyonda birini bile yaşamadılar.

CÜNEYT ARCAYÜREK'İN 'HAPİSHANEDEKİ ECEVİT' KİTABI YENİDEN BASILMALI

Merhum gazeteci Cüneyt Arcayürek’in ‘Hapishanedeki Ecevit’ kitabının bu vesileyle bence yeni bir baskısı da yapılmalı. Yayınevlerine buradan sesleniyorum. İbret alınması gereken bir yapıt bu.

Ecevit, uydurma gerekçelerle 12 Eylül rejimi tarafından üç kez hapse gönderiliyor ve gazeteler ‘Bülent Ecevit hapse girdi’ diye haber bile yapamıyor. 12 Eylül egemenleri Ecevit isminin bile buharlaşmasını istiyorlar.

O dönem Ecevit’e hem siyaset hem medya yasağı sürsün diye uğraşanlar içinde maalesef CHP’den de çok sayıda vefasız insan var. Büyük ihanetler yaşıyorlar.

Rahşan Hanım ise kocasına yapılan bu zulme ve sözde arkadaşları tarafından gördüğü ihanete karşı akılalmaz bir mücadele veriyor.

Mehmet Çetingüleç’in başarılı biyografi eseri ‘Rahşan’da bu mücadeleler güzel ve sistematik anlatılıyor. O kitabın da mevcut baskısı yok. Bu vesileyle bence bu yapıt da yeni baskı yapmalı.

Bildiğiniz gibi ben CHP geleneğinin ve zihniyetinin muhalifi olan siyasi çizgide bir yazarım. Düşüncem bu yönde.

Üstelik baba tarafım CHP’li bir ailedir. Amcam CHP’li bir belediye başkanıydı.

46, 50, 54'TE OYUM KESİN DP'YE OLURDU

Ancak en başa gidip geçmiş seçimlerin muhasebesini yapınca şunları düşünüyorum:  Ben 1946-50 ve 54’te büyük bir şevk ve heyecanla Demokrat Parti’ye oy atardım. 1957’de aynı şevk içinde olmayıp tereddütlerim olsa da yine DP’ye oy verirdim.

Türkiye’yi bitmez bir intikam döngüsüne sokarak hepimize en büyük kötülüğü yapan 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra 1961-65 ve 69’da da kesinlikle Adalet Partisi’ni desteklerdim. 1973’te Demirel’in 12 Mart sonrası tavrına kızardım ama CHP’ye de oy atmaz ve sandığa gitmezdim.

1977'DE ECEVİT'E OY VERİRDİM

Fakat 1977’de dönemin kontrgerilla teşkilatına ve vesayet rejimine karşı Rahşan Hanım ile beraber tüm gücüyle direnmeye çalışan Bülent Ecevit’e atardım oyumu. Ecevit çiftiyle aynı dünya görüşünde olmasam bile demokrasi için yapardım bunu.

CHP’ye değil Ecevitlere destek oyu olurdu bu. Zaten CHP zihniyetinden hiç hoşlanmayan çok sayıda insan da Ecevit için sandığa gitti ve yüzde 42 gibi rekor bir oy böylece alınabildi.

Yani CHP sayesinde değil CHP geleneğine rağmen bir Ecevit başarısıydı 1977 seçimleri. Rahşan Hanım’ın da bu başarıda payı çok büyüktü.

Maalesef sonrasında temelden yanlış olan 1978 yılbaşında kurulmuş Güneş Motel hükümetiyle yaklaşık iki sene çok başarısız bir Başbakanlık yaşadı Ecevit. Kontrgerilla karşısında önce mağlup, sonra teslim oldu. 1999-2002 dönemindeki Başbakanlığı da çok başarısızdı.

AŞKLARINA HAYRAN OLMAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Fakat tüm bunlara rağmen Rahşan ve Bülent çiftinin en zor zamanlara bile direnen o tutku dolu aşklarına ve bitmez sevgilerine hayran olmamak mümkün değil.

Rahmetli babam büyük bir iyimser ve iç burkacak türden bir romantikti. Onun Ecevit sevgisi, mücadelesi kadar Rahşan Hanım’la kurdukları kendilerine has dünyaları ve şiirlerinden kaynaklanırdı.

Rahşan Hanım’ın kocasının elleri kolları bağlandığında gözü ve kulağı kapatıldığında nasıl tek başına o bariyerleri yıkmak için mücadele ettiğine o dönemin tüm tanıkları şahit.

Bu açıdan da Türkiye tarihinin gördüğü en müstesna aşklardan biri gibi geliyor bana Rahşan-Bülent aşkı.

HER ŞEY 1946'DAKİ MÜTEVAZI TÖREN İLE BAŞLADI

22 Ağustos 1946 Perşembe günü saat 16’da Çocuk Esirgeme Kurumu Salonu’nda mütevazı bir törenle evlendiler. Bülent şöyle demiş Rahşan’a:

"Sana şiirle edebiyatla resimle geçecek çok sakin ve gürültüsüz-patırtısız bir yaşam vadediyorum Rahşan."

Biri Robert Kolej’in her sene düzenlenen şiir yarışmalarının galibi Bülent, diğeri ise yine Robert Kolej’de her sene düzenlenen resim yarışmalarının galibi Rahşan’dı çünkü.

Bu vaadin nerdeyse tam zıddı bir hayat yaşadılar. Birlikte hem zirveyi hem dibi gördükleri çok hareketli bir hayat. Ama kolejin iki aşığı ruhlarını da hiçbir zaman kaybetmediler. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!