Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye’nin en yakıcı, en derin ve tartışmasız en mühim sorunu adalet ve yargı düzeni problemi. Ya da diğer deyimle hukuk ya da hukuksuzluk meselesi…

Maalesef 97 senelik Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir dönemde bir hukuk devleti olmayı başaramadık.

Hukukun üstünlüğü prensibi bu topraklarda hiçbir zaman galip gelemedi. Yargı sisteminin adalet dağıtan bir mekanizma olmasını sağlayamadık. Bundan hepimiz sorumluyuz…

Problemler devam ediyor ve hatta derinleşiyor ancak bir yandan da Adalet Bakanlığı art arda yargı paketleri çıkarıyor.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül mevcut sorunları çözmek için iyi niyetle uğraşıyor. Farklı siyasi görüşlerden insanlar da bu iyi niyet konusunda hemfikir diye düşünüyorum.

Bu kapsamda zaman zaman çok farklı kesimlerden hukukçularla ve gazetecilerle toplantılar yapıyor Adalet Bakanı.

İNSAN HAKLARI EYLEM PLANI

Abdulhamit Gül cuma günü de İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde içlerinde benim de olduğum bir grup gazeteci ve akademisyenle Tarabya Hakimevi’nde bir araya geldi.

Toplantı daveti tam bir hafta önce yapılmıştı. Yani Osman Kavala ile ilgili süreç yaşanmadan.

Geniş çerçevede bir fikir alışverişi planlanmıştı bu toplantı için ancak salı günkü gelişmelerden sonra konu dönüp dolaşıp Osman Kavala olayına geldi elbette.

Bakan Gül, konu devam eden bir soruşturma olduğu için yorum yapmayacağını söyledi. Zaten yapmasını da beklemiyordum.

Ben açıkçası böyle zor bir konjonktürde toplantıyı ertelememesini dahi kıymetli buldum.

Yargıda çok tutarsız kararlar çıktığı, 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsü ardından 4500 kadar FETÖ’cünün yargıdan haklı olarak uzaklaştırılıp, yerine yeni kadroların gelmesiyle ciddi bir geçiş süreci yaşandığı ortada.

3 YIL İÇİNDE KADROLARIN YARIYA YAKINI DEĞİŞTİ!

Türkiye’nin üç büyük kuvvetinden birini düşünün ki kadroların yarıya yakını 3 yıl içinde değişmiş! Yargı kadrolarının önemli kısmının sadece 3 senelik kıdemi ve tecrübesi var.

Bakan toplantıda “Unutmayın, bu değişiklikler bir tercih değil, bir zorunluluktu” diye önemli bir hatırlatma yaptı.

Doğru bir hatırlatma. Yaklaşık 4500 FETÖ’cünün yargıdan tasfiyesi Türkiye’nin istikbali için çok gerekliydi. Bu da başarıyla yapıldı.

TSK’da olduğu gibi FETÖ unsurları yargı teşkilatında halen varsa da sistematik biçimde tasfiye edilmeli.

Ancak yeni kadroların liyakatli ve hukuka tam bağlı olmasını sağlamak da yargıyı FETÖ’den arındırmak kadar önemli.

Fakat bu aşamada henüz olumlu bir tablonun geçerli olduğunu söylemek çok zor. Toplumda şu an adalet sistemine ve yargıya olan inanç yok denecek kadar az seviyede.

20 BAŞLIKTAN OLUŞAN ÇERÇEVE

Ancak bu olumsuz tabloyu değiştirmek, kağıt üzerindeki yanlışlık ya da eksikliklerden kaynaklanan sorunları gidermek için Adalet Bakanı ciddi bir gayret gösteriyor.

İnsan Hakları Eylem Planı Adalet Bakanlığı’nın bir süredir üzerinde çalıştığı bir proje. Cuma günkü toplantıda 20 başlıktan oluşan bir çerçeveden bahsedildi.

Yaşam hakkının korunması ve geliştirilmesinden başlayan, ifade özgürlüğünün korunmasına uzanan, sivil toplumun güçlendirilmesi ile devam eden ve infaz sisteminin geliştirilmesini içeren çok geniş kapsamlı bir çalışma…

Tabii mevcut sorunları gidermek için önce zihniyetin ve yanlış uygulamaların giderilmesi gerekiyor. Öte yandan kısa süre içinde hayata geçecek ve çok somut katkılar sunacak çalışmalar var Bakanlığın masasında.

HAVAALANINDAN YAKA PAÇA GÖTÜRÜLMEYE SON

Mesela İstanbul Havalimanı ile başlayacak, sonrasında diğer havalimanlarına da yayılacak bir uygulama üzerinde çalışılıyormuş.

Buna göre alanda 24 saat savcı ve hakim bulunacak, haklarında bir ifade eksikliği vs’den kaynaklanan yakalama kararı olan ve yurtdışına çıkış engeli bulunanlara yönelik orada hizmet verecekmiş.

Böylece ifade vermediği için ya da bir savcı ile hakim karşısına çıktığında çözülecek hukuki bir engeli bulunduğu için seyahatini ertelemek zorunda kalmayacak yolcular.

İstanbul Havalimanında yargı karşısına çıkıp, sorun çözülürse aynı gün yolculuk yapabilecekler. Yaka paça havalimanından ifade için mahkemeye götürülmek yok.

ŞAŞIRTAN RAKAMLAR

Bakan Gül ile konuşurken beni şaşırtan rakamlar da öğrendim. Siyasi davalarda özellikle de kamuoyunda çok tartışılan meşhur dosyalarda maalesef tutuklu yargılama bir tedbir değil bir cezalandırma yöntemi olarak devam ediyor.

Öte yandan şu anda genel içinde tutukluların oranı yüzde 17’ye inmiş. Kısa süre öncesine kadar yüzde 40’larda seyreden bir rakamdan bahsediyoruz. Bu olumlu bir gelişme.

Mevcut tutuklu sayısı 45 742,
Mevcut hükümlü sayısı 253 888.

Bu oran evrensel standartlara uygun bir oran. Demek ki siyasi içerikli davalarda yaşanan sorunlar ve tartışmalar devam ederken geri kalan davalarda önemli bir mesafe kat edilmiş.

KADIN ORANINDAKİ ARTIŞ

Beni sevindiren bir rakam daha vereyim. Mevcut savcılar ve hakimler toplamı içinde kadın savcı ve hakim oranı yüzde 46’ya çıkmış. Ben bu rakama inanamadım… Kadınların oranının böylesine artması çok olumlu.

Şüphesiz hedef en az yüzde 50 olmalı ama yüzde 46 da muhteşem bir rakam. “Eskiden şöyle çağdaş ülkeydik. Böyle modern toplumduk. Kadın-erkek eşitliği vardı” denilen 1998 Türkiyesi’nde bu rakam yüzde 10’lar seviyesindeydi.

‘HAKİM YARDIMCILIĞI’ PROJESİ

Elbette kadın oranı artarken liyakatli hakim savcı sayısı da artmalı. Kadın-erkek fark etmez, genel çerçevede yeni gelen kadroların çok genç ve tecrübesiz olduğu kanısı toplumda çok yaygın. Bundan ötürü de gençler suçlanamaz.

Adalet Bakanı Gül bunu değiştirmek için ‘hakim yardımcılığı’ projesi üzerine çalıştıklarını hatırlattı.

Bu projeye göre hakim sıfatını almadan önce 3-4 yıl yardımcı konumunda davalara girilip, uygulamalar görülecek, hakim cübbesi bu süreden sonra giyilecek.

Bunlar çok doğru projeler.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!