Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Siyasette koronavirüs belasına yakalananların sayısı maalesef artıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve parti resmi sözcüsü Faik Öztrak da bu isimlerin arasında.

Sayın Öztrak virüs testinin pozitif çıktığını açıkladıktan sonra ilginç bir gelişme oldu.

Bildiğiniz gibi kendisi de eski Hazine Müsteşarı olan CHP Sözcüsü’nün hemen her konuşmasında en çok ve en sert yüklendiği isim Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak.

Faik Bey Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil diğer tüm AK Parti yetkililerine yüklendiğinden fazla sadece ve özel olarak Berat Bey’i hedef alan bir siyasetçi.

Fakat koronavirüse yakalanınca Öztrak’ı ilk arayanlardan biri bizzat Berat Albayrak oldu.

Albayrak görüşmeyi sosyal medyadan duyurunca siyaset ve medya dünyasında bu telefon epey konuşuldu.

Berat Bey’in kendisine en çok taarruz eden ismi bizzat araması karşısında AK Parti içinde de şaşkınlık geçirenler az oldu dersem yanlış olur.

Bence çok nazik ve klas bir hareket yaptı Albayrak.

Henüz sadece 5 senedir milletvekili ve bakan olmasına rağmen olgun ve tecrübeli bir siyasetçi tavrı gösterdi. Herkesi ters köşeye yatırdı.

Kutuplaşmaların ve kavgaların egemen olduğu Türk siyasi hayatına nefes aldıran, güzel hareketler bunlar.

Ben de dün Faik Öztrak’ı aradım. Geçmiş olsun dileklerimi ilettim.

Hem sağlık durumunu hem de Hazine ve Maliye Bakanı’nın telefonu ile ilgili yorumunu sordum.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Telefonda sesi çok iyiydi, müthiş enerjikti. Hiç hasta gibi değildi. Aksine çok neşeliydi.

CHP içinde Faik Bey’in seveni çoktur. Hepsi huzurlu olabilirler.

Geçmiş olsun dileklerimden sonra hastalığı nasıl geçirdiğini sordum.

‘Gayet iyiyim. Hafif atlatıyorum çok şükür Nagehan Hanım’ dedi.

Hastaneye gitmeyecek, evde karantinada dinlenerek geçirecekmiş bu süreci Öztrak.

Berat Albayrak’tan gelen telefona şaşırıp şaşırmadığını sordum. Şunları söyledi:

‘Hiç şaşırmadım Nagehan Hanım. Sonuçta siyaset ayrı mevzu, sağlık ayrı mevzu. Sonrasında da beni bütün bakanlar aradılar teker teker. Berat Bey ile de aramızda güzel bir diyalog oldu’ yanıtını verdi.

Türk siyasal hayatında bu yaşanan tablo beni çok mutlu etti.

Berat Bey ile beraber kabinenin diğer bakanları da CHP Sözcüsü’ne geçmiş olsun dileklerini iletmişler. Bu bakımdan da çok iyi olmuş.

Biz 1876’dan beri kesintileri bol olsa da demokratik siyaset geleneğinin ve politik partiler rekabetinin içinde olan bir ülkeyiz.

Sakın bu ülkenin siyasal nezaket ve olgunluk seviyesini küçümsemeyin.

İktisadi ve sosyal olarak bizimle aynı seviyelerde bulunan çoğu ülkenin siyaset hayatında bu jestleri görmek bile mümkün değil. Tam bir orman kavgası yaşanıyor birçok yerde.

Mesela Brezilya’da siyasi rakipler birbirileriyle ilgili korona haberlerinde ‘Ölsün’ ‘Beter olsun’ minvalinde açıklamalar yapıyorlar medyaya. Eski SSCB ve Doğu Asya ülkelerinin çoğunda da hava bu şekilde.

İşin tuhafı çok eski bir demokrasi olan ABD siyasetinde dahi Trump-Biden rekabetinde aynen Brezilya kadar sert ve üçüncü dünya ülkeleri tarzı bir kavga ortamı göreceğimizi sanıyorum.

Türk siyasetinde olgunluk tablosu elbette eskiden de vardı.

Fakat FETÖ’nün politik hayatı enfekte ettiği 17-25 Aralık darbe teşebbüsü ile birlikte maalesef bu manzara bozulmuştu.

O dönem FETÖ’nün gazıyla Erdoğan helikopterle kaçacak, tüm ailesiyle beraber içeri atılacak gibi daha önce Türk siyasi yaşamında 27 Mayıs döneminden beri görmediğimiz çirkinlikler yaşanmıştı.

Türkiye o günleri aştı çok şükür. Mevcut güzel ve olgun politik rekabet seviyesini korumamız gerekiyor.

Pandemi döneminde okullarla ilgili alınan kararlarda aklıma takılan bir nokta var.

Okul öncesi eğitim diğer tüm seviyeleri sollayarak neden ilk açılan mertebesine yükseldi anlamış değilim…

Anaokulu elbette önemli ama diğer sınıfların okula gitmesi çocuklar açısından çok daha hayati değil mi?

Bizim zamanımızda okul öncesi zorunlu dahi değildi.

Bu seviyedeki miniklerin okuldaki temel aktiviteleri oyun oynamak ve sosyalleşmek. Bu ikisi de pandemide en riskli şeyler.

Üstelik okul öncesi çocuk tuvalet gibi, yemek gibi konularda yardıma ihtiyaç duyar. Dolayısıyla öğretmenlerin tam da bu yaş grubuna yakın teması gerekir.

Bu sebeplerle mesafenin korunmasının en zor olduğu seviye esasen okul öncesi. Diğerleri beklerken neden onlar başlıyor?

Ayın 21’inde birler için okul zilinin kademeli de olsa çalacak olması doğru karar. Ancak birlerin yanına eklenmesi gereken okul öncesi değil ikilerdi bence.

Zira bu sene ilkokul ikinci sınıfa giden minikleri geçen senenin ortasında, yani birinci sınıftayken pandemi vurdu. Dolayısıyla birçok öğrenci doğru düzgün okuma yazma öğrenemeden ikinci sınıfa geçti. Şimdi yine okula gidemiyorlar ve çok geç kalıyorlar.

Anaokulu öğrencileri oyun oynamak için okula gidiyorlar ama ilkokul ikiler daha okuma yazmayı doğru dürüst sökemedikleri halde evde oturmaya devam ediyorlar…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00