Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçtiğimiz Çarşamba günü Miami’de yaşamını yitiren Türkiye’nin öncü sanayicilerinden Jak Kamhi’nin cenazesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile çok hızlı bir şekilde Türk bayrağı sarılı bir tabutla yurdumuza getirildi.

95 yaşında hayata veda eden Kamhi yarın saat 11’de İstanbul Neve Şalom Sinagogu’ndan uğurlanacak.

Fatih Çekirge cumartesi günü bir yönüyle bu konuyu yazdı.

Jak Bey İstanbul’da doğmuş, büyümüş, vatanını çok seven ve başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın birçok yerinde ülkesi için lobi yapan bir vatanseverdi.

Türkiye’nin özünde çok-kültürlü ve çok-kimlikli bir ülke olduğunu anlatan en güzel örneklerden biriydi.

Ben cenazenin İstanbul’a geliş hikayesindeki detayları öğrenmek için öncelikle Tayyip Bey’i meseleden haberdar etmek üzere harekete geçen Korkmaz Karaca’yı aradım ve tebrik ettim.

Bu süreçte zikretmem gereken bir isim daha var: Tuğrul Türkeş.

Tuğrul Bey hem merhum Jak Bey’in hem de Cefi Kamhi’nin çok yakın dostu.

Korkmaz Karaca, "Tuğrul Türkeş Bey de bu süreçte Cumhurbaşkanımızın bilgilendirilmesi ve konunun takibinde hep devredeydi Nagehan Hanım" deyince hem tebrik etmek hem de ayrıntıları öğrenmek için kendisini aradım.

ALPARSLAN TÜRKEŞ-JAK KAMHİ DOSTLUĞU

Tuğrul Bey ile sohbet ederken merhum MHP lideri Alparslan Türkeş’in Jak Kamhi ile yakın arkadaşlığını bu vesile ile öğrenmiş oldum. Şöyle dedi Türkeş:

"Nagehan Hanım Jak Kamhi tam bir vatansever ve gerçek bir milliyetçiydi. Babamın çok yakın dostuydu. Biz de Cefi ile 80’lerden beri arkadaşız. Rahatsızlığı nedeniyle Jak Bey bir süredir Miami’deydi. Vefatının ardından Cefi ile konuşurken bana babasının ülkesinde gömülme arzusundan bahsetti.

Ben Cumhurbaşkanımızın bunu bilmesi gerektiğini düşündüm ve kendisini aradım. Tayyip Bey Kuveyt’ten henüz dönmüştü, akşam saatiydi. Benden konuyu duyar duymaz hemen ilgilendi, gereken talimatları verdi."

Pandemi dolayısıyla birçok konuda olduğu gibi bu konuda da prosedürler çok artmış durumda.

Bir cenazeyi yurtdışından getirmek normal zamandan çok daha uzun sürüyor. ABD tarafı çok engel çıkarıyormuş.

Cumhurbaşkanının talimatı ile Dışişleri devreye girmiş ve konsolosluk üzerinden prosedürler kısa sürede tamamlanmış.

CEFİ KAMHİ: "BABAM 1995'TE BENİ ÇAĞIRDI VE..."

Hem başsağlığı dilemek hem de hikayenin diğer teferruatlarını da dinlemek için Cefi Kamhi’yi de aradım…

"Babam Türkiye’nin yetiştirdiği ve bu ülkeyi tutkuyla seven bir evlattı Nagehan Hanım. Biz 600 senedir bu topraklardayız" diye girdi söze. Cefi Bey’den bunları duyunca ister istemez içim burkuldu.

Bizler bu ülkede eşit yurttaşız ve gayrimüslim vatandaşlarımıza kendilerini ‘Yabancı’ gibi hissettiren atmosferin tamamen buharlaşması için öncelikle biz Türklerin gayret göstermesi bir insanlık görevi.

"Irk, din, dil ayrımı gözetmeyiz biz Nagehan Hanım" diyerek babasının ikinci eşinin Mısır Prensesi Feride’nin Müslüman kuzeni olduğunu hatırlattı Cefi Bey.

Ve şunu paylaştı: "Yıl 1995. Babam kendine mezar yeri almıştı, beni çağırdı. Bak oğlum, beni buraya gömün, bu topraklarda doğdum, bu topraklarda ebediyen yatmak istiyorum" dedi.

Jak Bey 3 yıldır sağlık sorunları nedeniyle Miami’deymiş. Önce bir hastanede sonra evde tedavisi sürüyormuş.

Böylesine bir Türkiye sevdalısı için son günlerinde vatanından uzakta olmak çok zor olsa gerek…

Cefi Bey'e Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen telefonu da sordum.

"Sayın Cumhurbaşkanımızı rahmetli Erbakan’la birlikte siyaset yaptığı zamanlardan beri iyi tanırız, görüşürüz. Çok samimi ve çok duygulu konuştu bizimle" dedi.

"BABAM, YASER ARAFAT İLE YAKIN DOSTTU"

Hatırlanacağı üzere Refahyol koalisyon hükümeti sırasında Cefi Bey de DYP milletvekiliydi.

"Nagehan Hanım biz devletimize çok bağlı ama devletle vergi vermek dışında bir işi olmayan bir aileyiz. Bakın babam dünya çapında Türkiye için birçok krizin çözümünde rol aldı. ABD, Avrupa ve Ortadoğu’da faaliyetler yürüttü.

İsrail-Filistin barışı için çok gayret etti. Mesela rahmetli Yaser Arafat ile yakın dosttu babam. Ben Arafat ile 18 kez görüştüm. Filistin meselesinin barış ve adalet ile çözümü için çok gayret sarf eden bir aileyiz."

Kamhi’ye bugün Türkiye-İsrail arasında yaşanan gerginliklerle ilgili ne düşündüğünü ve mevcut zorlukları aşmak için bir rol alıp almayacağını sordum.

"İsrail ile Türkiye arasındaki sorunlar siyasi perspektif farklarından kaynaklanıyor. Üzerimize düşen görev olursa her zaman yaparız. Benim ilişkilerim her daim canlı, antenlerim hep açıktır. Türkiyemiz bize vazife verirse seve seve yaparız Nagehan Hanım. Bunu bilin. Ülkemize fayda sağlayacak bir katkı varsa eğer bir boşluk söz konusu olursa doldurmak için elimizden geleni yaparız" dedi.

BU ÜLKEDE 1 DEĞİL 1000 KAMHİ OLSA DAHA İYİ OLMAZ MIYDI?

Bu konuşmaları yaparken bir yandan sevindim bir yandan de hüzünlendim.

Bu ülkede 1 değil 1000 Jak ve Cefi Kamhi olsa kötü mü olurdu Türkiye için?

Kabul edelim, Cumhuriyet tarihinde hem Yahudilere hem de diğer gayrimüslim yurttaşlarımıza zulmedilen ve mülkiyetlerine gasp yapılan çok üzücü dönemler var. O nedenle bu ülkede çok az gayrimüslim yurttaşımız kaldı.

1934 Trakya Pogromu ile Edirne başta olmak üzere tüm Trakya’dan Yahudi yurttaşlarımızın adeta kovulması doğru mu oldu?

1942 Varlık vergisi felaketiyle binlerce gayrimüslimin evlerine ve işyerlerine el kondu. İnsanlara büyük acılar çektirildi.

Türkiye’nin iyi yetişmiş ve üst düzey eğitimli ticaret ile imalatçı kesimi ortadan kaldırıldı.

Erik Jan Zürcher "Komünist olmadığı halde kendi burjuvazisini yok eden tek ülke" diyor o dönemin Türkiyesi için.

Eğitimli insan sayısının parmakla gösterilecek kadar az olduğu bir zamanda en iyi eğitim almış kesim Aşkale’ye çalışma kamplarına gönderildi.

Hem büyük bir zulümdü bu hem de Türkiye’yi iktisadi olarak daha da yoksullaştıran ve belini geri dönülmez biçimde kıran bir hamleydi.

TRAKYA POGROMU VE YAŞANAN ACILAR

1942 Varlık Vergisi zulmü ortak belleğimizde var ama özel olarak Yahudilerin tüm birikimlerine ve mülklerine el konan 1934 Trakya Pogromu çok az biliniyor.

İlkay Öz’ün İletişim Yayınları’ndan yeni çıkmış eseri ‘Mülksüzleştirme ve Türkleşirme-Edirne Örneği’ kitabını tavsiye ederim. Öz belgeleriyle sadece 1934’te değil sonraki yıllar içinde de nasıl Yahudi yurttaşlarımızın mülksüzleştirildiğini anlatıyor.

Tüm bu acılara rağmen Jak Kamhi gibi insanlar yine de Türkiye’ye büyük hizmet ettiler. Çünkü bu topraklara kalpten bağlıydılar.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00