Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünyaca ünlü hazır giyim firması Mango, Türkiye’deki üreticilerine geçen hafta bir mektup göndermiş. Benim elime Mango için üretim yapan tekstilci bir dostum sayesinde geçti.

Şöyle diyor mektupta:

"Sevgili üretici,

Mango için üretim yapmanın yasak olduğu şehirleri hatırlatıyoruz. Yasak listesi aynen devam ediyor:

- Batman

- Mardin

- Diyarbakır

- Hatay

- Sivas

- Şanlıurfa

- Nusaybin

- Siirt

- Bitlis

Bu şehirlerdeki hiçbir tesiste Mango için üretimin hiçbir aşamasını yapamazsınız.

Bu bilgiyi Türkiye’deki üretim zincirindeki herkesle paylaşmanızı rica ederiz."

Buyurun mektubun orijinalini de buraya ekliyorum:

Bu çok çok vahim bir mektup.

Mango gibi büyük bir tekstil markası neden Türkiye’de 9 şehre yasak koyuyor?

Yalnızca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri değil, İspanya’da da Türkiye’ye yönelik adı konmamış bir ambargo mu var?

Güneydoğu’daki tekstil imalatçıları boğulmaya mı çalışılıyor?

Yasak devam ediyor dendiğine göre bunun evveliyatı da var…

Araştırdım bulamadım. Ne zamandır bu yasağı uyguluyor Mango?

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle ve İstanbul Hazır-Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Gültepe’yi aradım.

İsmail Gülle "Çok şaşırdım. Bu tip bir yasak kabul edilemez. İnceleyeceğiz, şayet doğru ise buna karşı harekete geçmek gerek. Gereğini yaparız." dedi.

Mango gibi, Zara gibi şirketlerin Türkiye’ye yönelik çifte standardını da hatırlattı Gülle.

Buradaki tekstil fabrikalarından ve atölyelerinden alım yapmak için kılı kırk yarıyor bu şirketler.

Satın alım yapacakları firmalar ile ilgili sigortasız işçi çalıştırıp çalıştırmadıklarından, kullandıkları suya kadar standart denetimi yapıyorlar.

Bunlar elbette önemli ve gerekli şartlar. İşçileri ve çevreyi korumak için konulan standartlar. Bunlara bütün şirketlerimiz uymak zorunda.

Ancak söz konusu şirketler bu standartlarla ilgili çifte standart sergiliyorlar.

Çin’den ya da Vietnam’dan alım yaparken standartları bir kenara koyuyor, Hindistan’dan ya da Endonezya’dan alım yaparken bir kısmını yok sayıyorlar vs…

Mango’dan gelen ‘yasak şehirler mektubu’ ile ilgili konuştuğum İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Gültepe ise şunları söyledi:

"Nagehan Hanım Türkiye’nin Suriye’ye yönelik operasyonları sırasında ve Kobani olayları zamanında Mango, çalışanlarına güvenlik gerekçesi ile Güneydoğu bölgesine gitmeyi yasaklamıştı. Ancak son 2 senedir duyduğumuz başka bir şey yok. İşaret ettiğiniz mektubu araştıracağız, bu çok önemli ve kabul edilemez, biz Anadolu’daki imalatçıları cesaretlendirmeye çalışırken böyle bir yasak onları boğmak anlamına gelir."

Peki nedir Mango gibi Türkiye’deki tekstilcilerin önemli bir müşterisi olan uluslararası şirketin koyduğu bu yasak? Anlamı ve bağlamı nedir?

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin adı konmuş ambargosunun yanında böyle gizli ambargolarda mı söz konusu?

Biliyorsunuz bu iki Körfez ülkesi Türkiye’den gelen mallara yasak koydu. Hatta H/M gibi Zara’yı da kapsayan İnditex ve Mango gibi küresel tekstil şirketlerinin Türkiye’de imal edilen ürünlerini de sırf ‘made in Turkey’ amblemi yüzünden kabul etmiyor.

Bu iki ülke bu gibi dev şirketlerin pandemi sonrası üretim üslerini Türkiye’ye kaydırma planlarının da önüne geçmek istiyor gibi gözüküyor.

Dün kadın muhtarlarla bir araya geldi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Bu buluşmada yaptığı konuşmada verdiği bir  mesaj vardı ki… Bu mesajın  kaybolup gitmesine müsaade etmemeliyiz…

"Siyasette yüzde 50 kadın kotası olmalı" dedi Kılıçdaroğlu.

Hangi siyasi görüşten olursak olalım biz kadınlar bu öneriye sahip çıkmalı ve bunu tüm siyasi partilere kabul ettirmek için devamlı gündemde tutmalıyız.

Siyasette yüzde 50 kadın kotası varsa biz varız, yoksa biz yokuz, diye haykırmalıyız!

Hollandalı ırkçı siyasetçi Geert Wilders’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan çirkin karikatürü Türkiye’nin kutuplaşmış siyasetine kurban ediliyor.

Baktım AK Parti’nin ileri gelenleri ve Cumhurbaşkanlığından art arda kınama mesajları gelirken muhalefet cephesinden hiç tepki yok.

Halbuki Geert Wilders Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üzerinden bütün bir İslam dünyasına saldırıyor.

Wilders bütün kariyeri İslamofobi üzerine kurulu bir siyasetçi. Gerçi siyasetçi değil provokatör demek gerekir. Zira Wilders’ın ilk radara girdiği hadise 2008 yılında Hollanda’da çekilen Fitne adlı filmin prodüktörlüğünü yapmasıydı.

Fitne apaçık bir kışkırtmaydı, İslam’a kadın bedeni üzerinden çok çirkin bir saldırıydı. Wilders bunun üzerinden siyasete girdi ve özellikle 11 Eylül'ün atmosferinde İslam düşmanlığının bayraktarlığını yaptı.

Kuran-ı Kerim’i aşağıladığı provokatif kısa film yüzünden Afganistan’da savaşan Hollandalı askerler öldürüldü.

Batı’daki Müslüman düşmanlığının adeta sembolü haline geldi.

İşte bu Wilders’a CHP’nin, İYİ Parti’nin koyacağı bir tepki yok mu?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00