Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Özdağ’ın iddialarının ardından dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İYİ Parti İl Başkanı Buğra Kavuncu hakkında FETÖ soruşturması başlattı.

Bu ne anlama geliyor? Savcılık Ümit Özdağ’ın iddiaları üzerine harekete mi geçti?

Muhalefet kanadında ve medyanın bir kısmında bu soruşturmanın siyasi bir hamle olduğu ileri sürülüyor.

Acaba İYİ Parti kanadı bu gelişmeye ne diyor? Onlar için bir sürpriz mi Kavuncu hakkında başlatılan süreç?

Partinin en yetkili isimlerine sordum.

İYİ Parti Genel sekreteri Uğur Poyraz "Buğra Kavuncu Ümit Özdağ’ın suçlamalarının ardından iki şey yapmıştı Nagehan Hanım. Hem Özdağ hakkında suç duyurusunda bulunmuş hem de hakkımdaki iddiaları buyurun araştırın diye başvuruda bulunmuştu."

Bu sözleri üzerine Poyraz’a Kavuncu hakkında açılan soruşturmanın kendisi için sürpriz olup olmadığını sordum.

"Hayır, biz bunu bekliyorduk, olması gereken budur. Geçen haftadan beri konuşulan iddialar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma açmaması garip olurdu" dedi.

Uğur Poyraz’ın ardından İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu’nu da aradım.

Müsavat Bey de benzer bir yaklaşımdaydı.

"Buğra Kavuncu kendisine yönelik yapılan suçlamaları kabul etmeyip, herhangi bir şüpheye mahal vermeyene kadar araştırılmasını bizzat istedi Nagehan Hanım. Tabii savcılık Kavuncu’nun başvurusu üzerine mi yoksa Özdağ’ın iddialarının akabinde resen mi harekete geçti bilmiyoruz ama benim için de bu gelişme sürpriz değil" cevabını verdi.

Ümit Özdağ’ın İYİ Parti’deki akıbeti ne olacak?

Disipline sevk edilecek mi?

Hakkında ihraç kararı verilecek mi?

Partinin Genel Başkanı Meral Akşener neden inisiyatif kullanarak Özdağ’ın ihracına bizzat karar vermiyor? Buğra Kavuncu’ya yönelik suçlamaların ucu kendisine dayandığı halde neyi bekliyor?

İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz’a bunları da sordum. Poyraz bundan sonraki süreci adım adım anlattı:

"İl ve ilçe başkanlarından Özdağ’ın disipline sevk edilmesi yönünde dilekçeler geliyor Nagehan Hanım. Posta yolu ile de bize ulaşanlar var. Elden de verenler var. Yarın grup toplantımız olacak. Ben Perşembe gününe kadar bekleyeceğim. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının ardından öğleden sonra biriktirip tasnif ettiğim dilekçeleri Genel Başkan'a sunacağım."

Genel Başkan'a bu dilekçeler verildikten sonra ne olacak?

2 olasılık varmış. Poyraz bu 2 olasılığı şöyle anlattı:

"Genel Başkan bu dilekçeleri ya Genel İdare Kurulu'nun gündemine alır ya da doğrudan disipline sevk eder."

Genel İdare Kurulu her ayın ilk haftası toplanıyormuş, dolayısıyla şayet Akşener ilk seçeneği tercih ederse önümüzdeki haftanın toplantı gündemine gelecek konu.

Şayet ikinci yolu seçip Özdağ’ı doğrudan disipline sevke derse o zaman tahkikat yapılacak ve uyarıdan, ihraca kadar uzanan seçenekler içinden bir karar çıkacak.

Teknik bilgileri Poyraz’dan aldıktan sonra İYİ Parti çevrelerindeki genel eğilimi ve havayı araştırdım.

Meral Akşener’in bu krizi istişare yolu ile çözmek adına konuyu Genel İdare Kurulu'na taşıyacağında herkes hemfikir.

Peki kendi liderliğini sorgulatmak pahasına bir meydan okumaya karşı Meral Hanım neden doğrudan harekete geçmiyor? Niçin masaya yumruğunu vurmuyor?

İYİ Parti’nin ileri gelenleri bunu partilerinin benimsemek ve benimsetmek istediği siyaset tarzı ile açıklıyorlar. Buna da 21. Yüzyıl siyaseti diyorlar.

Nedir İYİ Partililere göre 21. Yüzyıl siyaseti?

Deniliyor ki, "İYİ Parti kavga dilinden uzak, duygusal tepkilerden uzak bir siyaseti tercih ediyor. Duyguların sistemin önüne geçmesini istemeyen bir anlayış bu."

Bu tanımlama kulağa hoş gelse de gerçek şu ki İYİ Parti istesin ya da istemesin Ümit Özdağ’ın başlattığı bir kavga var.

Meral Hanım’ın kendisine ve partisine yönelik çok ağır suçlamalara karşı net bir tavır almaması bence hem liderliğine hem de İYİ Parti’ye zarar veriyor. Kitlelerde ‘çekindiği bir şey mi var da Özdağ’ı partiden ihraç etme konusunda tereddüt yaşıyor’ algısını artırıyor.

Kendi partisinin ağır topları dahil büyük çoğunluğu da  partinin yukarıda bahsettiğim ‘duygular değil sistem ve istişare’ şiarını destekler görünseler de Ümit Özdağ’ın derhal ihraç edilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Geçen hafta birkaç günü İzmir’de geçirdim.

Alsancak’ta Kordon boyunda yürürken gözlerime inanamadım.

Meydana açılan köşede koskocaman ‘TC Avrupa Birliği Bakanlığı İzmir Temsilciliği’ tabelası duruyordu.

Bu temsilcilik 2015 Şubat ayında dönemin AB Bakanı Volkan Bozkır tarafından açılmıştı ancak 15 Temmuz 2018’de alınan bir kararla AB Bakanlığı kapandı, onun yerine AB ile ilişkileri ve müzakereleri koordine etmek için Dışişleri Bakanlığı bünyesinde AB Başkanlığı kuruldu.

Artık AB Bakanlığı olmadığına göre şubeleri de olamaz. Fakat İzmir’in ana meydanlarından birinde 2 yıl 3 aydır olmayan bir bakanlığın tabelası hala duruyor…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00