Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na 21 Nisan 2019’da Ankara Çubuk’taki şehit cenazesi sırasında yapılan saldırıyı ve ardından gerçekleşen linç girişimini bütün detaylarıyla hatırlıyoruz.

O gün yalnızca Kılıçdaroğlu değil, Türkiye demokrasisi ciddi bir tehlike atlatmıştı.

Neyse ki facianın kıyısından dönüldü.

O dönem bu vahim hadiseyi ayrıntılarıyla bu köşede yazmıştım. Yaptığım görüşmeler sonucu bilinmeyen birçok noktayı öğrenmiş ve sizlerle paylaşmıştım.

Dün bu saldırının davası görülmeye başlandı ve ana muhalefet partisi genel başkanına bütün Türkiye’nin gözü önünde yumruk atan şahıs ifadesinde "Olayın üzerinden çok zaman geçti, hatırlamıyorum" deme utanmazlığında bulunabildi.

Kanım dondu bu ifadeleri gördüğümde.

Diğer bir sanık ise "Öldürmek isteseydik zaten oradan çıkamazdı" diye pervasızca konuştu.

Sevgili okurlar bu sanıklar bu ülkenin hukuk sistemi, demokrasisi ve hepimizin güvenliği ile dalga geçecek kadar özgüvenli ya da şuursuz olabilirler.

Ancak şayet gerçek bir hukuk devletinde yaşama gayemiz varsa mahkemeden aklımız ve adalet duygumuzla alay etmeyecek bir kararın çıkması gerekir.

Bu dava Türkiye’nin turnusol kağıdı…

Hangi siyasi görüşten olursak olalım, bu karar hepimizin huzurunu ve güvenini ilgilendiriyor.

Yargı reformunun konuşulduğu şu günlerde bu davanın akıbeti ülkenin de kaderini belirleme potansiyeline sahip.

Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı girişimine yönelik hakkaniyetli bir dava süreci hem hepimizi umutlandıran hukuk reformuna inancımızı pekiştirir hem de kutuplaşmayı ve gerilimi azaltacak bir panzehir olur. Kesinlikle iktidara kazandırır.

Kime kaybettirir derseniz… AK Parti’nin varlığına da büyük direnç gösteren eski tip derin devlet unsurlarına ciddi bir darbe olur…

Aralığa geldik. Bugün ayın 1’i. Türkiye dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı kararlarla yarı yarıya kapanma dönemine girdi.

Koronavirüsün bu ikinci dalgasıyla beraber ikinci yasaklar döneminin bahar 2021’e kadar süreceğini düşünüyorum.

Yeniden yüzde 90 ev-merkezli günlerimize dönüyoruz. Bu 3-4 ay iktisadi faaliyetler de çok yavaşlayacak. İşsizlik ciddi oranda artacak.

Kısacası çok zor bir kış sezonu Türkiye’yi bekliyor. Havalar ne kadar soğuk olacak bilemem ama yaşam şartlarımız açısından bu kış soğuğunu iliklerimize kadar yaşayacağımız ortada.

Hem sağlık hem ekonomi bakımından tam da adı gibi bir kış var önümüzde. En azından bu 3 ay devlet tüm imkanlarıyla az-orta gelirli yurttaşlarının yanında olmak zorunda.

Türkiye’ye yön veren büyük şirketlerin bu dönemde yaşadığı ve yaşayacağı sorunlarla ilgili yazılar yayınlanıyor, programlar yapılıyor. Bu büyük şirketlerin kredi borçları erteleniyor.

Sıradan vatandaş dediğimiz yurttaşlarımızın yani emekçilerin ve esnafların sorunlarının ise yeterince konuşulmadığı kanaatindeyim. Ayrıca işsizler gerçeği de var. Bu kış en çok bu üç kesimi vuracak.

Ne yapacak bu insanlar? Neredeyse tamamının bankalara tüketici kredileri ve kredi kartı borçları var. Bunları hiçbir şekilde ödeyemiyorlar.

Pandeminin ilk dalgasında bir banka şubesi ile hayatında hiç tanışmamış vatandaşlara bile ihtiyaç kredileri dağıtıldı. Bol bol tüketici kredisi verildi. Yanlış da değildi bu adımlar.

Şimdi ikinci dalga döneminde ise işte o kredilerin taksitlerine geldi sıra. Bunlar için gördüğüm kadarıyla bir ertelemeye gidilmiyor.

Bu sıkıntılı ortamında yeni Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Lütfi Elvan’a buradan o yurttaşların talepleri adına seslenmek isterim.

Hem TÜSİAD hem TOBB ile yakın görüşmeleriniz gayet olumlu ama bir yandan da sıradan vatandaş dediğimiz milyonlarca kişi de sizden yeni müjdeler bekliyor Lütfi Bey.

Sokakta biz gazetecileri durdurup bu dertlerini anlatıyorlar. Devlet bize para veremiyor bari borçlarımızı bu güç dönemde zorla tahsil etmesin diyorlar.

Sıradan yurttaşların aldığı tüketici kredilerinin borç taksitlerinin ertelenmesi yoluna gidilmesi doğru olmaz mı Sayın Lütfi Elvan?

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ve BDDK’nın aldığı bir kararla bu rahatlatma adımı hayata geçebilir. Üç kamu bankasından başlayarak tüm bankalara yayılan bir kış kampanyasına dönüşebilir bu.

Pandemi döneminde kimsenin bankaya gitme mecburiyeti de olmadan web üzerinden otomatik 3 aylık ertelemeler yapılabilir. Aslında keşke devlet bu kış sezonu özelinde asgari ücretten vergi almaktan vazgeçse. Bunlar insanlarımızı çok ferahlatmaz mı Sayın Lütfi Elvan?

Hem esnaflarımız hem emekçilerimiz hem de geçici olarak işsiz kalmış yurttaşlarımız bu sayede bu zorlu kış sezonunu daha rahat geçirebilirler.

Milyonlarca kişinin geliri azaldı hatta yok oldu. Üstüne bir de kredi kartı ve tüketici kredisi borçları için bankaların insanları sıkıştırmasının önüne geçilmeli bu zor kış sezonunda.

Yaşadığımız ekonomik zorlukların şirketler ayağı düşünüldüğü kadar yoksul ve dar gelirliler ayağı da düşünülmeli.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • cambaz8989 1 ay önce Devletin itibari önemli olan gerisi teferruat...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00