Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Pandemi döneminde eve kapandığımız için eskisinden de önemli hale gelen, bir yandan da ürünlere yaptıkları fiyat artışları ile eleştirilerin hedefi olan adres süpermarketlerdi.

Bu tartışma pandemi ile de başlamadı. Süpermarketler ve indirim marketleri epeydir çok tartışılıyor. Genellikle olumsuz olarak.

Fiyatları enflasyondan ve dolardan bağımsız artırdıkları, ürünlerde gramaj farklılıkları ile tüketiciyi yanılttıkları, üreticilere sert fiyat kırdıkları, küçük esnafı boğdukları söyleniyor, her açıdan bu işletmelerle ilgili olumsuz bir algı var.

Bu eleştirilere kısmen ben de katılıyorum. Süpermarketlerin hem keyfi fiyat yükseltmeleri hem de ellerinde bulundurdukları gücü üreticileri ezmek ya da sindirmek için kullanmaları kabul edilemez.

PERAKENDE YASASI BU HALİ İLE GEÇERSE TÜKETİCİ MAĞDUR OLUR

Bu gibi sorunların önüne geçmek için hazırlandığı söylenen ve yıllardır tartışılan ama henüz hayata geçmemiş olan bir perakende yasası var. Bu yasanın son hali geçtiğimiz ay netlik kazanmaya başladı.

Evin alışverişi bende olduğu için bir süpermarket uzmanı sayılırım. Hatta mütevazı olamayacağım, hangi market hangi ürünlerde daha avantajlı, nerede ne fark var, hangi rafta hangi ürün bulunuyor, artık gözüm kapalı biliyorum.

Süpermarketleri tüketim alışkanlıklarını karşılaştırmak ve kültürleri anlamak için de faydalı buluyorum. Yurt dışı seyahatlerinde muhakkak en azından bir süpermarkete girerim. Rafları inceler, ürün çeşitliliğini bizimkilerle karşılaştırır, oradaki yeme içme kültürü ve mutfak alışkanlıklarını anlamaya çalışırım.

Bu bağlamda perakende yasasının taslağını büyük bir merakla inceledim ve şunu gördüm: O taslakta çok ciddi sıkıntılar var.

SÜPERMARKET VE İNDİRİM MARKETLERE DÜZENLEME GELSİN AMA...

Marketlerle ilgili birtakım düzenlemeler getirilmesi gerektiği aşikar ancak taslak bu hali ile yasalaşırsa bir uçtan diğer uca savrulmuş olacağız… İfrat ve tefrit arasındaki ince çizgiye dikkat!

Üzerinde konuşulan taslak marketlere çok ciddi engeller getiriyor. Süpermarket zincirlerinin hafta sonu ve akşam çalışma saatlerinde önemli kısıtlamalar, marketlerin kendi markaları ve uygun fiyat ile piyasaya sunduğu ürünler ile ilgili zorlaştırıcı tedbirler, internet satışlarına yönelik engeller, belli bir nüfusun altındaki yerlerde market açma engeli gibi birçok unsur önümüzdeki günlerde yasalaşabilir.

Süpermarketlerin kendilerini piyasanın tek oyuncularıymış gibi görmeleri, küçük işletmeleri boğmaları, raflara sokacakları ürünlere keyfi çerçeveler çizmeleri elbette kabul edilemez ama devletin küçük işletmeleri korumak adına hayatın olağan akışına aykırı zorluklar getirmesi, serbest piyasa kurallarının ihlal edilmesi, zincir marketlerin yeni şube açmasının bin bir şarta bağlaması da başka ciddi sorunları beraberinde getirecektir….

Bakkalı, yerel marketi yaşatalım derken süpermarketlerin de yaşamasına izin verelim…

Süpermarketten bakkala dönüş olamaz. Bu, zamanın ruhuna, günümüz çalışma hayatının hızına aykırı. Dünyanın akışına da ters…

Elbette bakkallar ve yerel markaların yaşaması için gerekli kolaylıklar sağlanmalı ama özellikle metropollerde yaşayan ve alışveriş için kısıtlı zamanı olan modern insan eski sistem bakkaldan şunu al, manavdan bunu al, züccaciyeciden ötekini al formülünü hayata geçiremez. Bu, nostaljik bir unsur, geçmişe ait bir anı olarak kalmak zorunda.

Her şeyden önce mekânsal olarak büyük zaman kayıpları yaşanır. Ürün çeşitliliğine ulaşmak çok zorlaşır. Hele zincir marketlerin internet üzerinden alışveriş hizmetine kısıt getirilirse bu, marketlere değil doğrudan biz tüketicilere zarar vermek olur. Üstelik merdiven altı hizmet sağlayıcılara yarar.

Onun yerine küçük esnafa internet üzerinden satış için destek paketi verilip, eğitim sağlanabilir. Bedelsiz internet tedarik edilebilir. Eve servis için eleman desteği düşünülebilir, tekerlekli araç verilebilir vs.

Zaten bakkalların elinde süpermarketlerde olmayan bir avantaj var. O da veresiye defteri. Veresiye defteri adeta mahalleliye ücretsiz bir kredi kurumu. Paranız yoksa ve kredi kartı limitiniz bitmişse marketten hiçbir şey alamazsınız ama mahalle bakkalından alırsınız...

KÜÇÜK ESNAF KORUNSUN DA SERBEST PİYASA DİYE DE BİR ŞEY YOK MU?

Zincir süpermarket ve indirim marketlerin önüne türlü engeller getirmek yerine küçük esnafın rekabet gücü artırılsa çok daha doğru olmaz mı?

Küçük üreticiyi koruyalım derken, tüketiciyi unutmamak gerekir…

Üstelik işin devletin fayda-zarar dengesini ilgilendiren boyutu da var.

BİR ALIŞVERİŞ BİR FİŞ

Küçücük çocuğum, geçtiğimiz haziranda kaybettiğimiz değerli oyuncu Ayşegül Atik ile Ali Atik'in o efsanevi 'fiş' skeci her gün televizyonda dönerdi. Mağazalara giriyor ‘bir alıveriş bir fiş’ diyerek insanları bakkaldan fiş almaya teşvik ediyor…

Hey gidi günler hey… Bu kamu reklamının üzerinden 35 yıla yakın zaman geçti… Hayatın dinamikleri çok farklı artık. Yeni sistemdeki yanlışları giderelim ama 35 yıl öncesine dönmeyelim kıymetli yetkililer…

Süpermarketlerde ya da indirim marketlerinde tek bir ürün bile alsanız kasadan geçip kayda giriyor, tüm alım ve satımlar resmi fatura ile yapılıyor. Bu açıdan kayıt dışı ekonominin önüne geçmek kolaylaşıyor.

Ortaya çıkan tasarı hayata geçerse zaman makinesine girip 30 yıl öncesinden çıkmış gibi olacağız. Halk bundan zarar görecek.

İndirim marketleri ve süpermarketler kampanyalar, fiyat avantajları vs ile bugün halkın önemli bir kısmına avantajlı ve karşılaştırılabilir mal sunuyor.

Rekabet koşulları ile ilgili düzenlemeye gidilebilir ama tüketicinin zararına olacak, indirimli satışların, kampanyaların vs önüne geçmek küçük üreticiyi koruyayım derken milyonlarca tüketiciyi göz ardı etmek demek.

Bence burada bir denge gözetilmeli. Ben mevcut pakette böyle bir denge göremedim.

Küçük üreticilerin lobileri var ama tüketicinin yok. Bizim hem tüketiciyi, hem bakkalı koruyan ve süpermarketleri öldürmeyen bir yasaya ihtiyacımız var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00