Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sevgili okurlarım,

Bugün bir bayram yazısı yazmak isterdim ama içimden gelmiyor.

Bana deli deyin, takıntılı deyin, ne derseniz deyin. Ama çocuklarımızı 14 aydır evlere hapsetmişken neyin bayramını kutlayacağız? Benim vicdanımı çok rahatsız ediyor bu hal. Böyle bir haksızlığı, böyle bir yanlışlığı kabul edemiyorum.

Çocuklar mahvoldu.

Bu gidişe bir dur demek zorundayız.

14 aydır -kısa sürelik istisnaları saymazsak- bu ülkenin gelecek kuşaklarının üzerine kapıları kilitledik.

Durup durup aynı şeyi yazıyorsun diyebilirsiniz. Evet yazıyorum ve yazmaya devam edeceğim.

Zira vicdanım bu yanlışlığa, bu haksızlığa isyan ediyor.

Otelleri neredeyse hiç kapatmamışken okulları neredeyse hiç açmamış olmak yüreğime dokunuyor.

Bu konu ile medyada pek kimsenin ilgilenmemesine de isyan ediyorum.

ÇOCUKLARIN NE HALDE OLDUĞUNUN FARKINDA MISINIZ?

Gidin fizik tedavi merkezlerini bir gezin… Skolyoz, boyun fıtığı, kas erimesi şikayetleri ile gelen çocuk ve gençlerden geçilmiyor ortalık.

Psikolojik destek alan çocuk ve ailelerin sayısını araştırın.

İlkokul çocukları panik atak ve kaygı bozukluğu sorunları ile boğuşuyor.

Küçücük bedenler evde oturmaktan çürüyor. Beyinler okulsuzluktan yavaşlıyor.

Biz kimi, neden koruyoruz?

Daha doğrusu ana risk grubu bile değilken neden çocukları ateşe atıyoruz?

Bu konudaki kanıksanmışlık hali de beni delirtiyor. Yahu kimse neden avaz avaz sesini yükseltmiyor?

Her gün her yayın organında "Normalleşme adımları belli oldu" başlığı ile haberler çıkıyor.

Hepsinde kademeli bir açılma planından söz ediliyor ve ilk açılacak yerler sıralanıyor. Küçük nüanslarla aynı haber yeniymiş gibi verilip duruyor. Hepsinde "Okullar bu sene sezonu uzaktan kapatacak" deniyor.

Bakıyorum bu haberlere tek bir tepki yok…

Her bir haberden sonra MEB’e "Bu doğru mu" diye soruyorum. "İtibar etmeyin böyle şeylere, karar pazartesi günkü Bakanlar Kurulunda verilecek" diyorlar.

Bu haberler iktidar medyasında da çıkıyor…

Halbuki günlük vaka sayıları 20 bin bandındayken okullar açılmıştı, şimdi bunun çok daha altında...

Sevgili dostlar,

Elbette pandemide herkes çok yoruldu, çok yıprandı.

Ama eğer bu ülkede hala devam eden bir örgün eğitim olmasını önemsiyorsak artık öğretmenlerin aşılanmasını bir an önce tamamlamamız gerekmez mi?

Kademeli açılmada birinci olarak açılacak yerin önemine, ikinci olarak riskine, üçüncü olarak ise kapalı kaldığında oluşacak zarara bakmak gerekir.

Gelişmiş dünya bu kriterlere göre karar veriyor.

Bu üç kritere bakınca da okul hem önemli hem bulaş riski düşük hem de kapalı kalması çocuklara telafi edilemeyecek zararlar veriyor. İşletmelerin maddi kayıplarını devlet belki yerine koyabilir ama bir çocuğun 7 yaşını, 8 yaşını ona hiçbir zaman geri veremezsiniz…

Çocuklarımızın 1,5 senesi evde kapalı geçti. Çoğu pandemi öncesi hayatı, her gün okula gitme disiplinini neredeyse artık hatırlamıyor.

Belli saatte yatma, belli saatte kalkma, program yapma, sosyalleşme gibi unsurlar çoğunun hayatında yok.

ÖZEL OKULLAR, HANİ NEDEN 'HODRİ MEYDAN' DEMİYORSUNUZ?

Ben buradan özel okullara da soruyorum:

Neden birebir konuşurken okulların kapalı olmasından bunca şikayet ederken birleşip gümbür gümbür "Biz hazırız, serbest bırakın açalım okullarımızı. Biz hazırken, devlet hazır değil mi?" demiyorsunuz?

Bu arada velilerden de ses çıkmıyor. "Eğitim temel haktır" diye bırakın kitlesel bir tepkiyi bireysel çıkışlar bile yok..

Ama ben hiçbir veliye kızamam. Onları anlıyorum.

Siyaset ve medya öyle bir korku ortamı yarattı ki… Dünya ile uyumsuz öyle bir kara propaganda havası egemen oldu ki… İnsanlar korkuyor…

Yoksul ve daha az eğitimli kesimin çocukları ise her geçen gün akranlarından daha fazla geri kalıyor.

Anadolu Eğitim Sendikasının geçenlerde yaptırdığı ankete göre öğrencilerinin tamamının düzenli olarak uzaktan eğitime katıldığı öğretmen oranı yüzde 5,6! Öğretmenlerin yüzde 51,5’u öğrencilerinin ancak yarsından azının derslere düzenli katıldığını söylemiş. Canlı derse katılamayanların yüzde 74’ü ise bu ankete göre sonradan EBA TV’den de takip etmiyor. Uzaktan eğitimin öğrenciler için yeterli olmadığını düşünen öğretmen oranı ise yüzde 78,3.

Bu ankette dikkatimi çeken diğer bir konu ise erişim meselesi.

MESELE SADECE ERİŞİM DEĞİL...

"Eğitim aracı ve interneti olmasına rağmen canlı derse katılmayan öğrenciniz var mı?" diye sorulunca öğretmenlerin yüzde 26,5’u "Çoğu böyle", yüzde 20,8’i "Yarısı böyle" demişler.

Yani erişimi olmasına rağmen çocukların yüzde 47,3’ü derslere katılmıyor görünüyor.

Bu bize uzaktan eğitim ile ilgili sorunun sadece erişim engeli olmadığını gösteriyor. Burada özsel bir problem var! Uzaktan eğitim uzun süreli bir çözüm olamaz. Ama bizdeki uygulama çok uzadı!

Sevgili okurlar, biliyorum çoğunuz "Nagehan çok konuştun, zaten yıl bitti sayılır, battı balık yan gider, unut bu seneyi, eylülde zaten açılır" diyorsunuz.

Ancak…

1) Bu sene henüz bitmedi, 1,5-2 ay bu kadar uzun zaman evde kalan çocuklar için nefes olur. -Kaldı ki istense ve öğretmenler desteklese özellikle eksikleri olan çocuklar tespit edilerek yazın telafi eğitimleri ya da etütler yapılabilir.

2) Bu yanlış bakışı değiştirmezsek okullar eylülde dahi açılmayabilir.

Ha bu arada, unutmayalım, okullar kapalı ama apartmandan bozma dershaneler açık zaten.

Buradan tüm öğretmenlere sesleniyorum: Uzaktan eğitimin sizin için de çok zor olduğunu söylüyor, okullara geri dönmek istediğini belirtiyorsunuz… O halde lütfen artık organize olun.

Geçen hafta Türk Tabipler Birliği’nin okulları açmaya yönelik basın toplantısında Dr. Tomris Cesuroğlu da söyledi. Bu bir kaynak değil, bir organizasyon sorunu.

Sendika yöneticilerine de şunu soruyorum: Hedefiniz daha iyi şartlar değil mi? Neden okulların açılması yönünde çaba göstermek yerine sürekli ‘okulların açılma kararı özel okulları korumak için alınıyor’ diyorsunuz? Yazık değil mi dört duvar arasında hapis olan milyonlarca miniğe?

"Yapmayın, etmeyin çocuklar perişan oldu, açalım okulları" diyenleri en ağır şekilde eleştirerek ne çocuklara ne öğretmenlere iyilik yapıyorsunuz!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • mustafa 1 ay önce Nagehan Hanım bu konuyu dert edinen yalnız siz varsınız maalesef. Devleti yönetenler maalesef eğitime hiç önem vermiyor. Eğitim bu Ülkede öncelikli sırada değil. Örnek olarak aşı sırasına bakın öğretmenler gardiyanlardan sonra esnaftan önce geliyor. Eğitime ayırılan bütçeyi inceleyin inşaat, bakım onarım, malzeme alımı ve personel maaşı eğitime yönelik projelere bütçe ayrılmıyor. Öğretmenlerin gelişimi için ayrılan bütçeyi görseniz şaşarsınız. Yaptıkları işi asla küçümsemiyorum ama okulu temizleyen hizmetli ile öğretmen maaşları arasında nerdeyse fark yok. Pandemi dönemi yöneticilerin eğitime bakışını zaten gösterdi. Kuruyemiş ve tatlı ihtiyacı eğitim ihtiyacının öncesinde. Bütün toplumun okulların açık olması için irade göstermesi gerekirken bir kaç cılız ses dışında herkes bu durumu kabul etmiş gözüküyor. Bir eğitimci olarak çok üzgünüm, uykularım kaçıyor biz zaten eğitimde çok kötü durumdayız daha da kötüye gidiyoruz. Bunu ana akım medyada sadece sizin dile getirmeniz ayrıca çok üzücü. Son bir not eğitimi ve öğretmeni gerçekten önemseyen ülkelerde zenginlik, refah, huzur var şiddet yok, suç yok polise ihtiyaç bile yok. Eğitime önem vermeyen ülkelerde her türü toplumsal problem var.
    CEVAPLA
0:00 / 0:00