Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Aslında haftaya, giderek yükselen ve netice olarak katliamlara yol açabileceği için çok tehlikeli bulduğum göçmen düşmanlığı ile alakalı bir yazı yayınlayarak başlamayı planlamıştım.

Ancak Pazar sabahı tıp doktoru bir arkadaşım aradı. "Nagehan izlemediysen aç, Habertürk TV’de Enine Boyuna’nın tekrarını izle, ben ekran başında çıldırıyorum" dedi.

Sevgili Hülya (Hökenek)’nın Cuma günkü yayınını çok merak ettiğim halde kaçırmıştım. Bodrum’daki son gecemdi ve bir akşam yemeği sözüm vardı. Arkadaşımın uyarısı üzerine televizyonu açtım ve programın tekrarını izledim.

Açık söyleyeyim, izlerken hop oturup, hop kalktım. Keşke ben de İstanbul’da olup yayına katılsaymışım dedim…

Konu pandemi ve okullardı.

Konuklar çocuk enfeksiyonları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, eğitimci Cihat Şener, psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz ve Toplum Sağlığı- genobilim uzmanı Dr. Tomris Cesuroğlu idi.

Tomris Hanım’ı okullarla ilgili yazılarımda sık sık bu köşede konuk ettim. Türk televizyonlarında daha kimse okulların kapalı olmasına ses çıkarmazken Hollanda’da yaşayan Cesuroğlu Avrupa’nın göbeğinde pandeminin başından beri izlenen eğitim politikalarını yerinde ve birebir takip ediyor, tüm itibarlı uluslararası sağlık otoritelerinin raporlarını okuyor, değerlendiriyor, bıkmadan, usanmadan dünya örneklerini anlatıyor, Türkiye’nin kapalı okul politikasının yanlışlığına dikkat çekiyor, okulların açık kalmasının bir norm kabul edilmesi gerektiğini söylüyordu.

Cuma günkü yayında da yine CDC, ECDC, DSÖ, Amerikan Pediatri Derneği, İPA, UNİCEF, Unesco gibi uluslararası kurumların değerlendirmeleri, raporları ve görüşlerini hatırlattı.

Okulların, özellikle de 12 yaş altı için neden tam zamanlı açık kalması gerektiğini, Batı dünyasından örneklerle son derece somut bir şekilde anlatmaya çalıştı.

Ancak programda beni şaşırtmayan fakat sadece Türkiye’de olabilecek bir şey oldu.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Dr. Tomris Cesuroğlu’nun CDC, DSÖ, ECDC gibi kurumlara atıf yaparak okulların açık kalması gerektiğini anlatan sözlerini çürütmek için bu kurumları itibarsızlaştırmaya girişti!

Pandeminin başından beri bu kuruluşlar yanlışlar yapmışlar, onlara itibar etmemeliymişiz, onları dinlememeliymişiz. Zaten Dünya Sağlık Örgütü üçüncü dünya ülkelerine yönelik açıklamalar yapıyormuş vs vs…

İsminin önünde profesör yazan bir tıp insanı Dünya Sağlık Örgütü ve bilimum uluslararası sağlık otoritesini karalıyor…

Böyle bir şey olabilir mi sevgili okurlar?

Maalesef bunu ilk kez de yapmıyor Mehmet Ceyhan! Pandeminin başından beri istatistiğe dayanan bir veri sunmadan, sadece yakın çevresinden, ABD’de yaşayan çocukları ve torunlarından, yakın arkadaşlarından, kendi hastalarından örnekler vererek ısrarla okulları açtırmamak için elinden geleni yapıyor.

Ve maalesef garip bir dokunulmazlık zırhı var sanki.

Tıp doktoru kaynaklarıma söylediklerinin evrensel gerçeklerle uyuşmadığını, neden tıp dünyasından güçlü bir karşı ses çıkmadığını soruyorum, "Haklısınız, birçok Hoca bunun farkında ama kimse Mehmet Ceyhan’ı karşısına almak istemiyor" diyorlar.

1.5 yıldır pompalanan bu korku, yaratılan bu efsane çocuklarımızı mahvetti. Artık birinin kral çıplak demesinin vakti geldi de geçiyor!

Cuma günkü programda dikkatimi çeken başka bir nokta Tomris Cesuroğlu’nun konuyu ele alırken kullandığı K12 tabirini Mehmet Ceyhan’ın bilmemesiydi. “O sizin dediğiniz K12 okulları yurtdışında olabilir, bizde olmaz” deyince kulaklarıma inanamadım! K12 kreşten lise sona kadar sınıfları kapsayan temel eğitimin İngilizcedeki adı!

Şayet Ceyhan bu konuda tek bir makale okumuş olsa bu kısaltmayı görmüş olurdu. Demek ki pandemi sürecinde okullarla ilgili hiçbir uluslararası yayını okumuyor, sadece kendi bilgi ve gördüklerine dayanarak çıkarım yapıyor ve onun çıkarımları yüzünden milyonlarca veli korkuyor, 'okullar açılmasın' lobisi güçleniyor.

Sayın Mehmet Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütü ve dünya çapında itibarlı sağlık otoritelerini sırf kendinizi haklı çıkarmak için karalayarak komplolara inanan aşı karşıtlarının eline büyük koz verdiğinizin farkında mısınız?

Aşı karşıtları bilimsel tezlere karşı çıkıyor ve kendilerini haklı çıkarmak için aşılar hakkında şehir efsaneleri üretiyorlar.

Sizin “Dünya Sağlık Örgütü Sudan’da çocuklar okula gidip yemek yiyebilsin diye pandemide okulları kapatmayın diyor” iddianızın aşı düşmanı lobilerin hurafelerinden ne farkı var?

1,5 yıldır CDC, ECDC, DSÖ, Amerikan Pediatri Derneği, İnternational Pediatric Association (IPA), UNİCEF, UNESCO aşağı yukarı aynı şeyi söylüyor. Hepsi okulların, özellikle ve mutlaka da ilkokulların toplumda diğer her yer kapanana kadar açık tutulması gerektiğini üzerine basa basa vurguluyorlar. Hepsi görüş birliği içinde. Yalnızca maskenin kaç yaşa takılacağı gibi konularda küçük ayrışmalar yaşıyorlar…

Siz bu kurumların okulların açık tutulmasını, aslında çok sakıncalı olduğu halde, Sudan’da yemek bulamayan çocuklar yemek yesin diye salık verdiğini mi iddia ediyorsunuz?

Türkiye ve birkaç ülke hariç dünyadaki büyük çoğunluk, gelişmiş dünyanın tümü bu otoriteleri dinledi.
Hepsi yanlış yaptı, 1,5 yıldır okulları kapalı olan Türkiye mi doğru yaptı sizce?

Her yer açıkken sadece okulları kapatmayı konuşmayı bir çocuk hekimi olmanızı geçtim, bir ebeveyn, bir sorumlu vatandaş olarak nasıl içinize sindiriyorsunuz?

Birçok meslektaşınızın söylemek isteyip de söylemediğini ben söyleyeyim: Artık yeter Sayın Mehmet Ceyhan! Eğitim en temel haktır. Pompaladığınız korkular ile bu ülkenin çocuklarının elinden bu hakkı alma girişimine son verin…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00