Bizim evin sabah halleri
Ela’nın saçlarını taramak bir problem. Ensenin önündekiler her gün irili ufaklı düğümler oluşturuyorlar kafasında. Sanırım saçları çok ve dalgalı olduğu için hepsi birbirine giriyor.
Kolaysa her gün bu düğümleri teker teker aç.
Bir görseniz ne çekiyoruz… Saç taramak adeta bir seremoni. Kıyıp kestirmiyor da bıdık.
Yasemin’inkiler öyle mi ya…
Ela’nın düğümlerine tezat, uysal bir kuğu gibi aşağıya süzülüyorlar. Yasemin’in saçlarını taramak iki dakikalık iş. Dümdüz ve sakinler.
Bu eşitsiz durum bizim pıtırların aklını öyle karıştırıyor, öyle karıştırıyor ki anlatamam…
İlla saç farklılığına bir izahat bulacaklar.
Önceki sabah Ela’nın düğümlerini açmaya çalışırken şöyle dedi:
“Anne biliyor musun, benim saçlarım birbirleriyle çok iyi arkadaş. Öyle çok oynuyorlar, el ele tutuşup öyle güzel geziyorlar ki birbirlerinden ayırmak zorlaşıyor onları. Hatta galiba aralarında birbirlerine aşık olan da var!. Bir de Yasemin’inkilere bak, bence onlar hiç iyi geçinemiyorlar. Birbirleriyle birlikte olmak istemiyorlar. O yüzden hiç karışmıyor Yasemin’in saçları anne.”
Bunu duyan Yasemin altta kalmadı tabii.
“Hayır anne, Ela hiç anlamamış. Benim saçlarım Ela’nınkiler gibi değiller. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar ve sakince oynamayı seviyorlar. O yüzden hiçbiri birbirine girmiyor. Benim gibi uslular anne. Bak ben de arkadaşlarımla sessiz sakin oynuyorum. Beni taklit ediyor saçlarım.”
Onlar bu hikayeleri anlatırken baktım saat 07.40 olmuş. Okula geç kalıyorlar. Elimde de Ela’nın artık kesinlikle aynı gözle bakamadığım saçları.
Sanki avucumda bir oyun bahçesi tutuyor gibi hissederek hızlıca toplayıverdim yaramazları ve çocukların o müthiş yaratıcı dünyasını düşüne düşüne evden çıktım. Koşa koşa okula yetiştik. Kızlar ve bir dünya saçları…