Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Yeşilçam replikleriyle seçim sürecinin daha renkli hale geldiği kuşkusuz. Nihayet bunlardan bir tanesi, CHP liderinin “Ben Kemal, geliyorum” sözleriyle adaylık ilanına dönüştü.

        Gelmesine geldi ama 6’lı Masa’nın adaylık gündemi neredeyse bir yıldır aynı yerde duruyor.

        İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özlale’nin Ekonomim Gazetesi'ne verdiği son röportaj, tam da bunu resmediyor. Hatta öncekilere kıyasla daha sert ifadelerle ve niyet sorgulamayla:

        “Biz Altılı Masa'yı terk etmeyeceğiz, genel başkanımız hem partinin iradesini hem de geniş halk iradesini yansıtacak bir tutumu nasıl sergilediyse, bundan sonra da sergileyecektir. 11-12 gün içinde bu işin oldubittiye getirilmesi, ‘Artık biz aday belirleme sürecine başladık, 11 gün sonra adayımızı belirliyoruz’ ifadeleri bana çok iyi niyetli gelmiyor.”

        BİZ KAYBETTİK, SİZ KORUDUNUZ

        Buradan sonrasında söylenenler ise normal şartlarda iki siyasi parti arasında ciddi krizler çıkaracak düzeyde. Özlale, adayın 13 Şubat’ta açıklanmayabileceğini belirterek yakın geçmişe dönüyor:

        “Bir rahatsızlığımız daha var. Biz Altılı Masa’nın ruhuna zarar verdiğini düşündüğü için, çok sevdiğimiz Genel Başkan Yardımcımız Cihan Paçacı’yı kaybettik. Cihan Bey, Altılı Masa toplantısı yapılacağı günkü açıklamaların, partimize ve genel başkanımıza zarar verdiğini düşünerek kendi iradesiyle görevinden istifa etti. Bu bizi çok üzdü. Fakat biraz geriye gidelim, ‘Altılı Masa Kemal Bey’i aday göstermezse o masa dağılır’ diyen Sayın Bülent Kuşoğlu aynı mekanizmayı çalıştırmadı. Belki esas kriz oradaydı.”

        Önümüzdeki hafta önce CHP’nin parti meclisi, ardından İYİ Parti’nin GİK toplantısı var.

        Ne zaman yukarıdakine benzer bir çıkış ya da değerlendirme yapılsa, partiler bir şekilde bunu “yol kazası” ya da “genel başkanın bilgisi dışında” olarak kamuoyuna sunmayı tercih ediyor.

        Bu beyanlara saygı duymakla birlikte, siyasi partilerin karar mekanizmalarının ve kamuoyuna yaptıkları açıklamaların mantığının çok daha farklı olduğunu düşünüyorum.

        Aralarında elbette beklenmedik çıkışlar olabilir. Sürpriz tepkiler ya da benzeri istisnalar. Fakat Ümit Özlale’nin sözlerinin bütününe bakıldığında yaklaşık bir yıldır gerek Meral Akşener, gerekse kurmayları tarafından ifade edilenlerin bir hasılası dikkat çekiyor.

        Yeni olan tarafı daha sert ve gerçekten kriz çıkaracak cinsten olması.

        UZLAŞMA MÜMKÜN MÜ?

        Peki neden çıkmıyor sorusunun cevabı iki yerde.

        Birincisi, masanın bugüne kadar oluşturduğu tecrübenin getirdiği temkin.

        İkincisi, bu tür çıkışların taraflar arasında belli bir müzakerenin şartlarını oluşturduğu yönündeki kabul.

        Tüm bunlara rağmen CHP liderinin adaylığı üzerinde taraflar arasında bir uzlaşma ihtimali var mı? Zayıf olsa da evet. Daha önce aktardığım gibi çoklu aday seçeneği daha kuvvetle dile getiriliyor.

        Bu durum “Masadaki sorunun ilk turda ortaya çıkacak sonuçlar üzerinden çözülmesi” olarak görülebilir mi?

        Muhalif kamuoyunda böyle bir sürecin ilk turu riske atmak olduğunu düşünenler var. “HDP aday çıkaracağına göre, ilk turun sonuçları muhalefet açısından kalıcı bir çözümün kapısını aralayabilir” diye düşünenler de.

        Bunların hemen yanı başında cevap bekleyen soru, İYİ Parti’nin ilk turda Kılıçdaroğlu’nu desteklememesi durumunda aday olarak kimin elini kaldıracağı.

        Çokça dile getirildiği gibi Ekrem İmamoğlu mu? Sakince duran Mansur Yavaş mı?

        Açıkçası her ikisinin de gündeme gelme ihtimali çok zayıf. Böyle bir durumda ortaya çıkacak krizin boyutlarını tarif etmek hiç kolay değil. CHP liderinin iki büyükşehir belediye başkanını da sıkı markaj ve yakın ilgi politikasıyla yanında tutması sonuç vermiş görünüyor.

        Geriye kalan sorular ise henüz yeterince gündeme gelmiş sayılmaz.

        İYİ Parti’nin itirazı resmileşirse, Kılıçdaroğlu adaylığını gözden geçirebilir mi? Böylesi bir geri adım, ki bence çok zayıf bir ihtimal, hangi aday üzerinde mutabakat sağlanarak gerçekleşir?

        Sorularla kaynıyor siyaset.

        Diğer Yazılar