Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        AMERİKAN Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, yani NASA'nın bilim insanları, "arsenikte yaşayan bakteriler" bulmuş! Geçen hafta haberin açıklanışı sırasında hayretler içerisinde medyayı, insanların beklentilerini ve bilim insanlarının yorumlarını izledim. Bu buluş karşısında şaşıranlara şaşırdım.

        NASA'nın, "Yeşil renkli uzaylıları uzun takip sonucu ele geçirip kelepçeleyerek hapse attık" tarzında bir açıklama yapmasını bekleyen topluma, haberin daha ne olduğunu anlamadan "Uzaylılar diye bir şey yoktur, bütün bunlar bir safsatadır" diyen saygın haber spikerine, haberi duyduktan sonra ise topluma bu buluşun önemini anlatmakta güçlük çeken bilim insanlarına şaşırdım.

        Şundan emin olun ki, eğer bir gün olur da gelişmiş uzaylı canlıların varlığı ispatlanıp dünyaya ilan edilmeye karar verilirse bunu uzaylıları tespit eden bilim insanları değil o bilim insanlarının yaşadığı ülkelerin devlet büyükleri yapacaktır.

        Tüm insanlığı etkileyecek bir açıklamayı yapmadan önce, toplumların bilinçlerini ve psikolojilerini böylesi bir haberi aldıklarında kaos yaratmayacakları şekle sokacak ön hazırlıklar yapacaklardır. Dolayısıyla ne insanlık ne de konuyla ilgili haberi veren medya, gelecek yıllarda ciddi bilimsel kurumların yapacakları bilimsel açıklamaların arkasında ütopik anonslar beklememelidir.

        Ben ve ekip arkadaşlarım önceleri "nano bakteri", daha sonra da "nano particles" diye isimlendirdiğimiz, vücutta kireçlenmeye sebep olan nanometre boyutlarındaki canlıları keşfettiğimizde aşırı tepki almış, bilim insanlarının ne kadar kapalı kutularda düşündüklerini fark etmiştik. Kendi kendilerine oluşturdukları "doğrular" ve "yanlışlar" dışında somut kanıtlarıyla dahi bir bilgi verdiğiniz anda "kafası karışmış" bilgisayar gibi kilitleniyorlar.

        Hani neredeyse anlamadığı komutları duyduğunda birtakım devreleri yanarak kulaklarından dumanlar çıkaran robotlara benziyorlar. Bu yüzden şahsen bilim insanlarını sürekli yanıltan ve şaşırtan "doğaya âşığım. Geçmişte "Bakterlerin cansız cisimler gibi köşeleri olmaz" dediler, çok geçmeden "haloquadratum walsbyi" isimli kare şeklinde bakteriler keşfedildi.

        "Bakterilerin boyutları o kadar küçüktür ki sadece mikroskopla görülebilir" dediler ve bir sineğin başı kadar büyük olabilen "thiomargarita namibiensis" isimli bakteri bulundu.

        "DNA ve RNA olmaksızın çoğalma olmaz" denildi, deli dana hastalığına sebep olan, kendi kendine çoğalan ama nükleik asit içermeyen bir çeşit protein olan prionlar keşfedildi. Başka gezegenlerde hayat araştırırken hayat olabilmesi için belirgin standartlar koydular ve geçen hafta o standartlara hiç de uymayan, üstelik kendi gezegenimizde "uzaylı gibi bakteriler" keşfedildi.

        Her türlü canlı hücreyi yok edecek arseniği "mama" olarak yutan, enerji olarak kullanan, DNA'sında yapı taşı olarak bulunduran bir bakteri, hangi bilimsel standartlarımıza uyuyor ki. Demek ki uzay bilimcilerinin, "Arsenik varsa hayat yoktur" diye geçtikleri gezegenlerde hayat olabilirmiş. Demek ki aradığımız canlılık standartları dışında bırakın başka gezegenleri, kendi dünyamızda bile canlılar bulunabilirmiş. "Hep mi oradaydılar yoksa uzaydan gelen göktaşlarıyla mı bulundukları göle taşındılar" sorusu hangi ansiklopedik bilgiyle yanıtlanabilir ki?

        Aramadığımız, anlamadığımız veya göremediğimiz varlıklara "yok" demek, elimizdeki kısıtlı bilgi ve teknolojiyi kullanarak elde edilen fikirlerle "Biz her şeyi biliriz" edasında olmak, ne bilim insanları ne de topluma mesaj verme konumundaki kurumlar için doğru yoldur. Arsenik yiyen minicik bakteriler bile sadece varlıklarıyla bu gerçeği tüm insanların yüzüne çarpmışlardır.

        Diğer Yazılar