Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÇOK yakında yönetmenliğini James Marsh'ın yaptığı ilginç bir bilimsel dizi film Amerika'da ve Avrupa'da gösterime girecek ve eminim kısa bir süre sonra da ülkemize gelecek. Konusu insanlaştırılmaya çalışılan, Nim Chimpsky adlı bir şempanzenin trajik hayat hikâyesi. Columbia Üniversitesi bilim insanlarının 1970'li yıllarda "Nim Projesi" olarak adlandırdıkları araştırmada yanıt bulmaya çalıştıkları soru çok ilgi çekici: "Madem şempanzeler bize çok benziyorlar, bizler gibi alet kullanabiliyor, aralarında komünikasyon kurabiliyorlar, acaba bebeklikten itibaren tamamen insanlar içerisinde yetişseler ne olur? Konuşamasalar dahi kendileriyle işaret diliyle bir bağ kurarak onların dünyası hakkında bilgi alabilir miyiz?" Bu proje yazılıp tamamlandığı gün, minik Nim Oklahoma'da maymunlar üzerinde araştırma yapılan bir laboratuvarda, çelik parmaklıkların içerisinde dünyaya gelir. Proje gereği daha doğduğu gün annesinin kucağından alınıp, Nim'e anne baba olmayı gönüllü olarak kabul eden aileye verilir. Annelik yapan Stephanie LaFarge kendi bebeğiyle birlikte Nim'i de bebek gibi giydirmeye ve emzirmeye başlar. Son derece oyuncu, akıllı, duygularını belli eden minik şempanze ailenin ve tüm çevredeki insanların sevgilisi olur. Fakat aslında ortada yaşanan ciddi bir trajedi vardır. Çünkü Nim insan gibi davranması beklenirken şempanze gibi davranan, sinirlendiğinde tehlikeli bile olan bir aile bireyi olmuştur. Zavallı şempanze insan kıyafetleri içerisinde bira içiyor, arada bir sigara tüttürüyor, yemeğini çatalla yiyor ama istenilen bağı aileyle kuramıyordu. Nim'in insan ailesi kendi çocuklarına kişiliklerini geliştirsin diye özgürlük verirken bir hayvanı insana benzetebilmek için baskı uyguladıklarını fark ediyorlardı. Aile üzgün ve şaşkın, Nim bunalımlı günler yaşamaya başladığında araştırmacılar Nim'i ikinci bir insan anneyle tanıştırmaya karar verirler: Laura Ann Petitto. Petitto, sağır ve dilsizlere işaretle konuşma dersi vermede ustadır, fakat şempanze tavırlarından bihaberdir. Nim'e yumuşak bir tavırla yaklaşmaya kalkınca kontrol elinden çıkar. Nim kızcağızın saçını başını yolacak kadar agresifleşir. Bu sefer de Nim'i kişiliği daha sert olan üçüncü anne adayı, öğretmen Joyce Buttler'e verirler. Butler, Nim agresifleştikçe agresifleşip bazen Nim'in kullağını ısırıyor bazen de canı yandığında can yakıyordu. Nim insan dilini değil ama bu dili anlamıştı: Kötü davranırsam kötü davranılıyor! Nim'in son insan ailesi Oklahoma Üniversitesi'nden araştırmacı Bob Ingersoll oldu. İkili arasındaki dostluk herkese parmak ısırttıracak güzellikteydi. Ingersoll ne işaret dili kullandı ne de daha önceki eğitim kelimelerini. Nim'e sadece kendisi gibi, bir hayvansever olarak davrandı. Böylece Nim de belki ilk kez kendisini şempanze ve sevilen bir hayvan olarak hissetti, saldırganlığı son buldu.

        Hayvan olsun insan olsun bir canlıyı neyse o olarak kabul etmek, yetiştirirken değiştirmeye çalışmamak çok az insanın yapabildiği bir şey. Doğası zorlanan bir hayvan veya insandan ortaya nefret dolu bir varlığın çıkması çok muhtemel.

        SEVGİSİZ ÇOCUK ANDERS B. BREIVIK

        Bir Norveç dergisinde çıkan habere göre Norveç'te geçtiğimiz hafta 100'e yakın kişiyi bombalı ve silahlı saldırıyla katleden daha sonra da "Bunu yapmam gerekliydi" diyen Norveçli katil, mutsuz bir çocukluk dönemi geçirmiş. Son zamanlarda annesiyle yaşamasına rağmen çocukluğunda annesinden uzakta üvey annelerin elinde itilip kakılmış. Kiliseye gitmek istemediğinde dayak yemiş. Hiçbir Müslüman'la tanışmadığı halde babasının beyin yıkamasıyla İslam düşmanı olmuş. Arkadaşlarına kendisini bu dünyada kendisinden başka (annesi dahil) hiç kimsenin sevmediğini söylemiş.

        Sizi bilmem ama ben bu geçmişi okuyunca fanatik Anders'i mutsuz şempanze Nim Chimpsky'le bağdaştırdım, ikisi de çocukluklarında olmadıkları bir şeyleri olmaları için zorlanmışlar. Aralarındaki fark Nim'in büyüdüğünde daha insanca davranabilmesi ve daha çok sevilmesi.

        ***

        300 köpekbalığı katledildi

        BÜTÜN dünyada özellikle avcıların dikkatlerini çekerek nesillerinin kurumakta olduğu açıklanan hayvanlar yasal olmayan yollarla halen son sürat öldürülüyorlar. Galapagos Adaları'nda bir balıkçı gemisinde 300 adet köpekbalığı yüzgeci bulundu Bunları köpekbalığı yüzgeci çorbası yapmak için lokantalara sattıklanm söyleyen balıkçılar, köpekbalıkları ne yaptıkları sorulduğunda "Denize attık" yanıtını verdiler. Bunun üzerine denizde inceleme yapan sahil koruma görevlileri, denizde çok sayıda ölmüş ya da ölmek üzere olan acılar içinde kıvranan köpekbalıkları buldular. Balıkçılar yargılanmak üzere tutuklandılar. North Carolina Üniversitesi'nden denizbilimci John Bruno "Ben bu insanları balıkçı değil katil olarak görüyorum. Sadece; köpekbalığı katili de değil, doğa ve bu doğanın hizmet vereceği yeni nesillerin katili! Cezaları ağır olmalı" dedi.

        ***

        Dünyanın yaşayan en yaşlı köpeği

        MAX isimli terier kırması Louisiana'lı köpek, geçtiğimiz pazar günü 26 yaşına böylece de Guiness dünya rekorlar kitabına girdi. Sahibi 49 yaşındaki Janelle Derouen'e hâlâ sağlıklı ve enerjik olan köpeğini nasıl beslediği sorulduğunda şunları söylemiş: "İlk besini sevgi! Evde özgürce istediği gibi dolaşıyor, gereksiz yere azarlanmıyor. O mutlu bir hayvan. Yediği tek şey kuru köpek maması ve köpek bisküvisi. Eşimle birlikte yemek yerken yalvaran gözlerle bakmasına hiç kulak asmayız, yemeklerimizden vermeyiz. Max'ın kişiliği bizimkiyle bütünleşti. Eşimle kavga edip, bağırıp çağırmadığımız için o da kavga ve stres nedir bilmiyor. Bir köşede uyuyup uyanınca oyuncaklarıyla oynuyor."

        Diğer Yazılar