Hayvanlardan liderlik dersleri!
HER probleme bir çözüm var. Gören göz ve düşünen beyin için çözümlerin çoğu doğada. Zaten bilim dünyasındaki birçok buluş da doğa taklit edilerek elde edilmiş. Üstelik bilimde bunun adı bile var: "Biyomimikri veya biyomimetik."
Örnekler sayısız. Örümcek ağına bakarak aynı yapıda ince fakat çelik kadar güçlü ip ve kumaş yapımı, yarasanın kanat yapısını inceleyerek sessiz uçak dizaynı, köpekbalığı derisine benzer dayanıklı yüzey teknolojisi, geko isimli kertenkelelerin ayaklarından ilham alarak yüzeye kolayca tutunan ürünler... Ve daha neler neler...
Hayvanlar, bitkiler ve mikroplar mükemmel bir mühendis gibiler. Bu yüzden Nike, Boeing, Seventh Generation gibi büyük şirketler, biyologlarla birlikte çalışarak tasarım cenneti doğadan ipuçları yakalayıp ürünler geliştiriyorlar.
Özellikle hayvanların fiziksel özelliklerini taklit ediyoruz ama yaşam tarzlarındaki çok ilginç özelliklerden hiç feyiz almıyoruz. Örneğin, bizim gibi gruplar halinde yaşayan hayvanlarda da bir lider seçimi var. Şirket yönetiminden ülke yönetimine kadar liderliğe soyunan her kişinin ve seçmenlerin bence dönüp doğaya bir bakmaları, hayvanlar âleminden ilham almaları
gerekiyor. İşte size birkaç örnek:
Arslan liderler: Dominanttırlar. Deneyimliler yerine çok güçlü ve agresif olanlar gruplarına lider olurlar. Güçsüz olan aslanlar, böylesi güçlü bir yönetim altında kendilerini güvencede hissederler. Lakin yönetilen grup, avlanan hayvanlardan paylarına düşen küçük parçalarla idare etmek zorunda olduğundan hep zayıf kalmaya mahkûmdurlar, çabuk hastalanırlar ve ömürleri kısa olur. Kurulan liderlik sadece fiziksel güce dayandığı için uzun sürmez. Yeni gelen daha güçlü bir erkek, derhal liderliği ele geçirir ve döngü böylece devam eder.
Arı liderler: Bir tane kraliçe arı vardır. Tek görevi neslin devam etmesini sağlamaktır.
Kovanda kraliçenin belli bir yönetimine de ihtiyaç yoktur aslında. Herkes görevini bilir. En güzel çiçeklerin nerede olduğunu kovana bildiren dansçı arıdan tutun da bal toplayan işçisine kadar tek bir amaç vardır: Bal üretmek ve kovanı korumak.
Fil liderler: Yaşlı ve deneyimli olan (genelde) dişi filler gruplarına liderlik yaparlar. Grup içerisinde disiplini sağlamakla beraber asla kaba güç kullanmazlar. Grup içerisinde seçilen güçlü genç erkekler, liderleri yönetiminde grubu dışarıdan gelen tehlikelere karşı korurlar. Lider fil artık yaşlandığı ve hatalar yapmaya başladığı anda kendisinden sonra gelecek lider fili seçerek görevi ona teslim edip grup içerisindeki bebek filleri koruma, annelere yardım etme rolünü üstlenirler.
Şempanze liderler: Grup içerisinde en çok gürültü yapabilen lider olur. Şempanze lider, grup tarafından beslenir. Bu gürültülü yönetici, genç şempanzeleri korumak için hiçbir çaba harcamazken bulduğu yiyeceği grubun dikkatini başka yöne çekerek kendisi yer. Grubu bir arada tutma ve başkalarının yavrularını koruma içgüdüleri yoktur.
Kuş liderler: Özellikle göçmen kuşlar, sadece uçuş sırasında bir lider seçer, göç boyunca sürekli lider değiştirirler. Kendisini en güçlü hisseden kuş, diğer kuşların motivasyonuyla başa geçer, yorulunca haber verir, arkadan başkası görevi teslim alır.
Evet, örnekleri artırmak mümkün. Detaylara inerek anlatabilecek yerim olsa sanırım etkilenmemeniz mümkün değil. Bazı hayvanlardan özellikle fillerden, arılardan ve karıncalardan demokrasi dersi almamız gerekiyor. Halihazırda hangi hayvan grubuna benzer davranıyoruz, varın siz karar verin.
BAHAR GELDİ, ÇİÇEKLER AÇTI AMA...
İNSANOĞLU olarak pek bir şey fark etmiyoruz. Uzun süren kışın ardından bahar bu sene erken geldi. Çiçekler de erken açtı... Ne olmuş yani? Boston Üniversitesi bilim insanları, bizim kadar rahat bakmıyor iklimdeki bu son değişikliğe. "Popular Science" isimli bilimsel dergide yayınlanan araştırmaya göre, soğuk havaları takiben çiçeklerin açması için gerekli bir süre vardır. Bu süre şayet kısalırsa bitkiler arasındaki tozlaşmalar ciddi oranda düşer. Çünkü polenlerin oluşup tozlaşması gereken süreçte hâlâ arılar, kelebekler ve diğer böcekler gelişmelerini tamamlayamamışlardır.
Bu sırada kuşlar da yuvalarını daha erken yaptıklarından bazı böcekleri yavruları için avlama şansına sahip olamayacaklar. Yumurtadan geç çıkan böcekler ise avlanmadıkları için sayıca artarak başka sorunlara yol açacaklar.
Araştırmacı Richard Primack, bu olayı suya düşen bir taşın oluşturduğu dalgalara benzetiyor. "Doğayla ilgili değişimler başladığı noktada çok önemsenmese de getireceği zararlar zaman içerisinde büyük dalgalar halinde kendisini gösterecektir" diyor.
SURİYE, UZAY ARAŞTIRMA MERKEZİ KURDU
GEÇEN hafta çarşamba günü Suriye hükümeti, uzay araştırma merkezi açtıklarını ilan etti. iç savaşın 4 yıldır devam ettiği bir ülkeden yapılan bu beklenmeyen açıklama, 1 haftadır medyada tartışılıyor. En çok tartışılan konu, bu tür bir girişimi yapan bir ülkenin "binlerce üniversite öğrencisini hapishanelerde tutması" ve "Suriyeli bilim insanlarının büyük bir kısmının yurtdışına göç etmiş olması".
Kötü Bilimleri Araştırma Enstitüsü
NİHAYET! Stanford Üniversitesi bilim insanları, doğru düzgün tamamlanmadan özellikle küçük dergilerde sırf yayın olsun diye veya para kazanmak amacıyla yayınlanan makaleleri incelemeye karar verdi. Kötü Bilimleri Araştırma Merkezi'nde "Falanca hastalığa, falanca tedavi bulundu" iddialarıyla yayınlanan yarım yamalak araştırmalar başta olmak üzere toplumu kandıran tüm makaleler bir bir ortaya çıkarılacak ve ilan edilecek. Bu rencide edici incelemelerde 2 ana hedef var: 1-Yalancı bilim insanlarına "dur" demek. 2. Legal yollarla bilim dünyasındaki şarlatanları bir bir ayıklamak.