Suriye sınırında organik mayın
BAHARIN ilk güzel günlerine "Hani 'one minute' idi? Şimdi böyle mi oldu?" sorusunu sormaya icbar eden haller eşliğinde girdik. Güzel ve yalnız ülkem değil, "güzel, yalnız ve sefil ülkem" desek yeridir.
Duydunuz siz de, "Suriye-Türkiye sınırındaki mayınlı alanı kim temizleyecek?" sorunsalı vardı; iki hafta sürdü. Mayınlı alanı temizleme işinin İsrailli bir firmaya verilmesi ve bu hizmetinin karşılığında da aynı alanın 'organik tarım' yapmak için 44 yıllığına aynı firmaya bırakılması söz konusu.
"Bu işi neden ordu yapmıyor" diye soran muhalefete topu Genelkurmay'a atan bir cevap verdi Vecdi Gönül. "Genelkurmay biz yapamıyoruz dediği için... "
Türkiye'nin kabul ettiği Ottowa Sözleşmesi'ne göre, arazinin söz konusu mayınlardan temizlenmesi için sadece 2014' e kadar vakit kaldı, oysa bu konunun buraya geleceği 1992'den beri belli. Temizlik görevi 1992'de Bakanlar Kurulu kararı ile Genelkurmay'a verildiğinden beri düzenli aralıklarla "Kaynak sorunu var" diyesi imiş ordumuz. Örtülü ödenekten de para verilmiş kendilerine. Mayın temizleme ofisi takviye edilmiş, ekip elemanları güçlendirilmiş, bazısı yurtdışına gönderilmiş, eğitilsinler diye; sonra yine "Teçhizatlar çok pahalı" demiş Genelkurmay. Olay döne döne Bakanlar Kurulu kararıyla Maliye Bakanlığı'na havale edilmiş.
Tuğgeneral Metin Gürak kendisinden açıklama beklenen karargahın sessizliğini nihayet bozarak bir savunma yapıyor ve "İsrailli firma da neyin nesi oluyor?" şeklindeki haklı kaygı ve hoşnutsuzlara açıklama mahiyetinde bazı öneriler getiriyor. Mayınlı arazinin 510 kilometre uzunluğunda, ortalama 350 metre derinliğinde ve 178 milyon 500 bin metrekare olduğunu, TSK'nın elindeki teçhizatın bu araziyi temizlemek için yeterli olmadığını dile getiriyor. "...Mayın temizliğinin, bedeli ödenmek kaydıyla hizmet alımı yöntemiyle yapılması ve bu kapsamda uluslararası deneyime sahip NATO İkmal ve Bakım Teşkilatı'nın (NAMSA) öncelikli olarak dikkate alınması uygun bir hareket tarzı olarak düşünülmüş ve bu görüşler zamanında ilgili mercilere gönderilmiştir" diyor. Fakat bu kez de Ak Partililerden "Temizlik işinin yaptırılması istenen NATO'nun NAMSA adlı birimi, temizlik yapan değil yapılan temizlik işini denetleyen bir birim. Dolayısıyla NAMSA önerisi teknik açıdan yanlış" itirazı geliyor. Ama Ak Parti sözcüsü Vahit Erdem, NATO Bakım ve İkmal Ajansı NAMSA'nın, '"bu kadar geniş bir arazide mayın temizlemesinin mümkün olmadığını" bildiriyor.
1) Hangisine inanacağız, NAMSA denetimci mi, yoksa sadece yetersiz mi?
2) Mayın sökmekte böylesine engin tecrübeleri olan bir firma, işi bitince birden enteresan bir aydınlanma yaşayıp kendini tarıma mı verecek? "Şu hayatta fark ettik ki yaşamın anlamı hormonsuz domatesin özünde gizli" filan mı diyecekler?
Hem sonra efenim, "tarım şirketi kuracakmış bu firma", hatta sevinmemiz gerekiyor sanırım, çünkü bu şirket "Türk ortak da alacakmış sonra... "
*
Berbat bir 'Pazar yazısı' biliyorum, ama ben bu tabloda bakıyorum bakıyorum ve 'yaşayakalmaya' nam-zed bir ülke göremiyorum.
Sizin de aklınıza, "Yerleştirdiği mayını sökemeyen bir ülkenin hayatta kalma 'hakkı' ve 'şansı' var mıdır?" gibi moral bozucu sorular gelmiyor mu?
Bu işin alegorisi, ektiği ürünü toplayamayan çiftçiye çiftçi denilir mi, attığı dikişi alamayan doktora doktor denilir mi, biçtiği donu dikemeyen terziye terzi denilir mi, diye... Uzar gider...
Askerin hali bu, ya sivil irademizin durumu? Bulabildiği tek yöntem, zaten İsrail tehditi altında olan, İsrail'e sınırı olan Suriye'yi bir de bu taraftan 'İsrail'lilendirmek', resmen ve hükmen kuşatma altına almak. Üstelik bir de 'Ortadoğu'da barışı getirecek' ülkeyiz, İsrail ve ABD nedeniyle kaynayan bölgede, 'arabuluculuk' gibi nosyonlar üzerinden, 'Osmanlının torunu' vasfı üzerinden, atmalara doyamadığımız bir hava var. Şimdi birileri kalkıp, aydın milletinin "Aman canım komplo teorisi bunlar" diye küçümsediği şeye inansa, çok mu yersiz olur? Hani o teoriler; İsrail Türkiye'nin güney şeridi üzerine epeydir plan yapıyor, Büyük Ortadoğu Projesi aslında Büyük İsrail projesidir, bunun da alt yapısı kurulmaya çalışılmaktadır' şeklindeki teoriler...
Yoksa maksat Kürtleri denetlemek,onların olası bölünme planlarına ve politik dayatmalarına setçek-mek midir? Bu iş için İsrail, fazla iddialı ve fazla tehlikeli bir iç güveysi değil mi?
Teorileri bilmem ama ilk duyduğumda bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkan bir tespiti vardı dış politika uzmanı arkadaşımın, onu düşünüyorum şimdi. "Davos çıkışından sonra, onu aşkın Türk uçağı düştü", demişti. "Ve İsrail gerek bu uçaklara yerleştirilen kontrol sistemlerinde gerekse onların uzaktan kumanda edilmesinde oldukça iyi bir ülkedir. Ne tuhaftır ki kimse bunları araştırmıyor"
- Suriye'de neler oluyor?12 dakika önce
- Kreş krizinin satır arası: Kırk katır mı kırk satır mı?2 gün önce
- ABD Hollanda'yı işgal eder mi?4 gün önce
- Kırmızı çizgileriniz olsun1 hafta önce
- Diğer siyasetçilere örnek olsun diye mi?1 hafta önce
- Ankara erken mi sevindi?1 hafta önce
- Trump'ın kazanması Türkiye'yi kuzey Suriye konusunda hareketlendirecek mi?3 hafta önce
- Suruç'ta beliren çözüm, büyük barışın habercisi olsun1 ay önce
- Silahlar susmadan demokrasi gelir mi?1 ay önce
- Bahçeli'nin tarihi çağrısı ve TUSAŞ saldırısı1 ay önce