Ezber bozan bir durum: Erzurum
YENİ Anayasa Platformu'nun il il dolaşarak halka yeni Anayasa taleplerini sorduğunu ve kurulacak alt komisyonda değerlendirilmek üzere "1 milyon talep" sloganıyla yoluna devam ettiğini geçen yazımda anlatmıştım. Kars'ta gerçekleşen verimli ve hassas toplantı pek çok açıdan öğretici oldu benim adıma. Ama Kars'a "öğretici" diyecek isek, Erzurum'a uygun düşecek tek sıfat "şaşırtıcı" olur. Baskıcı ve mutaassıp dokusu ile bir şehir efsanesi halini almış Erzurum'dan "kadın-erkek eşitliğinin hayata geçirilmesini" isteyen erkekler bile çıktı diyeyim, siz anlayın.
"Taşrada darbe demek, hayatınızın kayması demektir" diyen bir konuşmacı; 80 darbesiyle nasıl okulunu terk etmek zorunda kaldığını ve altı-yedi kardeş nasıl açlığın eşiğine geldiklerini anlattığında "askeri vesayet" denilen şeyin laf kalabalığından ibaret olmadığını yeniden, iliklerimize kadar hissettik.
50 yaşlarında eğitimci bir kadın söz alıp "darbeci askerlerle uğraşın ama darbeci ailelerle de yüzleşin!" dediğinde ise resmen afalladık. "Ben bölgede pek çok yerde öğretmenlik yaptım. Kaç çocuğumu, kaç öğrencimi 'aile meclisi' kararıyla töre cinayetlerine kurban verdim biliyor musunuz? Öğrencilerimin hayatına darbe vuran 'aileler' ile de hesaplaşan bir sistem istiyorum." Bunu söyleyen başörtülü bir kadındı aynı zamanda.
GÖBEĞİMİ KAŞIMAM BULMACA ÇÖZERİM
Muhsin Bey, yeni Anayasa için hoş bir kriter getirdi sonra: Benim de anlayabileceğim bir Anayasa istiyorum. Ben kim miyim? Bulmaca çözen adam...
Kimi Kürt konuşmacılar, "Ben Kürt'üm, bu ülkenin birlik ve beraberliği önemlidir, bunun bozulmasını istemem" mealinde sözler sarf ettikleri için diğerleri tarafından "ti"ye alındılar. (PKK'ya ödün vermeyen Erzurum'dan barışçıl "kimlik" sesi, kültürel hak diskuru yükseliyor.)
Başörtülü bir genç kız, "Biz bu devlete 'baba' dedik, ama o bize iyi bir evlat olma şansını hiç vermedi. 'Kamusal alan' engel olmasın artık kimseye" derken neredeyse ağlayacaktı.
Bir diğeri "kamu yararı"nı sorguladı: "İdare mahkemeleri, davalı idareden savunma istediğinde adamlar 'kamu yararı' diyor, dava lehlerine sonuçlanıyor. Bu nasıl adalet? Toplum için iyi bir şey yapacaksanız işe 'kamu yararı'nı yeniden tanımlayarak başlayın."
Ve hepsi son derece anlamlı olan yüzlerce görüşten seçmece yapmak zorunda olmanın burukluğu. ...
■ Meclis'te kendi seçtiğimiz vekilleri görmek istiyoruz, parti başkanlarının adamlarını değil.
■ Hükümet makul protesto eylemlerinde öğrenci dövülmesine izin vermesin!
■ Dinim her yerde tartışılıyor. Ama ben değiştirilemez maddeleri tartışamıyorum. Gerçek bir hukuk devleti istiyorum.
■ Genel ahlak, kamu düzeni gibi kavramlar farklılıkları törpülemek için konmuş. Bunlar kaldırılmalı. Ben gencim ve geleceğin değil bugünün teminatıyım. İçki içip içmeyeceğime karar verecek durumdayım.
■ Demokratik özerklik meselesini tartışmayan Başbakan'ımız, başkanlık sistemini tartışmamızı istiyor. Neden?
■ Çok devlet diyen Anayasa değil, çok millet diyen Anayasa istiyoruz.
■ Burada taş ocağı sahibi bir adam işiyle ilgili gerekli izinleri alabilmek için 6 ay Ankara'da bekliyor. Ben durmadan Ankara'ya gidip gelmek istemiyorum. Federasyon olsun.
■ Özgürlükleri yazıp sonra ancaaak, fakaaat diyerek geri alan bir Anayasa istemiyoruz.
Erzurum, genel hatları itibarıyla elbette dindar ve muhafazakâr bir kent. Ama başka duyarlılıkları yutmayan, homojen olmayan bir uyum vardı burada. Yat borusu gibi değil, çoksesli.
Ve biraz şaşırdım. Değişmiş mi, hep yanlış mı anlatılmış, emin olamadım.