Aynur Bayram'a haddini bildirmeyin, oy verin...
BÜTÜN gazeteciler ve televizyoncular anlı şanlı iktidar partisini ve onun anlı şanlı muhalif muarızlarını izliyor. Kimi bağımsız adaylar şimdiden medyatik. Biri hariç. O sessiz sedasız, kırgın, telaşlı ve kimsesiz, kıt kanaat imkânlarıyla tek başına seçim çalışması yürütüyor. O kişi Aynur Bayram. Ankara ikinci bölge bağımsız adayı. Başörtülü, genç bir gazeteci. Ne hazindir ki, bir grup kadının düzenlediği, ben ve bazı yazar arkadaşlarımın da sözcülüğünü yaptığı, "Başörtülü vekil yoksa oy da yok" kampanyasına ilgi gösteren ulusal medya ve dahi mütedeyyin insanların yönettiği medyalar; hiçbiri başörtülü milletvekili adayı Aynur Bayram'a tek satır yer vermedi, beş dakika için bile ekranlarında yer açmadı. Aynur'u, Hollanda basını (Opzij Dergisi ve devlet televizyonu) gördü, Çek televizyonu geldi çekimler yaptı, El Cezire gayet ayrıntılı bir şekilde yer verdi, ama tek bir ulusal kanal sesini duyurması için mikrofon tutmadı.
Bu karartmanın içerdiği nadanlığı anlamaya çalışmak bile içimi bulandırıyor. Çünkü Aynur Bayram'ın sloganı gayet manidar: "Başörtüsü sorununu ben çözeceğim" diyor ve eğer kazanırsa olacak olanların bir haber değeri var. Ancak anlaşılan o ki, başörtüsüyle siyaset yapmaya girişen kadına "haddini bildirmenin" çeşit çeşit yolu var.
SEÇMENE SESLENİŞİMDİR
The Economist'in kalkıp CHP'ye oy istediği bir ortamda ben de duracak değilim.
Sevgili Ankara 2. Bölge seçmeni, sizden Aynur Bayram için oy istiyorum.
İnançlarını yaşamak noktasında sıkıntı çekmiş, nihayet sorunlarının aşıldığını düşündüğü için oyunu bölmeme noktasına kilitlenmiş, cemaatli/cemaatsiz bütün mütedeyyinler! Aynur Bayram Meclis'e girerse, bir daha kimse "Bu kadına haddini bildirin!" diyemeyecek. Bunu bir düşünün.
Sivil-askeri bürokratik oligarşiye karşı bunca mesafe alınmış iken, "safları sıklaştırma" gibi, güç ve nüfuz artırmak gibi dinen hiç de zaruri olmayan kaygılar yüzünden Aynur Bayram'dan oy esirgerseniz, bundan kelli her "halkın değerleri", "milletin inancı" söyleminde ayağınız çukura girer. Haklı şikâyetinizde haksız duruma düşersiniz. Bunu bir düşünün.
HANGİ BAĞIN GÜLÜSÜNÜZ?
Aynur Bayram'ın oy azlığından ötürü Meclis'e giremediği bir ülkede, "Bu generaller, bu Kemalistler, bu Ergenekoncular, kadınların başörtüsüne bile düşman düştüler" dediğinizde, Ankara 2. Bölge'yi gösterir ve sorarlar size: "Altındağ, Akyurt, Ayaş, Beypazarı, Çubuk, Çamlıdere, Elmadağ, Güdül, Kalecik, Kazan, Keçiören, Kızılcahamam, Nallıhan, Pursaklar, Yenimahalle'de oturanların hepsi general miydi? Hepsi Ergenekoncu muydu?" Bayram'ı Meclis'e sokamazsanız, Merve Kavakçı'ya karşı kaplan kesilip ritim tutan o güruh ile "aynı bağın gülüsünüz" demektir... Bunu bir düşünün. Hangi bağın gülüsünüz? Başörtüsünün siyasi malzeme haline getirilmesinden bıkmış, laik ve demokrat Ankara 2. Bölge seçmeni! Sen de Aynur Bayram'a oy ver. Bil ki bu sorun, ancak söz konusu ayrımcılık giderilebilirse istismar nesnesi olmaktan çıkar. Meclis'teki başörtülüden korkma. Eğer bir şeyden korkman gerekiyorsa, okuması, çalışması, sosyalleşmesi, hayata katılması engellenmiş kadınların doğurup büyüttüğü erkeklerden kork.
"AK Parti nasılsa ileride bunu gerçekleştirir, hem başörtülü vekil çok da elzem değil" diyen arkadaş! Aynur Bayram'a oy ver, çünkü AK Parti zaten kazanacak. Aynur da hizmet ehli, canını dişine takarak çalışacak bir kız, daha ne istersin? Ayrıca bak, eşin de kızın da başörtülü. Unutma ki, Meclis ve dahi siyaset alanından dışlanmış kimlikler, çoğunluk bile olsalar, toplum hayatında da hep yanaşma, hep besleme muamelesi görmeye maruz kalırlar. Üniversiteden kovulan, özel üniversitede de hayat alanı bulamadı, devlet dairesinden kovulan özel sektörde de istismar edildi. Bunu yaşadık, gördük. Meclis, kamusal hayatın ve toplumsal ilişkilerin aynasıdır, o aynada yansımayan pratik olarak var olsa bile, teorik olarak "yok"tur. Unutma, kızına ve onun doğurduğu çocuklara borçlu olduğun gelecek, Aynur Bayram ismine basacağın mühürle şekillenecektir.