Pasta kuyruğunda 'ekmek'ten bahsetmek
EKMEL Bey’in perşembe günü yaptığı lansman toplantısına davet edilmiştim. Ancak ramazan münasebetiyle yaşadığım bazı sağlık sorunları elvermediği için gidemedim. İsmi öne çıktığı günden beri kendisine bazı eleştiriler yönelten birini davet edebiliyor olmalarını takdire şayan buluyorum. Toleransa ve medya mensubunun fikir özgürlüğüne saygı göndermesi yapan bu tavır, basınla ve halkla ilişkiler anlamında benzerine az rastlanan bir esneklik içeriyordu ve olumlu bir başlangıçtı. Fakat İhsanoğlu’nun sloganı ve logosu ortaya çıkınca, söz konusu başlangıcın sürdürülebilir olmadığı da ortaya çıktı. Sözgelimi “Ekmek için Ekmeleddin” diye bir slogan üretilmişti. Önce şaka sandım, maalesef değildi. Nitekim yarattığı gülme hissi bir süre sonra yerini üzüntüye bıraktı. Zira her bakımdan yanlış bir slogan seçimiydi.
Çünkü:
İsme slogan uydurma işi, Ekmeleddin İhsanoğlu ismi üzerine yapılan kimi oldukça seviyesiz espri denemelerinin altını çizmişti.
“Ekmek” vaadi Ekmel Bey’in savunduğu Cumhurbaşkanlığı tarzıyla çelişiyordu. “İcra makamı başbakanlıktır. Cumhurbaşkanı yol gösterir, yol yapmaz. Yolu hükümet yapar” demişti. Sürekli olarak Cumhurbaşkanlığı makamının icra makamı olmayacağından bahseden biri, halka neyin aşını, neyin ekmeğini vaat edebilirdi? Etse de ciddiye alınabilir miydi?
Kaldı ki “ekmek” bugünün Türkiye’sinde yaşayan halkın yeni arzularını ve taleplerini temsil ediyor muydu? Hayır. AK Parti’nin en ateşli karşıtının bile bu hükümet döneminde sağlanan “ekonomik büyüme” ve “refah düzeyinin artması” olgularını kabullendiği, muhalefetini “ekonomik büyümenin bedelleri var ama...” üzerine kurduğu bir devirde, “yoksulluk” göndermesi yapan bir gıdanın bugünün Türkiye’sinin sorunlarını temsil ettiğini, talebi doğru okuduğunu söyleyebilir miydik? Hayır. Kişi başına düşen milli geliri dörder sekizer katlamış bir hükümetin başına ‘ekmek’ ile mukabele etmek gerçeğe dokunan bir slogan mıdır? Hayır. Gerçek şu ki, AK Parti’nin icraatı ne kadar eleştirilebilir olursa olsun, hakkının teslimini gerektiren bir konu var, o da Erdoğan başkanlığındaki hükümetin Türkiye’yi ekmek derdinden alıp pastanın kıyısına getirmiş olması. Orta sınıfı genişletmiş olması, pastanın tadına ilk kez bu dönemde bakan insan kitlesini çoğaltmış olması. Bu orta sınıfın karşısına, resmiyle, logosuyla bildiğin gerçek somun ekmeği çıkarıp koymak, “O pastayı atıyoruz, hep beraber yeniden ekmeğe dönüyoruz” demekten farklı değil. Bu mesajı anlamlı bulanlar vardır kuşkusuz, ama İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapması beklenen % 51 cazip bulur mu? Sanmam.
Söz konusu çıkış, özetle “Ekmek huzurda, huzur da uzlaşmada” diye tevil ediliyor İhsanoğlu ve ekibi tarafından. Kimle uzlaşmayı salık veriyor İhsanoğlu? İsrail-Filistin çekişmesinde önerdiği “tarafsızlık” kimin arzusu ve rızasını kazanmaya müteallik ise onlarla. Egemenlerle. Affetsin ama Netanyahu’nun Gazze’nin üzerine, yaşlı kadınların ve çocukların üzerine zalimce bomba yağdırdığı şu günlerde bu çağrı, barış önerisi gibi değil, üç maymun pazarlığı gibi geliyor kulağa. Kötü geliyor. Ah evet, “Ben öyle demedim” diyor. Ama bakınız Taha Akyol’un programındaki ifade şöyle: “...İsrail’in realitesini tanıyan ilk devletlerden biri Türkiye’dir. Arap ülkelerinden de İsrail’i tanıyan çok devlet var. (...) Kudüs işgal edildiği zaman koruyabilecek tek devlet Türkiye idi. Bu münasebetle Türkiye’nin İsrail’le olan münasebetlerinde, hem Arap dünyasının hem İslam dünyasının hem de Türkiye’nin menfaatleri adına, Türkiye’nin taraf tutmaması lazım.” Buradan Ekmeleddin Bey, İsrail’in tarafında anlamı çıkmaz elbette. Ama diline pelesenk ettiği “huzur” adına, benzin içirilip yakılan Muhammed’i gördüğümüzde arkamızı dönelim, kulak arkası edelim anlamı pekâlâ çıkar. Hoş, Erdoğan ses çıkarana kadar Netanyahu’nun Gazze’ye yaptıklarını manşetten vermeye değer görmeyen taraftar basınımın haline bakarak bile, “Bütün buralar zaten İhsanoğlu çizgisinde!” bile diyebiliriz. Asayiş hazin biçimde berkemaldir, millet pastasının derdindedir. O zaman şunu soralım: Hangi kalabalıklar, “Açılın, Gazze için Filistin’e gideceğiz” diye maraza çıkarıp huzur bozmuştur da, Ekmeleddin Bey ve taifesi “Huzur da huzur” diye tutturmaktadır? Anlayan varsa beri gelsin.