İSTANBUL sahnelerinde şu ara en fazla adı geçen 2 isim olan Deniz Seki ve Yaşar’ın 90’larda hayatımıza katılmış olması dikkatimi çekti. Deniz Seki her salı People’da karaborsa giderken, Yaşar’ı Vadi İstanbul’un içine açılan yeni Jolly Joker’de yakaladım. Jolly Joker’i herkes gibi Beyoğlu’nda tanıyıp sevenler yeni mekânı görünce ilk başta benim gibi şaşıracaklar tabii. Koca bir konser alanını ayakta ve loca bölümleri olarak ayıran mekân, müşterilerinin keyifli bir gece geçirmesi için planlamış her şeyi.

Yaşar sahneye yeni albümünden bir şarkıyla geldiğinde ilk önce sessizlik oluyor. Yeni şarkıya adapte olamamış seyirciler, şarkıcıyı görmenin keyfini yaşıyor ilk başta. Sonrasında Yaşar ‘O’nun Vedası’, ‘Kör Bıçak’ ve ‘Sebepsiz Fırtına’yı arka arkaya bir söylüyor, sağlı sollu kroşeler yiyen boksörler gibi neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Ne kadar çok Yaşar şarkısını ezbere bildiğinize inanamıyorsunuz. Hayatımızın demirbaşlarından biriymiş Yaşar, ben o gece anladım.

***********

MÜZEDE BİR GECE

BU pazartesi İstanbul sanatsal bir aktiviteyle haftaya başladı. İstanbul Modern’in kapalı olduğu gün seçilerek normalde eserlerin sergilendiği salonun ortasına kurulan sahnede Mert Fırat’ın başrolünü oynadığı ‘Joseph K.’ oyunu sahnelendi. Mastercard’ın düzenlediği gece sayesinde her zaman bayıla bayıla gittiğimiz müzede bir başka hatıramız oldu.

Geçen seneden beri sahnelenen ‘Joseph K.’ isimli oyun Kafka’nın ‘Dava’sının modern versiyonu olan bir kara komedi. Genel olarak tüm gözler sahnede şortuyla spor yapan Mert Fırat’a kilitlense de sahnede izlediğimiz oyunculuklar müthişti.

Bir kere Didem Balçın’a dizilerde kötü kadın rolü biçilse de onun komedide ne kadar güçlü olduğunu bilmeyen yok. Yine en fazla onun bölümlerinde kahkaha atıldı. Onur Dilber ve ‘Güldür Güldür’ ekibinden Özgün Aydın’ın saniyesinde değiştirdiği karakterleri bayıla bayıla izledik.

Hareketli sahne sistemiyle kendinizi oyunun içine dahil olmuş gibi hissettiğiniz, tek perdelik, müthiş bir oyun. Bürokrasi karşısında ne kadar aciz olduğumuzu anlatırken ağlanacak halinize gülmeye başlıyorsunuz.

***********

LOS ANGELES ETKİLEŞİMLERİ 

LOS Angeles sokaklarında gezime devam ederken, tabii ki okumak için şehre yerleşen Aleyna Tilki’yi gözlerim aradı. Ona ulaşamasam da aynı uçakta gittiğimiz için yolunu kestiğim dâhi piyanist/ müzik adamı Ali Tolga Demirtaş’la uzun uzun sohbet ettim. Son olarak Sezen Aksu’nun remiks albümündeki ‘Hakkımda Konuşmuşsun’ ve ‘Baba Evi’ remiksleriyle öne çıkan müzisyen de bir süre Los Angeles semalarında yaşayıp orada müzik yapmak isteyenlerden.

‘Batman’ filmlerinin, ‘Gladyatör’ ve ‘Karayip Korsanları’ gibi yapımların müziklerini hazırlayan kompozitör Hans Zimmer onunla çalışmak isteyenler arasında. Ben oradayken Capitol Records ile bir görüşmesi vardı ayrıca. The Beatles, Frank Sinatra’dan tutun da günümüzde Katty Perry, 50 Cent, Sam Smith, Coldplay gibi isimleri bünyesinde barındıran bu şirkette bir Türk besteciye yer açılsa efsane olmaz mı?

Tabii işin bir de Aleyna Tilki cephesi var ki, İstanbul’da başladıkları müzikal çalışmalarına Los Angeles’ta devam ederlerse ortalık yanabilir. Gelişmeleri fena halde merak ediyorum.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!