Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bıraktığım yerden hızla devam eden İstanbul eğlence hayatına hızlı bir bakış atmak istiyorum bugün. En son Asmalımescit'in dışına taşan eğlenceden bahsedip Public hikayeleri anlatmıştım size. Güzel yemekleri ve sade dekorasyonu sayesinde şık ama rahat bir kafe-restoran olarak hayata başlayan Public, artık kapısındaki güvenliği, hafta içi bile bangır bangır çalan DJ'leriyle kulüp ortamını aratmıyor. Hemen yanına açılan Miss Pizza'da benzer bir yoğunluk yaşanmakta. Miss Pizza'nın önündeki veranda tadındaki bölümde oturmak çok keyifli özellikle. Public'te bunalan hava almaya oraya gidiyor. Yeni yeni şenlenmeye başlayan Jurnal sokağın son gözdesi ise Journal 17. restoran ve bar bölümü bulunan mekanın ışıklandırması yok denecek kadar az. Artık bu kadar loş kulüpler kalmadı ama içeride çalan soundlar yabana atılacak gibi değil. NuPera'nın içine açılan Lilbitz ise Sema Türker'in son harikası. Burada da yemek yiyebiliyorsunuz ama asıl amaç eğlence. Çarşamba ve perşembe özel partiler yapılcakmış. Zaten bu tip mekanlarda cuma-cumartesi kesin bir yoğunluk olduğundan parti işini çarşamba-perşembe günleri yapmaya başladılar. Hazır Lilbitz'den bahsederken limoncello'larını anmadan geçemeyceğim, muhakkak denemeniz lazım.

        CUMARTESİ PARTİLERİ

        Bu kadar Taksim bölgesi mekanının yanında savaşa Kuruçeşme'den katılan Funfatale'de cumartesi gündüz partileriyle dikkat çekiyor. Geçen hafta cumartesi 16.00'da gittiğim mekanda 17.00'de sarhoş oldum. Piyasada tek geçtiğim DJ Serhan (A.K.A Discoman)'in çaldığı parti gayet eğlenceliydi. İçki sonrası acıkıp Funfatale'in bistrosuna teslim ettim kendimi ve İstanbul'un en güzel hamburgerlerinden biriyle tanıştım. Hamburger severleri buradan uyandırayım. Bu cumartesi de tekrarlanacak gündüz partisinin en mantıklı tarafı da eve erken dönebilme ihtimaliniz. Dozunda eğlence sayesinde cumartesinizi sokaklara gömmüyorsunuz. Ayrıca erken eve dönüp pazarınızı da tadında geçiriyorsunuz fena mı?

        Servis eksikliği

        Hani tüm çok seyahat eden yazarlar gibi ben de yazılarımın bir kısmını THY'nin rötarlarına ayırmışımdır doğal olarak. Fakat bu yazıyı yazdığım Floransa'ya gitmek için Alitalia'yı tercih edince THY'nin önemini anladım. Öğle saatlerindeki uçağımıza biraz geç kaldığımız için yemek yemeyip, nasıl olsa uçakta verirler mantığını yürürlüğe sokmuştuk. Ama görevliler içmek için birşeyler ve tuzlu krakerleri önümüze atıp çekiliverdi! Bir de uçuş görevlilerini görseniz, karizmaları yıkılıyor. Sanki pilot otomatiğe almış da içecek servisine gelmiş gibi görünüyor. O kadar ki, ikinci bardak şarabı istemeye çekindik. Yurtdışındaki uçuşlarda suyu bile parayla alıyoruz evet ama İstanbul çıkışında insan ilgi istiyor, sevgi istiyor. Haksız mıyım?

        2010 trendleri

        Hafta sonu eki HT Cumartesi için 2010'da erkek modası trendlerini sordular bana. Aklıma gelen ilk şey tüm sene yaz-kış demeden taktığım papyonumdan kurtulacağımdan dolayı duyduğum haz oldu! Öyle ya, popüler olsun diye bu kadar uğraştıktan sonra takmasam olmazdı, sürekli öyle dolaştım. Bir de kulüplerde içkisi elinde bar köşesinde çene çalan bir tip olsam hiç mühüm değil de dans pistinden inmediğim için ter içinde kalıyordum. Allah'tan 2010'a geldik de yepyeni akımlarla başınızı şişireceğim. İlk ip uçlarını bu hafta HT Cumartesi'ye söyledim. Geri kalanları da çözmek için şu an Floransa'daki Pitti Uomo erkek giyim fuarındayım. Ayrıntılar ise çok yakında, tabii ki, burada!

        Diğer Yazılar