Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SON dönemde 'Aşk Tesadüfleri Sever' filminden o kadar bahsedildi ki, Ankara'ya gidip oradaki mekânları da görmek farz oldu. Sonuçta hakikaten Ankara özürlüyüm. Çocukluğumda babam tarafından belki bin kere Anıtkabir'e götürülmüşlüğüm var ama sonrasında bir iki günlük kaçamaklardan doğru düzgün gezemedim. Uçaktan iner inmez de Ankara'nın en havalı kafelerinden Kuki'ye adım attım. Hava olarak İstanbul Lucca'ya benzeyen ve pastalarının dillere destan olduğu bir mekân. Şef Soner Şen'in yemekleri de çok beğeniliyormuş Ankara'da. Ben kırmızı şarapta pişirilmiş armut soslu tavuk yedim mesela, enfesti.

        GECE HAYATI GAYET GÜZEL

        Ardından filmin en romantik sahnelerinden birinin çekildiği Kafemiz'e gittim. Burası da bahçeli bir evden döndürülme acayip sıcak bir kafe. Hatta ka-fenin üstünde mekânın sahibi Boğaç Üner'in aile büyükleri oturuyormuş. Mekâna girer girmez görgüsüz gibi "Hangi masada çekildi acaba?" diye sormayı unutmayıp orada da biraz oyalandım. Ayaküstü Boğaç Bey'le de konuşma imkânım oldu. Yavaştan İstanbul piyasasına da girmeye hazırlanıyormuş. İşi haricinde zevki için yunus eğitmenliği de yapan çok enteresan biri, İstanbul piyasası eminim onu sever. Hafta içi film ekibini çağırmış, Kafemiz'-de yemek yiyeceklermiş hatta. Ankara'nın gece hayatına da göz atalım diye çıktık otelden, Mickey's den yayılan müziğe kulak verdik ilk önce ama şansımızı son dönemin en popüleri Flat X2'den kullandık. Çarşamba gecesi ve harika gençlik oradaydı. Sonrasında gittiğimiz Meet'te ise Türkçe gecesi varmış, yaş ortalaması 22'ydi bu arada. Aslında filmde bolca geçen Manhattan'a da gitmek isterdim ama buz gibi soğuk beni odama yöneltti...

        Ankara önerisi

        GECE gezmelerinde karşılaştığım bir sürü gencin dilinde aynı cümle var "Ankara'da hiçbir şey yok!" Gençler az mekân olduğundan ve hep aynı yerlere gitmek zorunda kaldıklarından şikâyetçi. Alışkanlıklar mı değişse acaba diye bahsederken Ankara Devlet Opera ve Balesi-'nin eserlerine meraklı olup olmadıklarını konuştuk. Çünkü sanat açısından Ankara gençliği şu anda önde, bizim boşaltılmış bir AKM'miz var ama onların salonları sağlam! Ben mesela hemen Okan Demiriş'in yazdığı Yusuf ile Züley-

        ha operasının galasına gittim, çok etkileyiciydi.

        Hem Türkçe bir opera izlemek hem de insanın dimağını açan bir müzik dinlemek benzersizdi. Şu an ülkenin en iyi tenoru olan Aykut Çınar da başrolde. Bas Gürhan Gürgen ise tam bir star, sahnede izlemeniz lazım. Ankaralılar, size her zaman direkt bir tavsiye verme olanağım olmuyor ama Yusuf ile Züleyha kaçmaz...

        4D defile mi dediniz?

        PERŞEMBE akşamı Binbirdirek Sarnıcı'nı heyecanlı bir kalabalık doldurdu. Netvvork'ün verdiğij davete biraz erken gitmişim ama ev sahibi Cem Boyner çoktan varmış ve konuklarını karşılıyordu. Onun dışında artık her yerde görünme adına yeni Ece Sükan olarak nitelendirebileceğimiz Serenay Sarıkaya da davetteydi. Ama en çok ilgiyi 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' dizisinin Caroline'i aldı galiba. Neyse, içme ve öpüşme faslı tamamlanınca tarihi mekânın direklerine yansıtılarak hazırlanan 3D defile başladı. Enteresan bir fikir, güzel de uygulanmış ama giriş bölümünü biraz uzatınca sıkıldık. Sonra Network'ün parfümü tanıtılırken havaya Timeless isimli bu parfüm sıkılınca bu sefer defilenin boyutu 4'e çıktı. Güçlü bir sunum yapmışlar ona söz yok. Fakat Sienna Miller'ın Netvvork'ün yüzü olması çok heyecanlı gelmedi bana. New York Prince Street'te, altında gri eşofmanı, elinde yeni aldığı kahvesiyle birçok kez karşılaştığım Sienna'nın o kadar sakil hallerini gördüm ki, çok etkilenemiyorum sanırım. Ama erkek manken Patrick Petitjean'ın bu çekimlere çok uygun olduğunu söyleyebilirim.

        Diğer Yazılar