Uyurgezer Nesil
GEÇTİĞİMİZ hafta Whitney Houston'ı kaybettiğimizde, 3 sene öncesindeki Grammy ya da MTV ödül törenlerinde ödül almayan kimseyi tanımayan yeni nesilden "Kim bu kadın?" şeklinde sesler yükseldi. Dünya üzerinde en fazla ödüle sahip olan sanatçılardan birinin varlığından haberi yok birçok gencin! "Artık internet var. Gençler her şeyi araştırıyor, biliyor" diyoruz ama bir kısmı da burnuna bir şey sokulmadan haberdar olmama yolunu seçiyor. Müzik adına Reykjavik'te çıkan küçük bir grubu dinleyen araştırmacı gençler var ama bunun yanı sıra sadece aldığı ödüle, liste başarısına ve klibe göre isim takibi yapan gençler çoğunlukta. Bir film izlemek için de IMDB'nin 7 ve üzeri bir not vermesi yetiyor bu gençliğe! Yönetmenmiş, senaristmiş hiç önemi yok! İşin kötüsü artık araştırmacı okul döneminden acı iş hayatına direkt geçiş yapıldığı için, okulda dinledikleriyle kalan, 35 yaşına gelse de en iyi bildiği yönetmen 'Scream' serisinden Wes Craven olan bir nesil büyüyor ve bu durum beni korkutuyor. Çünkü aynı nesil birbirinin benzeri, berbat ötesi şarkıları ayakta alkışlıyor. Şarkıcıların çoğu her sene farklı saç modelleriyle, çıkıp önceki şarkılarının bir benzerini söylüyor fakat itiraz eden yok! Çocuklarınızın etini-sütünü eksik etmiyorsunuz ama kültürü konusunda ne düşünüyorsunuz merak ediyorum.
PRONET ne yapmaya çalışıyor?
BEN DE evimde alarm sistemi olarak Türkiye'nin genelinde olduğu gibi Pronet kullanıyorum. Bu zamana kadar çok şükür hırsız ya da darp yönünden hiçbir sorun yaşamadım ama son bir aydır Pronet' le yaşananlar kabak tadı vermeye başladı. İlk olarak bir arkadaşımın tüm rehberini Pronet'e verdiğini ve aynı hafta içinde alarm sistemi olsun-olmasın herkesin aranıp abonelik satılmaya çalışıldığını öğrendim. Geçtiğimiz pazar sabahı saat 10.30'da da, Pronet'çiler tarafından kapım çalınıp, memnuniyet derecem soruldu! Henüz uyuyor ve sırf "Bir şey mi oldu?" diye meraktan kapıyı açtığım için, sinirle kapıyı kapatıp doğru düzgün söylenemedim ama buradan açıklama yapayım. Yoğun çalışma hayatında insanların hayatında fazlasıyla önemli olan pazar günlerine böyle saçma bir yöntemle tecavüz edemezsiniz. Ne bu; alt tarafı bir güvenlik sistemi! Sorunu olan telefon açıp söyler zaten. İnsanların ne demesi gerekiyor? "Her şey çok güzel ama alarm sesine alışamadım, melodiye biraz bossa-nova katsanız olmaz mı?" kabul edilir mi? Tabi bu arada sistemi olmayan hanelere de alarm satmaya çalışıyorlar. Bu kadar itici bir pazarl ama sistemi olamaz, kapı kapı dolanıyorlar resmen. Bu saçma fikirleri bulan yetkililere buradan tebrikler...
Demek ki neymiş?
O SES Türkiye'nin finalini merak ettim. Tabii "O Ses" deyince insan bir şey bekliyor. Beni umutlandıran birkaç isim vardı ama bir baktım onlar çoktan elenmiş zaten. Kalanlar arasında Bihter, hırsının, 'ben oldum' havalarının kurbanı oldu. Küçük bir Burcu Güneş gördüm onun bakışlarında, Türk halkı yemez bunu. Fatma çok derin vurdu, "Eller kıymet bilmiyor anne" diye ağlak bir şarkı söyledi. Kesin birinci olur dedim ama ne mutlu ki artık herkes duruma uyanmış! Umarım sürekli ağlatan dizilerin de başına gelecek bu elenme durumu, merakla bekliyorum. Kalanlardan İbrahim'in sesi, Oğuz'un da sevimliliği, efendiliği vardı. "Kim kazandı?" elerseniz; Murat Boz kazandı! Bu yarışmayla öyle bir etkisi oldu ki Murat'ın, ekibinden kim kalsa birinci olacaktı. Bence hava hoş, eğlence dünyamızda gençler de söz sahibi olsun artık! Ajda-Sezen-Tarkan üçlüsüne alın size güçlü bir aday...