Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sizce de çok garip ilişkiler yok mu etrafınızda? Hayır canım “Bu adam bu kadınla nasıl beraber?” diye sorduğunuz ya da “Gencecik kız bu adamdan ne anlıyor?” diye ayıpladığınız ilişkilerden bahsetmiyorum. Aşkın alevinin tuhaf bir şekilde canlandırıldığı ilişkilerden bahsediyorum. Örnek vermek gerekirse; Fahriye Evcen-Özcan Deniz’in ayrılma ve birleşmelerden oluşan mutlu aşkı. Mutlu aşk diyorum çünkü sonuç olarak kimse ikisini de silah zoruyla bir araya getirmiyor. Başlarında “Bu nikâh olacak” diye direten ailelerin de olduğunu hiç sanmıyorum. İlişkilerinin beslenme durumu bu sadece. Aslına bakarsanız Azra Akın ve Kıvanç Tatlıtuğ hikâyesinde de bu tip bir gerilim var. Millet onların birleşip ayrılmalarıyla dalga geçse de onlar kimseye aldırış etmeden ilişkilerini yeniden başlatabiliyorlar. Başlatacaklar da tabii, bu hayat onların ve kimseye verecek en ufak hesapları yok. Ama insan merak ediyor, bir dargın bir barışık nasıl yaşanıyor? Benim başıma hiç gelmedi doğrusu. Ayrıldıktan sonra en fazla bir kere daha denemişimdir, sonrası benim için vakit kaybıdır. Ama bu tip ilişkilerde durum öyle değil. Aynı sendromu yaşayan bir çift arkadaşım olmuştu. Hemen her hafta saçma sapan bir nedenden dolayı kavga başlatılıyor, kapılar vuruluyor, savaş baltaları havada uçuyordu. Ama bir saat sonra ortalık süt liman, hiçbir şey olmamış gibi... Bu, olayın kolay tarafı tabii ki. Bir de 6 ayda bir gözyaşıyla gelen ayrılıklar... Bu ayrılık sırasında çift birbirinden nefret ediyor, adını bile duymak istemiyor. Tabii ki yeni tenler, heyecanlar da araya giriyor. Sonrasında tam bu sefer unuttular birbirlerini derken “pat” diye yeniden başlıyordu beraberlik. Harcanan enerjiye yazık yahu. Konuya “Daha iyisini bulamadıkları için birbirlerine dönüyorlar” diye de bakabilirsiniz ama bence bu durum baş edilemeyen alışkanlık krizleriyle alakalı. Çiftlerden biri en zayıf anında yalnızken bir mesaj sallıyor ve hikâye başa dönüyor. Milletin ilişkisi hakkında yorum yapmak hoş değil ama konunun normal olmadığı hakkında kafa patlatsalar hiç fena olmaz.

        YALANCI İFTARCILAR

        Ramazanın tek katlanamadığım görüntüsü, arkadaşlarına iftar yemeği verip kameraları çağıran ünlüler. Sorsanız kendilerine “Gelenekleri yaşatmaya çalışıyoruz” diye kıvırırlar olayı ama işin Türkçe’sinin “Biz başka türlü haber olamıyoruz, bari bu şekilde ekranda yüzümüz gözüksün” olduğunu bilmeyen kaldı mı? Büyük olasılıkla mekânı da kamera vaadiyle bedavaya getirip cebinden 5 kuruş harcamadan kotarıyorlardır yemeği. Size bir şey söyleyeyim mi, o kadar samimiyetsiz bir durum olarak görüyorum ki, oruç tuttuklarından bile şüpheliyim aslında. Madem böyle bir amacın var, çağır etrafındaki garibanları ve karınlarını doyur. Sevaba girmiş olursun ama o zaman da kameralar gelmez değil mi, haklısınız...

        DÜNYANIN PEŞİNDE OLDUĞU TÜRK

        Dünkü Habertürk’te “Dünya bu Türk’ün peşinde” diye bir haber görünce merak ettim hemen okumaya başladım. Okumaya başlamadan önce de, “Yaşasın yine sanat ya da tasarım adına bir şeyler yaptık” diye sevindim. Öyle ya, Olimpiyatlar’da pek başarılı olamadık, sporcularımızın peşine düşecek değiller, çok daha iyileri var ellerinde. Zaten bir alttaki satırı okuyunca hevesim kursağımda kaldı. Meğer Timur Mert adlı kardeşimiz 25 milyon sterlinlik KDV borcu yüzünden aranıyormuş. Başka bahara kaldı sevincim, iyi mi?

        Diğer Yazılar